DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Hayderî/Gör Ne Sultânız ki Bî Şek Bendedir Dünyâ Bize
Muhammes · 16. yüzyıl

Gör Ne Sultânız ki Bî Şek Bendedir Dünyâ Bize

Nesîmî'nin bir gazeline yazılmış tahmis. Beş bendin her birinde Hayderî üç dize ekleyip Nesîmî'nin beytine bağlanıyor; konu baştan sona aynı iddia: insan küçüktür ama içindeki her şeyi kapsar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gör ne sultânız ki bî şek bendedir dünyâ bize

    Kulluğa bel bağlayuptur cümle-i eşyâ bize

    Oldu esrar-ı nihânî serbeser peydâ bize

    Çün ayân oldu rümûz-i bize

    Rûşen oldu nükte-i sırr-ı bize

    1Bak, nasıl bir sultanız: dünya şüphesiz bize kul.

    2Bütün eşya bize kulluk etmeye bel bağlamış.

    3Gizli sırların hepsi baştan başa bize açıldı.

    4“Âdem'e bütün isimleri öğretti” âyetinin işaretleri bize apaçık olunca,

    5en uzun gecenin sırrındaki incelik bize aydınlandı.

    İlk üç dize Hayderî'nin, son iki dize Nesîmî'nindir; tahmisi okumanın yolu bu dikişi görmekten geçer. “Allemelesmâ” Bakara sûresinden alınmıştır ve Hurûfî düşüncede insanın önceliğinin delilidir: Âdem'e öğretilen isimler harflerdir. “Şeb-i yeldâ” yılın en uzun gecesidir — karanlığın en çok olduğu yerden bir bilgi çıkarılır.

  2. 2

    Gerçi biz üstâd-ı aklız aşka müzdûr olmuşuz

    Aşka yakın geldik ammâ cümleden dûr olmuşuz

    Kevkeb-i sa’dız güneş tek halka meşhûr olmuşuz

    Zerre-i mihriz eğerçi matlâ’-ı nûr olmuşuz

    Katre-i bahriz eğerçi mevcdir deryâ bize

    1Gerçi biz aklın ustasıyız, ama aşka gündelikçi olduk.

    2Aşka yaklaştık, ama herkesten uzak düştük.

    3Uğurlu bir yıldızız; güneş gibi halka meşhur olduk.

    4Güneşin zerresiyiz, gerçi nurun doğduğu yer olduk.

    5Denizin damlasıyız, gerçi derya bize dalgadır.

    Bent baştan sona ikili karşıtlıklarla yürüyor: aklın ustası ama aşkın ırgatı, aşka yakın ama her şeye uzak. Nesîmî'nin beyti bu paradoksun formülünü verir — zerre ile güneş, damla ile deniz. Küçük olanın büyüğü içermesi, bütün şiirin dayandığı insan-ı kâmil iddiasının en kısa ifadesidir.

  3. 3

    Biz o cânız ki menâhîden mutahhar düşmüşüz

    Asgarız lîkin heme âlemde ekber düşmüşüz

    Ümmehâtın zübdesiyiz Hak’ka mazhar düşmüşüz

    Yer ü gök keştîdürür biz ana lenger düşmüşüz

    Gör ne zâtız kim bulunmaz bir dahi hemtâ bize

    1Biz o canız ki yasaklardan arınmış olarak düştük.

    2En küçüğüz, ama bütün âlemde en büyük düştük.

    3Anaların özüyüz; Hakk'a ayna düştük.

    4Yer ve gök bir gemidir, biz ona çapa düştük.

    5Bak nasıl bir zatız: bir eşimiz daha bulunmaz.

    “Ümmehât” eski kozmolojide dört unsurun adıdır, göklere “âbâ” denmesine karşılık gelir; insanı onların özü saymak küçük âlem öğretisinin kendisidir. Dördüncü dizedeki gemi ve çapa benzetmesi beklenen hiyerarşiyi ters çevirir: kâinatı yerinde tutan şey, içindeki en küçük varlıktır.

  4. 4

    Gevher-i zât-ı Hudâyız der nihân ü âşikâr

    Bizim içün çerh urur bu hisâr

    Bizdedir mevcûd bîşek yerde gökte her ne var

    Çâr anâsırdır bizi sûrette kıldıran karâr

    Yoksa mâ’nâda makam-ı kurb-i Hak’dır câ bize

    1Gizlide ve açıkta, Allah'ın zatının cevheriyiz.

    2Bu çivit renkli kubbe kale bizim için dönüyor.

    3Yerde gökte ne varsa şüphesiz bizde mevcuttur.

    4Bizi surette durduran şey dört unsurdur;

    5yoksa manada yerimiz Hakk'a yakınlık makamıdır.

    “Günbed-i niylî” gökyüzünün çivit rengi kubbesidir; burada bir kale gibi ve tek bir sakini için dönüyor. Nesîmî'nin beyti bendin gerekli ayrımını yapar: dört unsur insanın yalnız suretini açıklar, manası başka yerdedir. Suret-mana ayrımı olmadan önceki bentlerin iddiası küstahlığa dönerdi.

  5. 5

    Ey yüzün cennet boyun dudağın kevseri

    Şerbet-i lâ’linden içen câvidân olur diri

    Kesme ol deryâ-yı rahmetten ümîd ey Hayderî

    Ey Nesîmî gafil olma şol hümâyun şehperi

    Dembedem kılur tecellî kafdan bize

    1Ey yüzü cennet, boyu Tûbâ, dudağı Kevser olan!

    2Lal dudağının şerbetinden içen sonsuza dek diri kalır.

    3Ey Hayderî, o rahmet denizinden ümidini kesme.

    4Ey Nesîmî, o kutlu kanattan gafil olma;

    5Kaf'tan Anka bize her an tecelli eder.

    Son bent iki mahlası yan yana getiren tek yerdir: Hayderî üçüncü dizede kendine seslenir, dördüncüde sözü Nesîmî'ye bırakır. Tahmisin kuralı budur, ama aynı zamanda bir soy iddiasıdır. Kaf dağındaki Anka yalnız adı olan kuştur; onu “tecellî” eden yapmak, yokluğu bir görünme biçimine çevirir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144489 numaralı sürüm esas alındı; sıra numarası (“— 2 —”) ile tür başlığı (“— Nesîmî'nin gazelini tahmis —”) derlemeye ait olduğu için alınmadı, geriye yirmi beş dize kaldı. Her bendin son iki dizesi Nesîmî'nin gazelinden, ilk üçü Hayderî'nindir. Kaynaktaki “esrar-ı nihânî” ve “matlâ’-ı nûr” yazımlarına dokunulmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHamdülillah Hâlıkın Mahlûkunun Ma’kuliyiz
Hamdülillah hâlıkın mahlûkunun ma’kuliyiz
Hayderî · Murabba

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Allemelesmâ

“Âdem'e bütün isimleri öğretti” — Bakara sûresinden

şeb-i yeldâ

yılın en uzun gecesi

kevkeb-i sa’d

uğurlu yıldız

ümmehât

analar; eski kozmolojide dört unsur

çâr anâsır

dört unsur: ateş, hava, su, toprak

günbed-i niylî

çivit renkli kubbe; gökyüzü

Tûbâ

cennette olduğuna inanılan ağaç

Anka

Kaf dağında yaşadığı söylenen, yalnız adı bilinen kuş