Mahlasım Pervane gezdim bir zaman
Şairin mahlasını nasıl değiştirdiğini kendi ağzından anlattığı nefes. Ad değişimi bir biyografi ayrıntısı olarak değil, gözün açılması ve kalbin yeniden kurulmasıyla birlikte anılan bir dönüm noktası olarak sunulur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Mahlasım Pervane gezdim bir zaman
Sıdki mahlasını verdi bir üstad
Yedullah suresi okundu ilan
Hamdülillah beni eyledi irşad
1Bir zaman mahlasım Pervane olarak gezdim
2Bir üstat bana Sıdkî mahlasını verdi
3Yedullah sûresi açıkça okundu
4Hamdolsun, beni irşat etti
- 2
perdeleri kalktı gözümden
Türlü hikmet oldu özümden
Kerem buldum kadd-i serfirazımdan
Anın içün böyle olmuşum
1Gözümden perdeler kalktı
2Özümden türlü hikmet açığa çıktı
3Baş yücelten boyumdan kerem gördüm
4Onun için böyle gönlü şen olmuşum
Kafiye üç kez ayrılma hâliyle kuruluyor: gözümden, özümden, serfirazımdan. Her şey dışarıdan değil içeriden geliyor — hikmet öğretilmiyor, özden çıkıyor. Üçüncü dizede iyelik eki kimin boyunu kastettiğini belirsiz bırakır; şairin kendi kameti de, karşısındaki yüce kamet de okunabilir.
- 3
Erişti feyz-i Hak eseri cana
Açtım gözlerimi baktım cihana
Çok şükür kul oldum azim sultana
Harabe kalbimi eyledi
1Hakk'ın feyzinin eseri cana erişti
2Gözlerimi açtım, cihana baktım
3Çok şükür, ulu bir sultana kul oldum
4Yıkık kalbimi yeniden bina etti
İkinci dize doğum anını andırır: göz açmak, sonra dünyaya bakmak. Dörtlük bu yüzden bir intisabı değil bir yeniden doğuşu anlatır. Son dizedeki harabe–bünyad karşıtlığı da aynı fikri mimarîye çevirir; kalp önce yıkık bir yapı sayılır, mürşidin işi onu onarmak değil baştan kurmaktır.
- 4
Erenler şahından dersimi aldım
Doksan bin kelamın künhünü buldum
Aslı bir noktadır zatını bildim
Her, cana söylenmez iş bu
1Erenlerin şahından dersimi aldım
2Doksan bin kelamın özünü buldum
3Aslı bir noktadır, zatını bildim
4Bu kabiliyet her cana söylenmez
Doksan bin kelam, Alevî-Bektaşî söyleyişinde sözün tamamını anlatan bir çokluk kalıbıdır; dörtlük bu sonsuz sayıyı tek bir noktaya indirir. Kapanış ise bilgiyi kapatır: söylenen şey herkese söylenmez. Kaynaktaki virgül “Her” ile “cana”yı ayırdığı için dize ilk okuyuşta tökezler, olduğu gibi korundu.
- 5
Sıdkî sadık bu mahlası bulalı
Kalmadı gönülde dünya melali
Mabudum, maksudum nüri Cemali
O bana Şirin'dir, ben ona Ferhad.
1Sıdkî, bu sadık mahlası bulalı
2Gönülde dünya kederi kalmadı
3Mabudum, maksudum onun Nur-i Cemal'idir
4O bana Şirin'dir, ben ona Ferhat.
“Sıdkî sadık” dizesi mahlası kendi kökeniyle yan yana koyar: ikisi de Arapça sıdk, yani doğruluk kökünden gelir, böylece ad şiirin içinde açıklanmış olur. Son dize ise tasavvufî sözlüğü bırakıp halk hikâyesine geçer; kavuşamamış çift, kavuşmayı anlatan bir şiirin kapanışına konur.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 141908 numaralı sürüm esas alındı; sayfa kaynak olarak Turkuler.com'u gösteriyor. Dördüncü dörtlükteki “Her, cana söylenmez iş bu istidad” dizesinde kaynağın koyduğu virgül anlamı bölüyor; düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Siyah perçemlerin hatem yüzlerinSıdkı Baba · Koşma→
Bu dörtlük şairin künyesinin belgesi sayılabilir: kaynaklar da onun şiire Pervane mahlasıyla başladığını, Sıdkî adını mürşidinden aldığını yazar. Üçüncü dizedeki “Yedullah sûresi” diye bir sûre yoktur; ifade, Fetih sûresinin “Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir” âyetine, yani biat sahnesine işaret eder.