Soğuk geceler — Sana
Karlı gecede krizantemlerden kuşlara, buz tutmuş aydan yol köpeklerine kadar her şey soğuğun tehdidi altındadır. Konuşan kişi beklediği kadına art arda “gelme” der; bu geri çeviriş sevgisizlikten değil, onun yorulup üşümesini istemeyen koruyucu bir kaygıdan doğar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bu karda son krizantemler artık ölmüştür,
Bütün soğuktan ölür,
üstünde titreşen kuşlar.
Dışarda her yer kar...
Bu kış üstünde ay da buz tutmuş,
Uzakta bir baykuş.
Beyaz mesâfeye uludu...
buğu
Şu ince camların üstünde... Ey kadın gelme...
Hayır... Sakın gelme...
Bak akşam oldu, ocak söndü, lâmba yok, boş oda;
Dışarda yollarda
Kalan köpekleri rüzgârlar işte donduruyor...
Bir saat vuruyor
Uzakta... Bak... gece geç, şimdi oluyor;
Bu yolda gelmek zor
Ayakların yorulur, dizlerin üşür, gelme
Şu boş kalan evime...
1Bu karda son kasımpatılar artık ölmüştür,
2soğuktan her şey ölür;
3kırılmış dalların üstünde kuşlar titrer.
4Dışarıda her yer kar...
5Bu kış göğünün üstünde ay bile buz tutmuş;
6uzakta bir baykuş,
7beyaz uzaklığa uğursuz ve ansızın uludu...
8Buğu çoğaldı
9şu ince camların üstünde... Ey kadın, gelme...
10Hayır... Sakın gelme...
11Bak, akşam oldu; ocak söndü, lamba yok, oda boş;
12dışarıdaki yollarda
13kalan köpekleri rüzgârlar şimdi donduruyor...
14Bir saat vuruyor
15uzakta... Bak, gece ilerledi, şimdi gece yarısı oluyor;
16bu yoldan gelmek zor,
17ayakların yorulur, dizlerin üşür; gelme
18şu boş kalmış evime...
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Emin Bülent Serdaroğlu adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bir inkisâr-ı tahassüsle ağla ey fânîEmin Bülent Serdaroğlu · manzume→
Dış dünyanın beyazlığı şiirde huzur değil ölüm ve ıssızlık taşır. Kırık dallar, baykuş sesi, sönmüş ocak ve boş oda yalnızlığı giderek koyulaştırırken uzaktan vuran saat zamanı gece yarısına taşır. “Gelme” buyruğunun yinelenmesi görünüşte reddediştir; son iki dize bunun sevgilinin ayaklarını ve dizlerini düşünen şefkatli bir vazgeçiş olduğunu açığa çıkarır.