Gül-i sad-çâk-i hûn-âlûdeye atf-ı nigâh ettim
Kanlı ve yüz yerinden yarılmış güle bakan şair, bahçenin çevresinde bülbül gibi ah eder. Gençliğin kadir gecesini gaflet uykusuyla geçirdiğini fark eder; hüner sahibinin eğri bahtı karşısında devrin yüzünü kararttığını söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gül-i -i hûn-âlûdeye atf-ı nigâh ettim
Bu bâğın muhitinden bülbül-âsâ âh âh ettim
âh geçti hâb-ı gafletle
Şebâb-ı hadd-i perîde eğer çün ettim
Ne hikmettir ki bî-câ baht-ı erbâb-ı hüner-âsâ
Kec ü meç nahl ile ruhsâr-ı devri siyâh ettim
1Kana bulanmış, yüz yerinden yarık güle bakışımı çevirdim.
2Bu bahçenin çevresinde bülbül gibi ah edip durdum.
3Gençliğin kadir gecesi ne yazık ki gaflet uykusuyla geçti.
4Gençliğin uçup giden sınırında ancak o zaman uyandım.
5Bu nasıl hikmettir: hüner sahiplerinin bahtı yersizce ters giderken
6Eğri büğrü fidanla devrin yüzünü kararttım.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Üç beyit, bakıştan uyanışa uzanan öz eleştirel bir çizgi kurar. Yaralı gül dış dünyadaki acıyı, bülbülce ah iç tepkiyi taşır. Gençliğin değerli gecesinin uykuda geçmesi sonradan gelen uyanışı daha da acılaştırır; son beyit hüner ile bahtın çatışmasını yoğunlaştırır.