Güm-reh ol kimse ki güm-keşteyi güm-râh bilür
Kaybolmuş kişiyi yine doğru yoldan sapmış sayanın kendisinin de aynı kayboluşta oluşuyla açılan gazel; gönül çocuğunu Hızır'a emanet eder, ayrılık gecesinin bilgisini yalnız şairle Allah arasında tutar ve Yusuf'un kuyusunu yükselişi gözleyen bir rasathane gibi okur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
ol kimse ki güm-keşteyi güm-râh bilür
âgâh olan âgâh bilür
1Yolunu şaşırmış kişiyi yine yolunu şaşırmış sayan kimse, kendisi de yolunu şaşırmıştır;
2aklı başında olduğunu sanan, bilgisizlik sarhoşunu da ayık bilir.
- 2
Kûy-ı cânânı arar ey Hızr yetiş
Nev-hevesdür dahı ne menzil ü ne râh bilür
1Gönül çocuğu sevgilinin mahallesini arıyor; ey Hızır, yetiş:
2o daha yeni heveslidir, ne menzili ne de yolu bilir.
Gönül çocuğu sevgilinin mahallesini arar; deneyimsiz olduğu için ne menzili ne yolu bilir ve Hızır’ın yardımına ihtiyaç duyar. İç arzu yetişkin rehberlik sağlamaz. Hızır çağrısı, yolculuğu coğrafi arayıştan çıkarıp doğru yönü ancak manevi kılavuzla bulunabilen sınava çevirir.
- 3
Şeb-i hicrânda çekdiklerimi hiç sorma
Anı bir ben bilürüm bir dahı Allâh bilür
1Ayrılık gecesinde çektiklerimi hiç sorma;
2onu yalnız ben bilirim, bir de Allah bilir.
Ayrılık gecesinde çekilenler sorulmamalıdır; bunları yalnız şair ve Allah bilir. Acı ayrıntılarla teşhir edilmez, iki tanık arasında mahrem tutulur. ‘Bir ben, bir de Allah’ sözü mübalağadan çok başkasının deneyimleyemeyeceği iç hâlin paylaşılmaz bilgisini vurgular.
- 4
Etdirür kevkebümi mihr ile bir gün hem-ser
Resm ü râh-ı felek bilür
1Sabah vakti ettiğim ah, yıldızımı bir gün güneşle denk kılacaktır;
2göğün töresini ve yolunu o sabah ahı bilir.
Sabah vakti edilen ah, şairin yıldızını bir gün güneşle denk kılacaktır; çünkü göğün töresini ve yolunu bilir. Ah pasif yakınma değil kozmik düzeni tanıyan etkin aracı olur. Kişisel talih yıldızı, iç çekişin yönlendirmesiyle en büyük ışık kaynağına eşitlenme umudu taşır.
- 5
‘Ârif âzurde-i üftâdegî olmaz Nevres
Ka‘r-ı çâhı rasad-ı câh bilür
1Ey Nevres, arif kişi düşmüş olmaktan incinmez;
2Kenan ayının kuyunun dibini yücelik için bir gözetleme yeri sayar.
Arif kişi düşmüş olmaktan incinmez; Yusuf’u simgeleyen Kenan ayı kuyunun dibini yükselişi gözleyen bir rasathane sayar. Kuyu yalnız tutsaklık değil ilerideki mevkiyi görme noktasıdır. Makta düşüşün anlamını sonuçtan önce belirlememeyi, aşağı konumu irfanla yeni bakışa çevirmeyi önerir.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.bc45eadf-aeeb-48d8-9245-da3635d98249:g-xxv-pdf267. Ana görselde G-XXV, basılı 229/PDF 267, folyo 79b; 5 beyit, basılı kalıp adı ve sonraki başlıkla sınır sabittir. Bağımsız tanık yalnız atıf, sınır ve kısa okuma kontrolünde yalnızca araştırma amacıyla kullanıldı; tam çağdaş metin evidence içine alınmadı. AVESIS'teki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur, PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Kaybolmuş kişiyi doğru yoldan sapmış diye yargılayan kimse kendisi de yolunu şaşırmıştır; bilgisizlik sarhoşunu ayık sayan ise kendi ayıklığına aldanır. Aynı kökten kelimeler hüküm verenle hükmedileni birbirine dolayarak bilgi iddiasının güvenilmezliğini gösterir.