Gel ey hezâr cân ile kurbânım olduğum
Gazel sevgiliyi naz ülkesinin padişahı ve güzellik mumu olarak çağırır; âşık kendisini çiğnenen kul ve yanan pervane sayarken son beyitte sevgili onun inkârını gülerek bozar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gel ey hezâr cân ile kurbânım olduğum
Lâyık mı böyle olduğum
Çiğnetme hâksârını gel
Ey pây-mâli serv-i hırâmânım olduğum
Bilmez misin sen ey
Bî-iştibâh bende-i fermânın olduğum
Ol şem'-i hüsne söyledim âyâ bilir misin
Pervâne gibi şevk ile olduğum
Handeyle didi sen dahi inkâr eder misin
Es'ad fürûğ-ı çeşm-i dil ü cânın olduğum
1Gel, ey bin canla kurbanı olduğum sevgili;
2ayrılık yüzünden böyle öldürülmem sana yakışır mı?
3Gel, o cilveli ata düşkününü çiğnetme;
4ey salınan servim, ayağının altında kaldığım sevgili.
5Ey güzellik ve naz ülkesinin padişahı,
6hiç kuşkusuz buyruğuna bağlı kulun olduğumu bilmez misin?
7O güzellik mumuna, “Acaba bilir misin,
8pervane gibi şevkle yanıp tutuştuğumu?” dedim.
9Gülerek, “Sen de inkâr eder misin,
10ey Esad, gönül ve can gözünün nuru olduğumu?” dedi.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Esad (Musullu) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk beyitte kurban olma sözü ayrılığın öldürücü etkisiyle hemen sınanır. Sevgilinin cilveli atı ve salınan servi boyu karşısında âşık ayağa düşer; siyasal mecazda ise buyruğa bağlı bir kuldur. Mum-pervane çifti yanmayı gönüllü bir şevke çevirir. Son iki dizedeki kısa konuşma şiire canlılık verir: sevgili, Esad’ın gönül ve can kaybını kendisinden daha iyi bildiğini ima eder.