Gül âteş gülbün âteş gülşen âteş cûy-bâr âteş
Bahçedeki her nesneyi tek tek ateşe çeviren, redifi dokuz beyit boyunca dokuz kez ve dize içinde onlarca kez yineleyen Sebk-i Hindî gazeli.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gül âteş âteş gülşen âteş âteş
-tıynetân-ı aşka besdir lâle-zâr âteş
1Gül ateş, gül fidanı ateş, gül bahçesi ateş, ırmak ateş.
2Semender yaratılışlı âşıklara lale bahçesi olarak ateş yeter.
- 2
Hemên ey sâkî bir sâgar tutuşdur dest-i dildâra
Gazabla bezme geldi şem’-i meclis-veş yanar âteş
1Ey saki, hemen sevgilinin eline bir kadeh tutuştur.
2Ateş meclise öfkeyle geldi, meclis mumu gibi yanıyor.
‘Tutuşdur’ hem kadeh uzatmak hem alevlendirmek demek; tek fiil iki sahneyi birden çalıştırıyor. Meclise davetsiz gelen konuk ateş oluyor ve ışık kaynağı bir tehdide dönüşüyor.
- 3
Nesîm âteş çıkardı gonce-i çeşm-i ümîdimden
Bırakdı gülşen-i âmâlime -ı bahâr âteş
1Hafif rüzgâr, umut gözümün goncasından ateş çıkardı.
2Bahar şimşeği emellerimin bahçesine ateş bıraktı.
Baharı getiren rüzgâr ve şimşek burada yangın başlatıyor. Umudun açılma ânı ile yanma ânı aynı fiile bağlanınca, beklemek de bir zarar biçimi oluyor.
- 4
Hayâl-i hasret-i hâlinle âh etdikçe uşşâkın
Şeb-i fürkatda her dem ahterân eyler nisâr âteş
1Âşıklar, benini özleyip hayaliyle âh ettikçe
2ayrılık gecesinde yıldızlar durmadan ateş saçar.
Âh yerden yükseliyor, kıvılcım gökten iniyor; iki hareket gecede karşılaşıyor. Yıldızların saçtığı şey ışık değil, âşığın kendi âhının geri dönen kalıntısı.
- 5
Bana dûzahdan ey meh dem urur gülzârlar sensiz
Dıraht âteş nihâl âteş gül âteş berg ü bâr âteş
1Ey ay yüzlü, sensiz gül bahçeleri bana cehennemden söz açar.
2Ağaç ateş, fidan ateş, gül ateş, yaprak ve meyve ateş.
Matladaki sayım burada neredeyse aynen tekrarlanıyor, ama arada bir sebep belirmiş: sevgilinin yokluğu. Aynı liste ilk beyitte coşku, bu beyitte ceza olarak okunuyor.
- 6
Mürekkebdir vücûdu tâ ezel yek-pâre sûzişden
Anâsırdan meger uşşâka olmuşdur dûçâr âteş
1Âşığın bedeni ezelden beri baştan başa yanıştan yoğrulmuştur.
2Demek dört unsurdan âşıklara düşen pay ateş olmuş.
Klasik fizik dört unsuru herkese eşit dağıtır; Gâlib bu dağıtımı bozuyor. Âşık toprağı, suyu ve havayı kaybedip tek unsura indirgeniyor.
- 7
Çerâg-ı bezm-i hecri olduğum yapmış yakışdırmış
Gönül pervânesine vuslat âteş intizâr âteş
1Ayrılık meclisinin kandili olmam bana yakıştırılmış.
2Gönül pervanesine kavuşmak da ateş, beklemek de ateş.
‘Yapmış yakışdırmış’ deyimi kaderin bir terzi gibi ölçü aldığını söylüyor. İki seçenek de yanmayla bittiği için pervanenin karar vermesinin bir anlamı kalmıyor.
- 8
Beyân-ı sûziş eyler herkes isti’dâd-ı fıtratdan
Eder âşık mısrâ-ı rengin çenâr âteş
1Herkes yanışını yaratılışındaki kabiliyete göre anlatır.
2Âşık parlak bir mısra söyler, çınar ateşi tutuşturur.
Beyit iki ustayı karşılaştırıyor: şair ve ağaç. Çınarın yaprağı el gibi açılıp sonbaharda kızarır; şairin yaptığı da alevi bir dizeye sığdırmak.
- 9
Meger -i sebük-cevlânın olmuş germ-rev Gâlib
Zemîn âteş zamân âteş bütün nakş u nigâr âteş
1Gâlib, senin hızlı dönen kalemin kızışmış olmalı.
2Yer ateş, zaman ateş, bütün nakış ve süsler ateş.
Şair yangının sorumlusunu en sonda kendi kalemine yıkıyor. Mekân ve zaman da tutuşunca, gazelin başındaki bahçe yalnız kâğıt üzerinde kalmış oluyor.
Metnin kaynağı
Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap neşri (hzl. Naci Okçu) esas alındı; matladaki ‘cûy-bâr-âteş’ dizgi tiresi kaldırıldı. Hakan Yalap’ın IJLET’teki şerhi (2015, 3/1) metni Muhsin Kalkışım’ın 1994 Akçağ neşrinden veriyor; beşinci beyitte Kalkışım ‘nihâl-i dilkeş âteş’ okuyor, e-kitabın ‘nihâl âteş gül âteş’ okuyuşu vezni tamamladığı için korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Beyit bir bahçeyi adım adım tutuşturuyor: çiçek, fidan, bahçe, su. Suyun bile yanması manzarayı gerçeklikten koparıyor ve geriye yalnız ateşe dayanıklı bir seyirci kalıyor.