Hacil olmuş o yâr-ı huşk leb nâlemden ayrılmış
Ayrılığı mahcup, kuru dudaklı sevgili ve basılı ‘şebnemben’ yüzeyiyle açan şiir; dudak, çene, dünya gösteren kadeh, karışık zülüf ve ay yüz arasında dolaşır. Yaralı gönül ile merhem, ardından Musa ile Meryem kapalı söz dizimlerinde korunur; son beyit mahreminden ayrılan garibin Âşık Ömer olduğunu açıklar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
olmuş o yâr-ı nâlemden ayrılmış
Cüdâ düşmüş seherden gonca veş ayrılmış
1O kuru dudaklı sevgili utanmış, benim iniltimden ayrılmış;
2gonca gibi seherden ayrı düşmüş; basılı ‘şebnemben’ olası ‘şebnemden’ okumasıyla açık kalır.
- 2
Ne lebtir sâkiyâ düşmüş ne gabgabdır ayağa bu
Ne câm-ı ayna-i âlemnümâdır Cem’den ayrılmış
1Ey saki, bu nasıl bir dudaktır; bu nasıl bir çenedir ki ayağa düşmüş?
2Bu, Cem’den ayrılmış nasıl dünya gösteren ayna kadehidir?
Beyit “ne lebtir” ve “ne gabgabdır” sorularıyla dudak ile çenenin olağanüstülüğünü art arda tartar; “ayağa” yüzeyi hem aşağı düşüşü hem kadeh çağrışımını açık tutar. Ardından “ayna-i âlemnümâ” bütün dünyayı gösteren efsanevi Cem kadehini getirir. Cem’den ayrılmış kadeh, sahibinden kopmuş güzellik parçasına benzer.
- 3
Sunup zülf-i pür âşûbe çeküp el rûy-i mehrûye
Uzun sevdâlara düşmüş acep âlemden ayrılmış
1‘Sunup zülf-i pür âşûbe çeküp el rûy-i mehrûye’ yüzeyinde yön ve iyelik kapalıdır;
2şaşılası uzun sevdalara düşmüş, dünyadan ayrılmış.
“Zülf-i pür âşûb” kargaşa ve fitne dolu saçtır; ardından “sunup”, “çeküp el” ve “rûy-i mehrûye” parçaları gelir. Eylemlerin yönü ile zülf ve elin iyelik sahibi kesin olmadığı için sevgilinin saçını uzatıp ay yüzünden el çektiği hükmü kurulmaz. Açık ikinci dize uzun sevdalara düşüşü dünyadan ayrılmaya bağlar.
- 4
Acep iflâh olur mu değmez ise yaralı gönlüm
Geçüp lâ’l-i leb-i dilber gibi merhemden ayrılmış
1‘Acep iflâh olur mu değmez ise yaralı gönlüm’ dizesinde değme fiilinin nesnesi kapalıdır.
2‘Geçüp lâ’l-i leb-i dilber gibi merhemden ayrılmış’ bağında ‘gibi’nin yönü kesin değildir.
Yaralı gönlün “iflâh” bulup bulmayacağı “değmez ise” koşuluyla sorulur; ancak değme fiilinin nesnesi kaynakta açık değildir. İkinci dizede “lâ’l-i leb-i dilber”, “gibi”, “merhemden” ve “ayrılmış” yan yanadır. Dudakla merhemi kesin eşitlemek ya da merhemsiz kalan gönül senaryosu kurmak yerine bu benzetme bağı tahmin edilmeden korunur.
- 5
Garip garip çeken bâr-i meşekkat kimdürür dersen
Belâgatte eğer ayrılmış
1‘Böyle garip garip meşakkat yükünü çeken kimdir?’ dersen,
2‘Belâgatte eğer Mûsâ sıfat Meryem’den ayrılmış’ yüzeyinin kişi ve yüklem bağı kapalıdır.
“Bâr-i meşekkat” taşınan ağır sıkıntı yüküdür ve bunu çeken kişinin kim olduğu soru biçiminde ertelenir. “Belâgatte”, “Mûsâ sıfat”, “Meryem’den” ve ayrılma fiilinin kişi-yüklem ilişkisi bütünüyle açık değildir. Modern de bu belirsizliği taşır; tanıksız bir kıssa ya da kimlik sonucu çıkarılmaz.
- 6
Bulursun ara yokla ne sanursun bu garibîyi;
Ana Âşık Ömer derler ayrılmış
1Bu garibi ne sanırsın; arayıp yoklarsan bulursun.
2Ona Âşık Ömer derler; mahrem bir yakından ayrılmıştır.
Kapanış okura “ara yokla” diyerek garibin kimliğini araştırma çağrısı yapar; cevap bir sonraki dizede mahlasla verilir: ona Âşık Ömer derler. “Kes-i mahrem” sırdaş ve yakın kişiyi belirtir. Böylece şiir boyunca tekrarlanan ayrılma, soyut dünyadan kopuşla değil, en sonunda güvenilen mahremden uzak kalmakla kapanır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.231 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ana Âşık Ömer derler kes-i mahremden ayrılmış mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.231, PDF 205; 6 iki dizelik birim/12 dize. Editoryal ihtiyat: No.231’de basılı ‘şebnemben’ sessizce düzeltilmedi; ‘sunup/çeküp el/rûy-i mehrûye’, ‘değmez ise ... merhemden ayrılmış’ ve ‘Mûsâ sıfat Meryem’den ayrılmış’ zincirlerinin yönü kapalı tutuldu. Tarama yeniden dağıtılmadı. No.226 okunamadığı, No.232–235 eksik yaprakta kaldığı için bu partinin kapsamı dışındadır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Hacil” utancı, “huşk leb” kurumuş dudağı sevgili üzerinde birleştirir; ayrılığın yönü “nâlemden” sözüyle iniltinin çevresine bağlanır. İkinci dize “gonca veş”ten sonra basılı “şebnemben” yüzeyini verir. Bunun olası “şebnemden” okuması çiy çağrışımı taşır, fakat ikinci tanık olmadan metin sessizce onarılmaz.