Geçürme ‘Ömrüñi Âh Âh Ulu Sübhânı İsterseñ
İstersen redifiyle ömrü boşa geçirmemeyi, Hak ile bâtılı ayırmayı, mürşide yönelmeyi ve nefsin renklerini terk etmeyi şartlı öğütler hâlinde sıralar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Geçürme ‘ömrüñi âh âh ulu Sübhânı isterseñ
Soñuñda dinmesün eyvâh şehenşâhânı isterseñ
1Ulu Sübhân'ı istiyorsan ömrünü ah vah ederek geçirme;
2hükümdarların hükümdarını istiyorsan sonunda ‘eyvah’ın dinmesin.
- 2
Seçüp sen Hakkı bâtıldan esmâların bunda
Hakkıñ tevfîkine ir şâh sen ol dîvânı isterseñ
1Burada Hakk'ı bâtıldan ayırıp manevî yolun adlarını seç;
2o divanı istiyorsan Hakk'ın yardımına eriş, ey şah.
İkinci beyit yolu bir ayırt etme işine dönüştürür: Hak ile bâtılı seçmek, “sülûk esmâsı” denen adları da bu ayrımın içinde öğrenmek. “Bunda” sözü işin başka bir âlemde değil burada görüleceğini söyler. Ödül de yine bir ulaşmadır; şaha yakışan şey “tevfîk”, yani Hakk'ın yardımına erişmektir.
- 3
Teveccüh eyle mürşide yüzüñ tut râbıtañ şeyhiñ
Diliñ tevhîd ide ol mâh gelüp sultânı isterseñ
1Mürşide yönel; yüzünü çevir, bağın şeyhin olsun;
2O ayın gelip sultan olmasını istersen dilin tevhid etsin.
Bu beyit üç ayrı organı görevlendirir: yüz mürşide dönecek, bağ şeyhle kurulacak, dil tevhid edecektir. “Râbıta” sözü ilişkiyi geçici bir duygudan çıkarıp sürekli bir bağlantı hâline getirir. İstenen şey de kişisel bir kazanç değil, “ol mâh”ın gelip sultan olmasıdır.
- 4
Olardır ‘ışk meyin kanmış şarâb-ı kevseri bunda
ismine âgâh olan mestânı isterseñ
1Onlar burada aşk şarabına, Kevser içkisine kanmışlardır;
2adıyla adlandırılanı bilen o sarhoşları arıyorsan.
Beyit aranan kişileri tarif eder: aşk şarabına kanmış, cennet içkisini burada tatmış olanlar. “Müsemmâ”, adın işaret ettiği asıl varlıktır; bu sarhoşları ayıran şey içkinin kendisi değil, adla adlandırılan arasındaki farkı bilmeleridir. Sarhoşluk böylece bilgisizliğin değil bilginin sonucu olur.
- 5
Kimisi ‘ilm-i zâhirden ‘akâ’id yolların izler
Zühd [ü] takvâları hoş râh güzel hayrânı isterseñ
1Kimileri dış bilgiden inanç yollarını izler;
2zühd ve takva yolunu hoş, hayranlığı güzel istiyorsan.
Burada başka bir yol tarif edilir ve hemen reddedilmez: dış bilgiden inanç yollarını izleyenlerin zühdü de takvası da “hoş” sayılır. Beyit iki güzergâhı yan yana koyup seçimi isteğin kendisine bırakır.
- 6
Özüñ nûrı muhakkaksın nefis elvânların terk it
‘Arefden okuyup her gâh hemen ‘irfânı isterseñ
1Senin özün nurdur, bu gerçektir; nefsin renklerini terk et;
2her an kendini bilme dersini okuyup yalnız irfanı istiyorsan.
Beyit önce bir tespit yapar: kişinin özü nurdur ve bu kesindir. Ardından gelen buyruk bu kesinliğin önündeki engeli gösterir; nefsin “elvân”ı, yani sürekli değişen renkleri. İrfan istemek de tek seferlik bir okuma değil, “her gâh” tekrarlanan bir derstir.
- 7
Hulûsî şeyh olmak isterseñ teniñ mahv it
Ne berzâh yolları gümrâh görüp seyrânı isterseñ
1Ey Şeyh Hulûsî, arınmak istiyorsan bedenini yok et;
2berzah yollarını sapkın görüp o seyri niçin istersin?
Makta şartların en ağırını kendine yükler: arınmak isteyen kendi tenini yok etmelidir. İkinci dize ise bir soruya döner ve önceki beyitlerin düzenini tersine çevirir; berzah yollarını sapkın gördüğü hâlde o seyri istemek bir çelişkidir. Gazel öğütle değil, şairin kendi tutarsızlığını sorgulamasıyla biter.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:pdf445-printed432-n420. Baş neşrinde no. 420, basılı s. 432/PDF 445; 14 dize, basılı ölçü adı ve sonraki numaralı kayıtla tam sınır kaynak görüntüsünde doğrulanır. şeyhiñ/şeyhe, özi nûr ve elvânların küçük tanık farkları gövde dışıdır. Kaynaktaki [ü] editoryal eki köşeli ayraçla korunur. AVESIS profilindeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gel begim gel ‘aşka düş hünkâr olayım der iseñÖmer Hulûsî · Gazel→
Açılış beyti aynı sesi iki ayrı işte kullanır: baştaki “âh âh” ömrü tüketen yakınmadır, sondaki “eyvâh” ise dinmemesi istenen şeydir. Yakınma kendi başına kötü sayılmaz; nereye harcandığı önemlidir. Ömrü boşa geçirmemekle sonda pişmanlığın sürmesi arasındaki bu ters ilişki beytin nüktesini kurar.