Ĥamdüli’llāh kim Ĥamįd Efendi lûŧf-ı Ĥaķ ile
Hamîd Efendi'nin Edirne kadılığına atanması, ilmi, güzel huyu ve şehir halkının şükrüyle 1173 tarihli manzumede kutlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ĥamdüli’llāh kim Ĥamįd Efendi lûŧf-ı Ĥaķ ile
Edrine şehrine oldı -ile
1Tanrı'ya şükür, Hamîd Efendi Tanrı'nın lütfuyla,
2Edirne şehrine şeref ve şanla kadı oldu.
- 2
Ǿİlm ü fażl u ile anuñ źātın Ħudā
Ĥıfž idüp mesrūr ide her lûŧf-ile iĥsān-ile
1Tanrı onun kişiliğini ilim, erdem ve güzel huyla,
2korusun ve her lütufla, iyilikle sevindirsin.
Tanrı'nın Hamîd Efendi'yi ilim, fazilet ve güzel huyla koruması; lütuf ve ihsanla sevindirmesi dilenir. Atamanın meşruiyeti yalnızca yönetim kararında değil, kadıdan beklenen bilgi ve ahlâk niteliklerinde aranır.
- 3
Źātınuñ miŝli bulunmaz ĥāle kılsañ nažar
Ķavl ü fiǾli cümle anuñ Ǿirfān-ile
1Duruma bakarsan onun benzeri bulunmaz;
2sözü ve davranışı irfanıyla bütünüyle beğenilir.
Duruma bakıldığında benzerinin bulunmaması iddiası, söz ve davranışının irfanla beğenilmesine dayanır. Kişinin konuşması ile eylemi ayrı değerlendirilmez; bilgi, ikisini ortak bir ölçüde uyumlu ve kabul edilir kılan niteliktir.
- 4
Vāśıl-ı olup źātı anuñ
-ı her lûŧf ola her dem sürūr-ı cān-ile
1Kişiliği amaçlanan son menzile ulaşsın;
2her an can sevinciyle bütün lütuflara erişsin.
Amaçlanan son menzile ulaşma duası, kadılık makamını nihai hedef saymayan daha geniş bir başarı beklentisi kurar. Her an can sevinciyle bütün lütuflara erişmesi dileği, görev hayatını sürekli esenlik ve manevi doyumla tamamlar.
- 5
İstimāǾıyla ahālį cümle mesrūr oldılar
Birbirin iderler şükr-i -ile
1Halk bunu işitince bütünüyle sevindi;
2sonsuz şükürle birbirlerine müjde verirler.
Halkın atama haberini duyunca sevinmesi ve birbirini sonsuz şükürle müjdelemesi, kararın toplumsal kabulünü gösterir. Haber yukarıdan gelen resmî atama olarak kalmaz; şehir içinde dolaşan ortak sevince dönüşür ve kadının beklenen adaletine dair umut taşır.
- 6
Ĥażret-i Ĥaķ ĥākim-i şehr-i Edirne eyledi
Böyle bir Ǿālį nejādı Ǿilm ile Ǿirfān-ile
1Yüce Tanrı onu Edirne şehrine hâkim eyledi,
2böyle yüksek soylu, ilim ve irfan sahibi birini.
Yüce Tanrı'nın ilim ve irfan sahibi yüksek soylu kişiyi Edirne'ye hâkim kılması, ilk beyitteki atamayı genişleterek yeniden ifade eder. Soy tek başına yeterli sayılmaz; ilim ve irfan, yönetim yetkisinin temel nitelikleri olarak cümlede onunla birlikte anılır.
- 7
DāǾiyān-ı devletinden didi tārįħin Nažįr
Oldı dāru’n-naśra Neylį-zāde ĥākim şān-ile
1Devletin duacılarından Nazîr tarihini söyledi:
2Neylî-zâde şanla Edirne'ye hâkim oldu.
Nazîr kendisini devletin duacıları arasına yerleştirip tarih cümlesini söyler. Kapanış Hamîd Efendi'nin Neylî-zâde nisbesini, Edirne'nin ‘dârü'n-nasr’ adını ve şanla hâkim oluşunu birleştirerek atamayı kimlik ve şehirle kesinleştirir.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e8807444-8be2-473b-8401-17fe7c7cc29b:tarih200-pdf1066-1067; Târihler no.200, basılı 1021-1022/gerçek PDF 1066-1067, basılı yıl 1173; ayrı numaralı tam kayıt. CC BY profile-adjacent, PDF içine gömülü değil.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Hamîd Efendi'nin Edirne kadılığına gelişi hamd ile duyurulur ve görev Tanrı'nın lütfuna bağlanır. Şeref ve şan, atamanın kamusal itibarını belirtir; ilk beyit olayın kişi, şehir, makam ve dinî şükür çerçevesini birlikte kurar.