Gör ki felek bize neler işledi
Kerem, feleğin kendisini parçalara ayırdığını ve çok sayıdaki yarasından hangisine yanacağını bilemediğini söyler. Eşsiz sevgili, gam gecesinde doğuş ve ıssız kalan ev art arda gelir; şair bu derdin kendisini iyileştirmeyeceğini kabul eder ve ölümünden sonra sevgilinin yas tutmasını ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gör ki felek bize neler işledi
Attı dondan dona parelerimiz
1Bak, felek bize neler yaptı.
2Parçalarımızı hâlden hâle savurdu.
- 2
Derdim çoktur hangi birin yanayım
Gel incitme yarelerimiz
1Derdim çoktur hangisine üzüleyim.
2Gel tabip incitme yaralarımız.
Dertlerin çokluğu hangisine yanılacağını belirsiz kılar; tabibin yaraya dokunmaması istenerek tedavinin bile yeni acı vereceği söylenir. Yaraya dokunmama isteği, çaresizliğin tabibe güveni bile ortadan kaldırdığı son savunma hareketidir.
- 3
Yarim gibi şu cihanda yoğimiş
Mevlâm ile ezmiş yoğurmuş
1Yarim gibi şu cihanda yokmuş.
2Mevlâm gül suyu ile ezmiş yoğurmuş.
Sevgilinin dünyada eşsizliği ilan edilir; gül suyuyla yoğrulmuş sayılması, onun yaratılışını güzel koku ve incelikle açıklar. Gül suyuyla yoğrulma, sevgilinin güzelliğini sonradan edinilmiş süs değil yaradılıştan gelen nitelik sayar.
- 4
Beni anam gam gecesi doğurmuş
Keşke taş doğursa analarımız
1Annem beni kederli bir gecede doğurmuş.
2Keşke anneler bizi değil taş doğursaydı.
Gam gecesinde doğmuş olmak kederi doğuma kadar götürür; annelerin taş doğurmasının dilenmesi, insan hayatının bu acıya değmediğini söyleyen sert bir karşılıktır.
- 5
Ne kara günlerde doğurmuş anam
Gam ile yuğrulmuş şu benim binam
1Ne kara günlerde doğurmuş anam.
2Gam ile yoğrulmuş şu benim binam.
Doğum gününün karalığı ile bedenin gamla yoğrulması birbirini tamamlar; mutsuzluk geçici olay değil, varlığın kuruluş maddesi gibi sunulur. Bedenin yapı malzemesi olarak gamın seçilmesi, acının anlatıcının karakterine kadar işlediğini belirtir.
- 6
Şimdi ıssız kaldı gül gibi hanem
Yavrı uzak düştü aralarımız
1Şimdi ıssız kaldı gül gibi evim.
2Yavru aramızdan uzağa düştü.
Gül gibi evin ıssız kalması eski canlılıkla bugünkü boşluğu karşılaştırır; yavrunun uzak düşüşü bu terk edilmişliğin sebebidir. Yavrunun uzaklaşmasıyla evin gül hâli söner; mekândaki sessizlik doğrudan ailevi ayrılıktan kaynaklanır.
- 7
Ben KEREM’im kendi kendim bilirim
bu dert beni ölürüm
1Ben KEREM’im kendi kendim bilirim.
2Bu dert beni kurtarmaz; ölürüm.
Kerem kendi hâlini yalnız kendisinin bildiğini söyler; dertten kurtulamayacağını ve öleceğini kabul etmesi çaresizliği kesin hükme bağlar. Kendi hâlinin tek tanığı olmak, Kerem’in ölüm hükmünü paylaşacak ve hafifletecek kimsesi kalmadığını gösterir.
- 8
Kim bilir ki ne diyarda kalırım
Nazlı yar bağlasın
1Kim bilir ki ne diyarda kalırım.
2Nazlı sevgili bizim için karalar bağlasın.
Nerede kalacağının bilinmemesi yolculuğun sonunu belirsiz bırakır; sevgiliden kara bağlaması istenerek olası ölüm için şimdiden yas düşünülür.
Metnin kaynağı
Kerem isnadı, 1938 baskısındaki bölüm yerleşimi ve gövdede görünen mahlas için farklı bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulandı. İsnadı kesinleşmemiş iki kayıt bu diziye alınmadı.
Atıf kanıtını aç ↗Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; Kerem, basılı No. 5, PDF 83; 8 birim/16 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Feleğin yaptıklarına bakma çağrısı bir hesaplaşma açar; parçaların hâlden hâle savrulması, bütünlüğün kader eliyle bozulduğunu gösterir. Parçalanma çoğul anlatıldığı için feleğin zararı tek kişiyi değil birlikte kurulmuş bir hayatı dağıtır.