Bir zaman efsane yeldim cihanda
Beş dörtlüğün her biri bir eşiğin geçildiğini bildirir ve “eriştik şükür” diye kapanır. Şiir bir yolculuğun anlatısı değil, varılan makamların listesidir; başlangıç noktası olarak da boşa geçmiş bir ömür anılır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir zaman efsane yeldim cihanda
Şimdi bir sultana eriştik şükür
Fehmettim eşyayı seb'ül mesan da
Nokta-i bürhana eriştik şükür
1Bir zaman dünyada boş masalların ardında koştum
2Şimdi bir sultana eriştik, şükür
3Eşyanın sırrını seb'ül-mesânîde kavradım
4Delilin noktasına eriştik, şükür
- 2
Yedi harften bir noktaya süzüldük
'ya anda yazıldık
'in katarına düzüldük
Menzil'i merdane eriştik şükür
1Yedi harften süzülüp bir noktaya indik
2Orada Esmâü'l-Hüsnâ'ya yazıldık
3Ehl-i Beyt'in kervanına dizildik
4Erlik menziline eriştik, şükür
Üç dizenin üçü de edilgen: süzüldük, yazıldık, düzüldük. Yolcu kendi yürümüyor, yürütülüyor — intisap bir başarı değil, kişinin başına gelen bir şey olarak anlatılıyor. “Katar” kelimesi de bunu pekiştirir: deve dizisinde her hayvan öndekine bağlıdır, sıraya girmek kendi başına gitmemek demektir.
- 3
Eliftir dersimiz be dir hecemiz
Feyz-i Hakka mazhar oldu nicemiz
Hakikat kitabın açtı hocamız
Sure-i İmrana eriştik şükür
1Dersimiz eliftir, hecemiz be
2Nicemiz Hakk'ın feyzine mazhar oldu
3Hocamız hakikat kitabını açtı
4Âl-i İmrân sûresine eriştik, şükür
Elif ve be, mektepte ilk öğretilen iki harf; dörtlük bilerek en baştan başlıyor. Ama devamındaki “hoca” mektep hocası değil mürşit, “kitap” da alfabe değil hakikattir. Tekke şiiri okuma öğrenmenin sahnesini alıp yol öğrenmenin istiaresi hâline getirir; ilk ders hep aynı kalır, ders veren değişir.
- 4
Otuz altı babdan içeri girdik
Hamdülillah ne hub didara erdik
Kaldırdı nikabın cemalin gördük
Acaib seyrana eriştik şükür
1Otuz altı kapıdan içeri girdik
2Hamdolsun, ne güzel bir didara erdik
3Peçesini kaldırdı, yüzünü gördük
4Şaşılacak bir seyrana eriştik, şükür
Tekke edebiyatının bilinen sayısı dört kapı kırk makamdır; buradaki otuz altı kapı bu düzenle örtüşmüyor ve şiir sayıyı açıklamıyor. Kesin bir karşılık vermek yerine sayının kaynakta böyle durduğunu belirtmek gerekir. Dörtlüğün asıl hareketi ikinci yarıda: perde kalkıyor ve öğrenme yerini görmeye bırakıyor.
- 5
Sıdkı der zikrullahımız
Cana hayat verir Feyzullahımız
Sertac-i Muhammed eyvallahımız
Sırr-ı lamekana eriştik şükür.
1Sıdkı der: zikrimiz an be an sürer
2Feyzullahımız cana hayat verir
3Eyvallahımız Muhammed'in baş tacıdır
4Lâmekân sırrına eriştik, şükür.
Üç dize de Arapça terkiplerin “-ımız” ekiyle sahiplenilmesiyle kafiyeleniyor: zikrullah, Feyzullah, eyvallah. Ortadaki kelime iki yönlü okunabilir — hem “Allah'ın feyzi” hem de şairi on iki yaşında dergâha kabul eden postnişin Feyzullah Çelebi'nin adı. Şiir kapanışta mekânı bütünüyle terk eder.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 140572 numaralı sürüm esas alındı; sayfa kaynak olarak Turkuler.com'u gösteriyor. Birinci dörtlükte Fâtiha'nın adı “seb'ül mesan da” biçiminde ayrık dizilmiş (“seb'ül-mesânîde” olmalı); dizeye dokunulmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şiir zamanı ikiye bölerek başlıyor: “bir zaman” ile “şimdi”. Tekil “yeldim” ile çoğul “eriştik” arasındaki geçiş de anlamlı — boşa koşan tekti, erişen ise bir topluluk. Kapanışta bütün yaratılmışın bilgisi tek bir noktaya indiriliyor; bu, Bektaşî geleneğinin harf ve nokta okumasının kısaltılmış hâlidir.