Hak’dan inen şerbeti içtik
Tamamlanmış bir yolculuğun haberini her beyit sonunda şükürle mühürleyen; Taptuk Emre’nin kapısında çiğlikten pişmişliğe geçişi anlatan sekiz beyitlik Yunus Emre nefesi.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hak’dan inen şerbeti içtik elhamdülillâh
Şol kudret denizin geçtik elhamdülillâh
1Hak’tan gelen şerbeti içtik, hamdolsun.
2O kudret denizini geçtik, hamdolsun.
- 2
Şu karşıki dağları, meşeleri bağları
Sağlık safalık ile aştık elhamdülillâh
1Şu karşıdaki dağları, meşelikleri ve bağları
2sağlıkla ve gönül rahatlığıyla aştık, hamdolsun.
Manzara tek tek sayılırken yol gerçek bir yola benziyor; dağdan sonra meşelik, meşelikten sonra bağ geliyor. ‘Sağlık safalık’ sözü kerametten değil, sağ salim varılmış olmaktan söz ediyor.
- 3
Kuruyıdik yaş olduk, ayak idik baş olduk
Kanatlandık kuş olduk, uçtuk elhamdülillâh
1Kuruyduk, yeşerip canlandık; ayaktık, baş olduk.
2Kanatlanıp kuş olduk ve uçtuk, hamdolsun.
Dört değişim arka arkaya geliyor ve her biri bir öncekinden daha yukarı çıkıyor. Yükselme övünme gibi durabilir; şiiri koruyan şey, her basamağın sonunda şükrün tekrar edilmesi.
- 4
Vardığımız illere şol safâ gönüllere
Baba Taptuk ma’nisin saçtık elhamdülillâh
1Vardığımız memleketlere, o gönlü açık insanlara
2Baba Taptuk’un öğretisini saçtık, hamdolsun.
Yolculuk burada kişisel bir kazançtan çıkıp taşıma işine dönüşüyor. Yunus söylediği sözü kendi buluşu saymıyor, şeyhinin adını anıyor; ‘saçmak’ fiili de dağıtmayı ölçüsüz bırakıyor.
- 5
Beri gel barışalım, isen bilişelim
Atımız eyerlendi, eştik elhamdülillâh
1Yaklaş, barışalım; yabancıysan tanış olalım.
2Atımız eyerlendi ve yola koyulduk, hamdolsun.
Barış çağrısı ile yola çıkış aynı beyitte duruyor: Yunus önce çağırıyor, sonra beklemiyor. Eyerlenmiş at, bu dostluğun yerleşmek için değil geçerken kurulduğunu hissettiriyor.
- 6
İndik Rûm’u kışladık, çok hayr ü şer işledik
yine bahar geldi, göçtük elhamdülillâh
1Anadolu’ya indik, kışı orada geçirdik; çok iyilik de kötülük de işledik.
2İşte bahar yine geldi ve göçtük, hamdolsun.
Yunus kendi hesabını temize çekmiyor: Hayrın yanına şerri de yazıyor. Mevsim değişimiyle gelen göç, bu karışık bilançoyu bir yerde biriktirmeye izin vermiyor.
- 7
Dirfillü pınar olduk, irkildük ırmağ olduk
Akduk denize dolduk, taşduk elhamdülillâh
1Bir pınar olduk, birikip ırmağa dönüştük.
2Akıp denize dolduk ve taştık, hamdolsun.
Su üç kez büyüyor ve her seferinde kendi biçimini kaybediyor. Pınarın denize karışması bir yok olma sayılabilir; şiirde ise bu, taşacak kadar dolmanın tek yolu oluyor.
- 8
Taptuğ’un tapusunda kul olduk kapısında
Yunus miskin çiğ idi, pişdik elhamdülillâh
1Taptuk’un huzurunda, onun kapısında kul olduk.
2Miskin Yunus çiğdi; pişip olgunlaştık, hamdolsun.
Şiir bütün coğrafyayı dolaştıktan sonra tek bir kapıya dönüyor. ‘Çiğ’ ile ‘pişmiş’ arasındaki fark mutfaktan alınmış sade bir ölçü; olgunluğu anlatmak için başka bir kavram gerekmiyor.
Metnin kaynağı
Sadettin Nüzhet Ergun’un Bektaşî Şairleri ve Nefesleri (19. asıra kadar, Cilt 1–2) neşrindeki s. 12–13 metni esas alındı; Vikikaynak’ın 143954 numaralı sürümü bu iki basılı sayfayı düzeltilmiş tarama olarak birleştirir. Noktalama eklendi. Yedinci beyitteki ‘Dirfillü’ kelimesinin okunuşu bu neşirde belirsiz kalır; günümüz Türkçesi karşılığında yalnız pınar imgesi verildi. İlk beyitte ikinci dize 7+7 kalıbına göre bir hece eksiktir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Nice bir besleyesin bu kaddile kametiYunus Emre · İlahi→
Şiir bir dilekle değil, olmuş bitmiş bir işin haberiyle açılıyor. Geçmiş zaman kipi yolculuğu tamamlanmış gösteriyor; şükür de istekten önce değil, alındıktan sonra söyleniyor.