Gülsitân-ı behcet-efzâ olsa da izâr-ı yâr
Sevgilinin gül bahçesi gibi yanağı ayva tüyüyle dikenliğe dönüşür; kadeh Cem'den kalan hatıra, kâkül ise aklı dağıtan sümbüldür. Son beyit, meclise girerken uygun yoldaş seçmenin hayati önemini söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gülsitân-ı olsa da izâr-ı yâr
Hâr-zâr etmez mi hattı geçmeden fasl-ı bahâr
Dem-be-dem sâkî ayağın şevk ile bûs eyleriz
Kim cenâb-ı Cemden oldur ehl-i bezme
Renk verdikçe mey-âşâmâna serinden müdâm
Rû-nümâdır sanma sahbâ sâgar olmuş
Kâkül-i müşgînini sünbül tahayyül eyleyip
Dem-be-dem şemm eyledikçe hûşum oldu târ-mâr
Bulmadan meşrebçe hem-dem meclise basma ayak
Dârdan olurmuş herkese tahsîl-i câr
1Sevgilinin yanağı sevinç artıran bir gül bahçesi olsa da,
2bahar geçmeden ayva tüyü onu dikenliğe çevirmez mi?
3Ey sâkî, kadehini her an coşkuyla öperiz;
4çünkü Cem'den meclis ehline kalan hatıra odur.
5O, şarap içenlere sürekli başından renk verdikçe,
6görüneni şarap sanma; kadeh baş işareti olmuştur.
7Misk kokulu kâkülünü sümbül sanıp,
8her kokladığımda aklım darmadağın oldu.
9Mizaçça uyumlu bir yoldaş bulmadan meclise ayak basma;
10çünkü herkes için komşu veya dost edinmek evden önce gelirmiş.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk beyitte baharın daha bitmeden dikenliğe dönmesi güzelliğin geçiciliğini hızlandırır. Kadehi öpme ve kâkülü koklama duyusal bir meclis kurarken, son öğüt bu coşkunluğa toplumsal ihtiyat ekler.