DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Ali Emîrî Efendi/Halim Giray’ın gazelini tahmis
tahmis · 19.–20. yüzyıl

Halim Giray’ın gazelini tahmis

Tahmis, istiğnayı önce nazlı sevgilinin giysisi ve şarabı olarak işler; sonra solan güzellikten uzaklaşarak uzlet, manevî saltanat ve gönül Kaf’ında yuva kuran anka imgesine yönelir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bu gün gülzâra geldi bir melek

    Elinde gül gibi bir -yı istiğnâ

    Yakışmış -yı istiğnâ

    Yakışmaz gayrı hûbân giymesün kâlâ-yı istiğnâ

    Kad-i yâre biçilmiş câmedir dîbâ-yı istiğnâ

    Seninle oldum ey mahbûb-ı zîbâ hemdem ü mahrem

    Bana oldu bu dünyâda medâr-ı fahr-i dem ber-dem

    Ne âlî himmetim bak ey tarab efrûz-i bezm-i Cem

    Miyân-ı meclise nukl olsa bûs-i lâ’lin el sunmam

    Beni mest eylemiştir sâkıyâ sahbâ-yı istiğnâ

    Ne oldu nükheti kâkül gibi bir anberîn mûyun

    Dimağa kalmamış te’sîr-i hükmü ol güzel bûyun

    O hây ü hûyi nerde şimdi ol cem’iyyeti kûyun

    Bahâr-ı nâzı geçmiş rengi solmuş ol sitem hûyun

    Değildir gülzâr-ı hüsnü cây-i istiğnâ

    O yâr-ı mehlikânın hasretinden oldu müstağnî

    Ümîd-i rağbetinden sohbetinden oldu müstağnî

    Gamından mihnetinden firkatinden oldu müstağnî

    Dil-i şeydâ hayâl-i vuslatından oldu müstağnî

    Ol âfet etmesin şimdengerü hülyâ-yı istiğnâ

    Nedendir âşıkâne iltifât etmekte imsâkin

    Dolaştım rûz ü şeb etrâfını kûy-i hatarnâkin

    Nolur bir kerre olsun görmedim bir lûtf-i gamçâkin

    Ezelden nâz ü nihvetle mürekkeb unsur-ı pâkin

    Vücûdundan ibârettir begim ma’nâ-yı istiğnâ

    Dedim ol dilbere bu hüsn-i berk efsâna aşk olsun

    Senin derdin çeken uşşâk-ı sergerdâna aşk olsun

    Gamın sahrâlarında fışkıran tûfâna aşk olsun

    Cihânda ol gedâ-yı bî ser ü sâmâna aşk olsun

    Ki aynında değildir mesned-i ulyâ-yı istiğnâ

    Cihân-ı feyz içinde bir cihândır âlem-i uzlet

    Füyûzât-ı Hudâ neşr eyler anda bûy-i ulviyyet

    Şükûh ü şân-ı dünyâda bulunmaz ma’nevî lezzet

    Dayanmaz bâliş-i zertâr-ı câha Hazret-i Neş’et

    Odur var ise şimdi

    Olur sultân-ı taht-ı ma’nevî bî tâc ü bî leşker

    Kalur dûnunda şân ü şevket-i Cemşîd ü İskender

    Emîrî kesb eder bir saltanat bî zîb ü bî zîver

    Verir şöhret Halîmâ nâmımız dünyâya sertâser

    Tutunca kâf-ı dilde âşiyân ankâ-yı istiğnâ

    1Bugün gül bahçesine istiğna yüzlü bir melek geldi.

    2Elinde gül gibi, billurdan bir istiğna kadehi vardı.

    3İstiğnanın güzel kumaşı naz omzuna yakışmış.

    4Artık başka güzeller istiğna elbisesini giymesin.

    5Bu ipek giysi sevgilinin boyuna göre biçilmiştir.

    6Ey güzel sevgili, seninle yakın dost ve sırdaş oldum.

    7Bu yakınlık dünyada her an övünç dayanağım oldu.

    8Bak, Cem meclisine neşe veren sevgili karşısında ne yüce gönüllüyüm.

    9Meclise meze diye yakut dudağının öpücüğü konsa el sürmem.

    10Çünkü beni istiğna şarabı sarhoş etmiştir, ey saki.

    11Amber kokulu saçın gibi güzel kokun ne oldu?

    12O güzel kokunun etkisi artık dimağda kalmadı.

    13O gürültülü canlılık, o semtin topluluğu şimdi nerede?

    14Naz baharı geçmiş, eziyetçi güzelliğin rengi solmuş.

    15Güzellik bahçesi bundan sonra istiğna yeri değildir.

    16Gönül o ay yüzlü sevgiliye hasret duymaktan vazgeçti.

    17Onun ilgisini ve sohbetini ummaktan vazgeçti.

    18Gamından, mihnetinden ve ayrılığından kurtuldu.

    19Çılgın gönül kavuşma hayalinden de vazgeçti.

    20O afet artık istiğna hülyası kurmasın.

    21Âşıklara iltifat etmekte niçin bu kadar cimrisin?

    22Gece gündüz tehlikeli semtinin çevresinde dolaştım.

    23Bir kere olsun keskin yan bakışının lütfunu görmedim.

    24Temiz yaradılışın ezelden beri naz ve gururla yoğrulmuş.

    25Ey beyim, istiğnanın anlamı bizzat senin varlığındır.

    26O güzele, şimşek gibi parlayan bu güzelliğe aşk olsun, dedim.

    27Senin derdini çeken başı dönmüş âşıklara aşk olsun.

    28Gamının çöllerinde fışkıran tufana aşk olsun.

    29Dünyada o kimsesiz, perişan dilenciye aşk olsun.

    30Çünkü istiğnanın yüce makamı onun gözünde değer taşımaz.

    31Uzlet âlemi, feyiz dünyası içinde başlı başına bir dünyadır.

    32Tanrı’nın feyizleri orada yüceliğin kokusunu yayar.

    33Dünya görkemi ve şanında manevî tat bulunmaz.

    34Hazret-i Neş’et, altın işlemeli makam yastığına dayanmaz.

    35Bugün istiğna makamını süsleyen biri varsa odur.

    36Manevî tahtın sultanı taçsız ve askersiz olur.

    37Cemşid ile İskender’in şanı ve görkemi onun altında kalır.

    38Emîrî süssüz ve ziynetsiz bir saltanat kazanır.

    39Ey Halîm, adımızı baştan başa dünyaya duyurur.

    40İstiğna ankası gönül Kaf’ında yuva kurunca bu gerçekleşir.

    Sekiz bentte anlam belirgin biçimde dönüşür: ilk iki bent sevgilinin gururlu çekiciliğine hayranlık taşır, üçüncü ve dördüncü bentler solma ve vazgeçişi bildirir, son bentler ise istiğnayı dünyalık şandan bağımsız manevî egemenlik olarak yeniden kurar. Halîm Giray dizeleriyle Emîrî ekleri aynı hizada korunmuştur.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Ali Emîrî adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirKitâb
Sîne-i şevkimde bir hırz-ı mübînimdir kitâb
Ali Emîrî Efendi · manzume

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

sîmâ-yı istiğnâ

başkasına ihtiyaç duymayan gururlu yüz

ba’dezîn

bundan sonra

müttekâpîrâ-yı istiğnâ

istiğna makamını ve dayanağını süsleyen

sâgar-ı mînâ

Elinde gül gibi, billurdan bir istiğna kadehi vardı

kâle-i zîbâ

İstiğnanın güzel kumaşı naz omzuna yakışmış

dûş-i nâza

İstiğnanın güzel kumaşı naz omzuna yakışmış