Gehî zehrâb-ı gam geh mey sunup hûn-ı ciğer çekti
Dürrî, bela meclisinde gönlün çektiği acıları zehir, şarap, kebap ve sofra imgeleriyle anlatır; Kays ve Mecnun göndermesinden sonra ah okunun gökleri bile titrettiğini söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gehî geh mey sunup çekti
Belâ bezminde dil def’-i gama sâkî neler çekti
Kebâb itti cefâ odıyla bağrım başını aşkın
Gamın mihmân olunca dilde anı çekti
Misâl-i Kays olup bîçâre dil Mecnûn ü
Düşelden vâdi-i aşka nice havf ü hatar çekti
Kalup mihr-i cemâlinle güneş sergeşte vü beste
Tutuldı ansızın vardı zevâle çok sefer çekti
Felekler ıztırâba düştü Dürrî tîr-i âhımdan
Anınçün kendiye bir siper çekti
1Kimi zaman gam zehri, kimi zaman şarap sunup ciğerimden kan çekti.
2Bela meclisinde gönül, gamı savmak için, ey saki, neler çekti.
3Aşkın, bağrımın başını cefa ateşiyle kebap etti.
4Gam gönle konuk olunca önüne bunu hazır sofra olarak çıkardı.
5Çaresiz gönül Kays gibi Mecnun ve şaşkın oldu.
6Aşk vadisine düştüğünden beri nice korku ve tehlike çekti.
7Güneş yüzünün sevgisiyle başı dönmüş ve bağlanmış kaldı.
8Ansızın tutuldu, zevale vardı, çok yolculuk çekti.
9Dürrî, ahımın oku yüzünden gökler sarsıntıya düştü.
10Bu yüzden kendine kara buluttan bir siper çekti.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Dürrî (Bahrizâde Abdülbâki) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gazel, acıyı bir bela meclisinde sunulan zehir ve şaraba dönüştürür; aşkın yaktığı bağır, gama konuk için hazırlanmış kebap ve sofra olur. Kays gibi şaşkına dönen gönül aşk vadisinde korku çekerken, finalde şairin ah oku gökleri sarsar ve kara bulutu sipere çevirir.