Gerçek Olan Yolun Evvelin İzler
Redifi “kâmil ister” olan bir öğüt nefesi. Beş bent boyunca yolun her aşaması bir olgunluk şartına bağlanıyor: yol, el, kul, gül ve sonunda yolcunun konaklayacağı han.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gerçek olan yolun evvelin izler
Eğer yolcu isen yol ister
Kişi ne söylerse ne acep söyler
İrfan tanıştığı dil ister
1Gerçek olan, yolun başlangıcını izler;
2eğer yolcuysan, yol kâmil ister.
3Kişi ne söylerse şaşılacak biçimde söyler;
4irfanın tanıştığı dil kâmil ister.
- 2
Sofi olan neyler benliği kini
Farkeyle özünü kendini tanı
Terziye verirler biçmeğe seni
Senin de tuttuğun el ister
1Sofu olan benliği, kini ne yapsın;
2özünü ayırt et, kendini tanı.
3Seni biçmeye terziye verirler;
4senin de tuttuğun el kâmil ister.
Terzi istiaresi bendin merkezi: insan ham kumaş, yol onu biçen el. Bu, tekke dilinde nefsin fazlasını kestirme düşüncesinin somutlaşmış hâli. Öncesindeki “kendini tanı” buyruğu ünlü sözün halk şiirindeki karşılığıdır; benlik ile kin aynı dizede, birlikte atılacak yük olarak anılıyor.
- 3
Şeriat bâbında hizmettir karar
talibinin günahın sorar
tarikatte
Marifette hizmet kul ister
1Şeriat kapısında karar hizmettir;
2mürşit, talibinin günahını sorar.
3Olgun talip tarikatte durup kalmaz;
4marifette hizmet kâmil bir kul ister.
Bent dört kapı öğretisini adım adım yürüyor: şeriat, tarikat, marifet — dördüncüsü sonraki bende bırakılıyor. Her kapıya bir sınav düşüyor: şeriatta hizmet, tarikatta mürşidin sorgusu, marifette yine hizmet. “Bikarar” burada kusur değil, kapıda durmayıp ilerlemek demektir.
- 4
edenler bu meydana gelemez
Özü sudan olan cennet göremez
Kul ham ise hakikate eremez
Bülbüle cevretme gül ister
1Ar edip çekinenler bu meydana gelemez;
2özü sudan olan cennet göremez.
3Kul hamsa hakikate eremez;
4bülbüle eziyet etme, gül kâmil ister.
Dördüncü kapı — hakikat — burada anılıyor ve şart yine olgunluk: ham kul eremez. Son dize klasik şiirin bülbül–gül çiftini öğüdün içine alıyor; gülün “kâmil istemesi”, âşığın da pişmeden sevgiliye yaraşmayacağı anlamına geliyor. “Özü sudan olan” sözü kaynakta bu haliyle duruyor.
- 5
Sultan Mehemmed’im meyil katılır
Varır gider Hak katında satılır
Servetler bağlanır yükler tutulur
Varıp duracağın han ister
1Sultan Mehemmed'im, meyil katılır;
2varır gider, Hak katında satılır.
3Servetler bağlanır, yükler tutulur;
4varıp konaklayacağın han kâmil ister.
Mahlas bendi öğüdü ticaret diline çeviriyor: meyil bir mal gibi katılıyor, Hak katında satılıyor, yükler bağlanıp yola çıkıyor. Son dize bütün nefesi bir yolcu imgesinde topluyor — yolun sonunda inilecek han da kâmil olmalı. İmza burada “Sultan Mehemmed” biçiminde geçiyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 156251 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfa numarası işareti (—9—) metne alınmadı. Mahlas bendinde imza “Sultan Mehemmed'im” biçiminde geçiyor; kaynakların saydığı mahlas değişkenlerinin dışında olmakla birlikte metinde böyle durduğu için değiştirilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hak nasîb eylese görsem yüzünüDerviş Mehmed · Nefes→
Redif şiirin bütün yükünü taşıyor: her bent bir şeyin “kâmil istediğini” bildirerek kapanıyor. Açılış bendi ölçütü koyuyor — yolculuk yolun başına, söz ise sözü taşıyacak dile bağlı. “Kâmil” burada süsleyici bir sıfat değil, yola girmenin şartı olarak duruyor.