Her seng-i ta’ne sabrolalı pîşemiz bizim
Kınama taşlarına sabretmeyi meslek edinen âşık, gönül evindeki şişelerin kırıldığını ve ah baltasının ömür ağacını kestiğini söyler; gamı bir avcı aslana, düşünceyi aşk bilmecesini çözen hocaya dönüştürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Her sabrolalı bizim
kalmadı sağ şîşemiz bizim
1Her kınama taşına sabredeli bu, bizim işimiz oldu.
2Gönül evinde sağlam şişemiz kalmadı.
- 2
Hiç çâre olmaya bu âh ü nâleden
Ancak keser tîşemiz bizim
1Bu ah ve inleme hiçbir sevgiliye çare olmaz.
2Bizim baltamız yalnız ömür ağacını keser.
Uzun ünlülü ‘yâre’ burada yarayı değil sevgiliyi gösterir: Ah ve inleme sevgiliye çare olmaz. İkinci dizede âşığın tîşesi dışarıdaki bir yarayı iyileştirmek yerine kendi ömür ağacını keser; feryadın sonuçsuzluğu ile ömrün tükenişi aynı birimde birleşir.
- 3
Sahrâ-yi câna uğramaz âhû-yi zevk u şevk
Gam şîri bizim
1Zevk ve neşe ceylanı can çölümüze uğramaz.
2Bizim koruluğumuz gam aslanının av sahasıdır.
Can bir çöle, zevk ve şevk de oraya uğramayan ceylana benzetilir. Boş kalan bu sahayı gam aslanı avlak edinmiştir. Ceylan ile aslan karşıtlığı, neşenin ürkekçe uzaklığını ve kederin hâkim, yırtıcı varlığını aynı mekânda kurar.
- 4
Erbâb-ı tab’a tâb-ı belâdan halâs içün
Bir -ı şâhidürür rîşemiz bizim
1Yaratılış ehlinin ‘tâb-ı belâ’dan kurtulması için; bu terim tanıksız daraltılmadı.
2Sakalımız bir gölgelik ve tanıktır; kaynak yüzeyi birleşik bir hüküm taşır.
İlk dize erbâb-ı tab’ın ‘tâb-ı belâ’dan kurtuluşunu söyler; tâb yüzeyi güç, dayanma veya hararet çağrışımlarından birine tanıksız kapatılmaz. İkinci dizede sakal, gölgelik ve tanıklık öğeleri birleşik ve kapalı bir hüküm kurar; yorum bu iki kapalılığı ‘belâ yükü’ ve ‘belâ ateşi’ diye çelişkili iki kesin anlama dağıtmaz.
- 5
Muğlak ne rütbe olsa Ömer aşka mesele
Halleyler anı bizim
1Aşka ilişkin mesele ne kadar kapalı olursa olsun, Ömer,
2onu bizim düşünce hocamız çözer.
Mahlaslı son birimde aşk bir dersin kapalı meselesi gibi tasarlanır. Sorunun zorluğu ne kadar artarsa artsın, onu çözecek olan düşünce hocasıdır. Şair böylece duyguyu aklın karşıtı saymak yerine, özel bir tefekkür eğitiminin konusu yapar.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.206 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n206-6FB46FD51C3D. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.206, PDF 196; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Heybeti hakka ki hep a’lâyı tir tir titretirÂşık Ömer · Şiir→
Kınama, âşığa dışarıdan atılan bir taş olarak somutlaşır; buna sabretmek artık geçici davranış değil, meslek hâline gelmiştir. İkinci dizedeki kırık şişeler gönül evinin ne kadar darbe aldığını gösterir. Sabır, hasarsızlık değil yıkıma rağmen sürüştür.