Gel dergeh-i Mollâ’ya da bak gör ne safâ var
Fahrî, Mevlânâ dergâhını ölümcül dertlere çare veren, gösterişten uzak ve musikiyle canlanan bir manevi merkez olarak över. Bir yudum ve bir kadeh, benliği yok edip kalıcılığa açılan dönüşümün simgesidir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gel dergeh-i Mollâ’ya da bak gör ne safâ var
Her bir elem-i mühlike bin dürlü devâ var
Efsâne-i zühhâd gibi yok
Âvâz-ı ü ney ü tanbûr ü nevâ var
Düş hâkine ey tâlib-i dîdâr o pîrin
Gör meşreb-i pâkinde ne cevdet ne sehâ var
Bir cür’a verirler sana kim râyihasında
Bûy-i dem-i Cibrîl gibi sırr-ı Hudâ var
Bir câm sunarlar sana kim reng-i meyinde
Ruhsâr-ı gül-i Tûr gibi âl ziyâ var
Çek sâgarı bir demde sen it
Kim anda beşârât-ı tecellâ-yı bekâ var
Baş koymuş o bâb-ı kereme sen gibi Fahrî
Bin âşık-ı şûrîde vü bin mâhlikâ var
1Gel, Mevlânâ’nın dergâhına bak; orada ne güzel bir ferahlık var.
2Öldürücü her derde bin türlü çare var.
3Zahitlerin masalındaki gibi gösteriş ve ikiyüzlülük yok;
4kudüm, ney, tambur sesleri ve ezgiler var.
5Ey hakikati görmeyi isteyen, o pirin toprağına kapan.
6Onun temiz meşrebinde ne olgunluk ve cömertlik bulunduğunu gör.
7Sana öyle bir yudum verirler ki kokusunda
8Cebrail’in nefesi gibi Tanrı sırrı vardır.
9Sana öyle bir kadeh sunarlar ki şarabının renginde
10Tur gülünün yanağı gibi kızıl bir ışık vardır.
11Kadehi çek ve bir anda varlığını yok et;
12çünkü orada kalıcılığın tecellisine dair müjdeler vardır.
13Ey Fahrî, senin gibi binlerce çılgın âşık ve ay yüzlü güzel
14o cömertlik kapısına baş koymuştur.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Fahrî (Mevlevî Şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Dergâh önce kudüm, ney ve tambur sesleriyle duyulur; ardından koku, renk ve ışık imgeleriyle görünür hâle gelir. “Varlığı yok etme” buyruğu bedensel ölüm değil, benlik iddiasından geçip tecelli müjdesine erişme çağrısıdır.