DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Emin Bülent Serdaroğlu/Hisarlara karşı — Vatan çocuklarına
manzume · 20. yüzyıl

Hisarlara karşı — Vatan çocuklarına

Şair, altı yüzyıllık hisarlara yaklaşırken geçmiş zaferleri hayal eder; kuleleri unutuluşa direnmeye ve yeniden doğrulmaya çağırır. Ardından sessiz, nemli ve yarasalarla dolu yapı içinde gezerken tarihî ihtişamın mezara dönüşmesini yas ve saygıyla deneyimler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gurûba karşı mehabetle dinlenen kuleler,

    Neden semânızın üstünde yok ,

    Neden bu gün tepenizden sizin zalâma uçan

    Şu kuşların uluyan figan?

    O gün yavaşça çıkarken sizin huzûrunuza,

    Önümde sanki şikâyetle ağlıyordu fezâ...

    Ağır ağır çıkıyordum, önümde her kulenin

    Dibinde sanki duyardım henüz siren bir enîn...

    Yanar sönerdi divarlarda şanlı miğferler

    Gezerdi kal’ede müdhiş, sarıklı askerler

    Ve sanki devr ediyordu muazzam ü nevvâr

    Kızıl semâda o gün halka halka kartallar...

    Yavaş yavaş çıkıyordum içimde bir hürmet!

    Önümde tâcı kırık bir !

    Bürcün üstüne me’vâ kuran büyük kuşlar

    Ağır ağır kaçışırlardı muhteriz, bîzâr...

    Zamâna altı asırdan kalan bu sırr-ı azîm,

    Bu ma’bed-i zaferin, âh içimde şimdi benim,

    Büyük -i müebbedine

    Ne hisli bir leb-i hürmet dökerdi bir girye...

    Geldim sana yaşlarla ben ey kasr-ı maâlî,

    Ey şimdi karanlıkta kalan ma’bed-i hâlî...

    Hürmet... sana, bânîne, mukaddes şühedâna,

    Hürmet... Seni mahveylemeyen ...

    Ey bunca zaferler taşıyan cebhe-i satvet

    Doğrul, yed-i vahşetle eğilmiş ser-i millet...

    Doğrul, bu gün alçaklara korkup eğilenler

    Ölmüşlerin ahfâdıdır ey burc-ı muzaffer!..

    Ey şanlı divarlar, sen ey ölmez kule bir gün,

    Berk’inle görün, sen neye nisyâna gömüldün...

    Ey sen ki cebîninde gezer, bin ulu kartal

    Bir seng-i mezâr olma, bu gün tâk-ı zafer kal!..

    Hürmet... sana, bânîne, mukaddes şühedâna,

    Hürmet... seni mahv eylemeyen ...

    Fakat önümde karanlıklarıyla samt ü sükûn,

    Yavaş yavaş geziyor sârî-i kârbân-ı kurûn

    Râtib divarlara sinmiş siyâh şebpereler

    Mezâra, benzemiş her yer;

    Bütün bu makber-i mâziyi bî sadâ gezdik;

    Havâ, ziyâ bu divarlarda altı yüz senelik!

    Divarda gölgede çıkmış o bîkes otlardan,

    Ağır ağır okuyordum ne renkli bir destân...

    Ben ağlıyordum o ma’bedde, her kemer, memdûd

    Bir hıçkırık taşıyor, sonra başlıyordu sükût...

    Ayak sesim o karanlıkta muhteriz, korkak;

    Öterse sanki karanlıkta gölgeler çıkacak...

    Bütün o ma’bed-i metrûkü seyr ederken ben,

    Sızardı sanki derin bir cerîha kalbimden...

    Ölüm, fenâ... Şeb-i sâmit, müebbeden nisyân...

    Hayâli kalbime vermişti bir derin hicrân,

    Ağır ağır ediyorken o kal’eden avdet,

    İçimde vardı derin bir mahabbet ü hürmet.

    1Gün batımına karşı heybetle dinlenen kuleler,

    2neden göğünüzün üstünde zafer sesi yok?

    3Neden bugün tepenizden karanlığa uçan

    4şu kuşların kara ve uluyan ezgisi bir feryat?

    5O gün huzurunuza yavaşça çıkarken,

    6önümde gökyüzü sanki şikâyetle ağlıyordu...

    7Ağır ağır çıkıyordum; önümde her kulenin

    8dibinde hâlâ süren bir inilti duyar gibiydim...

    9Duvarlarda şanlı miğferler yanıp sönüyordu,

    10kalede korkunç sarıklı askerler geziyordu;

    11ve sanki görkemli, ışıklı kartallar

    12o gün kızıl gökte halka halka dönüyordu...

    13İçimde bir hürmetle yavaş yavaş çıkıyordum!

    14Önümde tacı kırık, yüce bir alın vardı!

    15Burcun üstüne yuva kuran büyük kuşlar,

    16tedirgin ve bezgin, ağır ağır kaçışıyordu...

    17Altı yüzyıldır zamana kalan bu büyük sır,

    18bu zafer tapınağının sonsuza dek unutulmuş

    19büyük olaylarına, ah, şimdi içimde

    20ne duygulu bir saygı dudağı gözyaşı döküyordu...

    21Sana gözyaşlarıyla geldim ey yücelik sarayı,

    22ey şimdi karanlıkta kalan boş tapınak...

    23Saygı sana, seni kurana ve kutsal şehitlere;

    24saygı, seni yok etmeyen zamanın eline...

    25Ey bunca zafer taşıyan heybetli cephe,

    26doğrul; milletin başı vahşetin eliyle eğildi...

    27Doğrul; bugün alçaklara korkuyla eğilenler,

    28ölmüşlerin torunlarıdır, ey muzaffer burç!

    29Ey şanlı duvarlar, ey ölümsüz kule, bir gün

    30şimşeğinle görün; neden unutulmaya gömüldün?

    31Ey alnında bin ulu kartal dolaşan yapı,

    32bir mezar taşı olma; bugün de zafer takı kal!

    33Saygı sana, seni kurana ve kutsal şehitlere;

    34saygı, seni yok etmeyen zamanın eline...

    35Fakat önümde sessizlik, karanlıklarıyla duruyor;

    36Yüzyılların akıp geçen kervanı yavaş yavaş ilerliyor.

    37Nemli duvarlara siyah yarasalar sinmiş;

    38her yer mezara, unutuluş mezarlığına benzemiş.

    39Geçmişin bu mezarlığını sessizce baştan başa gezdik;

    40bu duvarlardaki hava ve ışık altı yüz yıllıktı!

    41Duvar gölgesinde çıkmış o kimsesiz otlardan,

    42renkli bir destanı ağır ağır okuyordum...

    43Ben o tapınakta ağlıyordum; uzanan her kemer

    44bir hıçkırık taşıyor, ardından sessizlik başlıyordu...

    45Karanlıkta ayak sesim tedirgin ve korkaktı;

    46çınlasa sanki gölgeler karanlıktan çıkacaktı...

    47Terk edilmiş o tapınağın bütününü seyrederken,

    48kalbimden derin bir yara sızıyor gibiydi...

    49Ölüm, yokluk... suskun gece, sonsuza dek unutuluş...

    50Bu hayal kalbime derin bir ayrılık acısı vermişti;

    51o kaleden ağır ağır dönerken,

    52içimde derin bir sevgi ve saygı vardı.

    Şiir iki zaman katmanını üst üste bindirir: kızıl gökte dönen kartallar, miğferler ve askerler hayal edilen şanlı geçmişi; karanlık, nem, otlar ve yarasalar ise şimdiki terk edilmişliği taşır. Tekrarlanan “hürmet” dizeleri yapıya, kurucusuna ve şehitlere bir ağıt nakaratı olur. “Doğrul” çağrısı taş kuleyi milletin eğilmiş başıyla özdeşleştirir; son dönüşte yas, sevgi ve tarih bilincine dönüşür.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Emin Bülent Serdaroğlu adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirKendi kendime — Ânî
Bir inkisâr-ı tahassüsle ağla ey fânî
Emin Bülent Serdaroğlu · manzume

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

nevâ-yı zafer

zafer sesi

nağme-i siyâhı

kara ezgisi

cebîn-i ulviyyet

yüce alın

vakayi’-i mehçûre

unutulmuş olaylar

dest-i zamâna

zamanın eline

makber-i nisyâna

unutuluş mezarlığına