Kendi kendime — Ânî
Şair kendi kendisine, duygusal kırılışını gözyaşıyla karşılamasını ve ölüm düşüncesinden kaçmamasını buyurur. Umutların sönmesi, dikenli taç, Kerbelâ sürgünü ve mezar geceleri sonunda bahar görüntülerini bile ölümün hatırlatıcısına çevirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir ağla ey fânî
O göz yaşın sana bir başka âsimânı açar
Şu kimsesiz gece her derde âşinâ; yalvar
Leb-i gurûrı ile takbîl et.
Perî-i leyle garîbine terk-i râz eyle...
Nazarlarında yanan elbet
Harâbelerde açan bir şükûfe hüznüyle
Fenâ pezîr olacak, belki bir gün en vâhî
Emellerin bile bîtâb ü bî nasîb ölecek...
Dudaklarında yarın mısra’-ı vecîz-i sürûd
Sükût ederse, hayâtında beklenen mev’ûd
Dakîkalar gam-ı ezmâna meze olursa eğer,
Bu gün ağlayan gözler
Yarın rakîk, samîmî dalıp düşünmezse
Şakakların kanasın, saçların beyazlansın
Dikenli tâcının altında nâsiyen yansın...
Teninde , kollarında târ-ı azâb,
Sürün medîne-i hicrâna doğru eyle şitâb
Fenâ-yı acze düşen cebhe-i şehâdet acır —
Sürün merâhil-i âlâma leng ü bî dermân...
Hicâb-ı rahm ile sessizce yırtılıp kanayan
Zavallı alnını çevir..
Şikâyet etme, figan etme, âkıbet takdîr
Fer-i zekânı leyâlî-i mezâra sevk edecek...
Ve bir zamân olacak
Güneşli dalların üstünde ilk açan yaprak
Şikeste pencerelerden giren ziyâ-yı bahâr,
Nasılsa lâne-i tenhâya uğrayan kuşlar
Aleddevâm sana yalnız ölüm düşündürecek.
Zarif tâze kadınlar yanında gülmeyecek
Yorulmuş alnına muzlim semâların yüksek
Sadâsı ermeyecek... tarlalarda penbeleşen
Günün ziyâsı garîb ufka sâye serperken
Tehî yolunda beyaz kumrular sevişmeyecek...
1Duygularının kırılışıyla ağla ey ölümlü;
2o gözyaşın sana bambaşka bir gök açar.
3Şu kimsesiz gece her derde aşinadır; yalvar,
4gururlu dudağıyla ölüm ruhunu öp.
5Gece perisine, onun garibine sırrını bırak...
6Bakışlarında parlayan esin ışığı elbet,
7yıkıntılarda açan bir çiçeğin hüznüyle
8yok olacak; belki bir gün en boş
9umutların bile yorgun ve nasipsiz ölecek...
10Yarın dudaklarındaki özlü ezgi dizesi
11susarsa, hayatında beklenen vaat edilmiş
12dakikalar zamanların kederine meze olursa,
13bugün aşk yarana ağlayan gözler
14yarın ince ve içten biçimde dalıp düşünmezse,
15şakakların kanasın, saçların beyazlasın;
16dikenli tacının altında alnın yansın...
17Bedeninde eziyet halkası, kollarında azap teliyle,
18sürün; ayrılık şehrine doğru acele et.
19Yokluk karşısında acze düşen şehit alnın acır;
20acı duraklarında topal ve dermansız sürün...
21Merhamet utancıyla sessizce yarılıp kanayan
22zavallı alnını Kerbelâ sürgününe çevir.
23Şikâyet etme, feryat etme; sonunda kader,
24zekânın ışığını mezar gecelerine sürecek...
25Ve bir zaman gelecek:
26güneşli dallarda ilk açan yaprak,
27kırık pencerelerden giren bahar ışığı,
28nasılsa yalnız yuvaya uğrayan kuşlar
29sana durmadan yalnız ölümü düşündürecek.
30Zarif genç kadınların yanında gülmeyeceksin;
31karanlık göklerin yüksek sesi yorgun alnına
32erişmeyecek... Tarlalarda pembeye dönen
33günün ışığı garip ufka gölge serperken,
34boş yolunda beyaz kumrular sevişmeyecek...
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Emin Bülent Serdaroğlu adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bu karda son krizantemler artık ölmüştür,Emin Bülent Serdaroğlu · manzume→
Hitap ikinci kişiye yönelse de başlık bunun şairin kendi benliğiyle sert bir hesaplaşması olduğunu gösterir. İlk bölüm gözyaşını başka bir göğe açılan kapı sayar; orta bölüm bedeni taç, halka ve azap telleriyle çile sahnesine dönüştürür. Son bölümde yaprak, bahar ışığı, kuşlar ve kumrular canlılık vaat etmez; bütün güzellikler yalnızlık içindeki özneye ölümü hatırlatan karşı işaretler olur.