DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Derviş Mehmed/Gerçek Olan Yolun Evvelin İzler
Nefes · 17. yüzyıl

Gerçek Olan Yolun Evvelin İzler

Redifi “kâmil ister” olan bir öğüt nefesi. Beş bent boyunca yolun her aşaması bir olgunluk şartına bağlanıyor: yol, el, kul, gül ve sonunda yolcunun konaklayacağı han.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gerçek olan yolun evvelin izler

    Eğer yolcu isen yol ister

    Kişi ne söylerse ne acep söyler

    İrfan tanıştığı dil ister

    1Gerçek olan, yolun başlangıcını izler;

    2eğer yolcuysan, yol kâmil ister.

    3Kişi ne söylerse şaşılacak biçimde söyler;

    4irfanın tanıştığı dil kâmil ister.

    Redif şiirin bütün yükünü taşıyor: her bent bir şeyin “kâmil istediğini” bildirerek kapanıyor. Açılış bendi ölçütü koyuyor — yolculuk yolun başına, söz ise sözü taşıyacak dile bağlı. “Kâmil” burada süsleyici bir sıfat değil, yola girmenin şartı olarak duruyor.

  2. 2

    Sofi olan neyler benliği kini

    Farkeyle özünü kendini tanı

    Terziye verirler biçmeğe seni

    Senin de tuttuğun el ister

    1Sofu olan benliği, kini ne yapsın;

    2özünü ayırt et, kendini tanı.

    3Seni biçmeye terziye verirler;

    4senin de tuttuğun el kâmil ister.

    Terzi istiaresi bendin merkezi: insan ham kumaş, yol onu biçen el. Bu, tekke dilinde nefsin fazlasını kestirme düşüncesinin somutlaşmış hâli. Öncesindeki “kendini tanı” buyruğu ünlü sözün halk şiirindeki karşılığıdır; benlik ile kin aynı dizede, birlikte atılacak yük olarak anılıyor.

  3. 3

    Şeriat bâbında hizmettir karar

    talibinin günahın sorar

    tarikatte

    Marifette hizmet kul ister

    1Şeriat kapısında karar hizmettir;

    2mürşit, talibinin günahını sorar.

    3Olgun talip tarikatte durup kalmaz;

    4marifette hizmet kâmil bir kul ister.

    Bent dört kapı öğretisini adım adım yürüyor: şeriat, tarikat, marifet — dördüncüsü sonraki bende bırakılıyor. Her kapıya bir sınav düşüyor: şeriatta hizmet, tarikatta mürşidin sorgusu, marifette yine hizmet. “Bikarar” burada kusur değil, kapıda durmayıp ilerlemek demektir.

  4. 4

    edenler bu meydana gelemez

    Özü sudan olan cennet göremez

    Kul ham ise hakikate eremez

    Bülbüle cevretme gül ister

    1Ar edip çekinenler bu meydana gelemez;

    2özü sudan olan cennet göremez.

    3Kul hamsa hakikate eremez;

    4bülbüle eziyet etme, gül kâmil ister.

    Dördüncü kapı — hakikat — burada anılıyor ve şart yine olgunluk: ham kul eremez. Son dize klasik şiirin bülbül–gül çiftini öğüdün içine alıyor; gülün “kâmil istemesi”, âşığın da pişmeden sevgiliye yaraşmayacağı anlamına geliyor. “Özü sudan olan” sözü kaynakta bu haliyle duruyor.

  5. 5

    Sultan Mehemmed’im meyil katılır

    Varır gider Hak katında satılır

    Servetler bağlanır yükler tutulur

    Varıp duracağın han ister

    1Sultan Mehemmed'im, meyil katılır;

    2varır gider, Hak katında satılır.

    3Servetler bağlanır, yükler tutulur;

    4varıp konaklayacağın han kâmil ister.

    Mahlas bendi öğüdü ticaret diline çeviriyor: meyil bir mal gibi katılıyor, Hak katında satılıyor, yükler bağlanıp yola çıkıyor. Son dize bütün nefesi bir yolcu imgesinde topluyor — yolun sonunda inilecek han da kâmil olmalı. İmza burada “Sultan Mehemmed” biçiminde geçiyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 156251 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfa numarası işareti (—9—) metne alınmadı. Mahlas bendinde imza “Sultan Mehemmed'im” biçiminde geçiyor; kaynakların saydığı mahlas değişkenlerinin dışında olmakla birlikte metinde böyle durduğu için değiştirilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHak Nasîb Eylese Görsem Yüzünü
Hak nasîb eylese görsem yüzünü
Derviş Mehmed · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

kâmil

olgun, eksiksiz; yolunu tamamlamış kişi

talip

yola girmek isteyen, mürşide bağlanan kişi

mürşit

yol gösteren, talibi eğiten rehber

marifet

dört kapının üçüncüsü; iç bilgi

hakikat

dört kapının sonuncusu; gerçeğe varış

bikarar

kararsız; bir yerde durup kalmayan

âr

utanma, çekinme

meydan

cem yapılan yer; erenler toplantısı