Her seher rûşen eder çeşm-i dil-i zârı sabâ
Sabah yeli her gün ağlayan gönlün gözünü sevgilinin yol toprağıyla açar ve kafesteki bülbülü gül kokusundan mahrum bırakmaz.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Her seher rûşen eder çeşm-i dil-i zârı sabâ
Getirip bâd-ı hevâ hâk-i reh-i yârı sabâ
Bûy-ı gülden kafes-i bülbülü koymaz hâlî
Künc-i hasretde unutmaz o giriftârı sabâ
Henüz açılmadı bir kimseye ol gonçe-lebim
Dahi şemm eylemedi bu gül-i ruhsârı sabâ
Bulsa Çîn'e götürür şemme-i zülf-i siyehin
Terbiyet etmek içün nâfe-i Tâtâr'ı sabâ
Turrası sünbülede beste-i zencîr ister
Vehbiyâ kılma nevâ-sencî-i eş’ârı sabâ
1Sabah yeli her seher ağlayan gönlün gözünü aydınlatır,
2sevgilinin yol toprağını havadan getirerek.
3Gül kokusu bülbül kafesini boş bırakmaz;
4saba, hasret köşesindeki tutsağı unutmaz.
5Gonca dudağım henüz kimseye açılmadı;
6saba bu yanak gülünü daha koklamadı.
7Kara saçından bir koku bulsa Çin'e götürür,
8Tatar misk kesesini terbiye etmek için.
9Perçemi sümbülde zincire bağlanmak ister;
10ey Vehbî, saba şiirlerin nağmesini tartmaya kalkmasın.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Sünbül-zâde Vehbî Mehmed Efendi adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Internet Archive kaydındaki tarihî taramaya bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sabah yeli, ağlayan gönlün gözünü sevgilinin yol toprağıyla açan ve kafesteki bülbüle gül kokusu taşıyan haberci olarak kurulur. Gonca dudak ile Tatar miskini terbiye edecek kara saç kokusu, rüzgârın aracılık gücünü büyütür; son beyit ise şiirin nağmesini saba ile tartma düşüncesini nükteli biçimde sınırlar.