Hudânuñ Lutfı Var El-hamdü-li’llâh
Fahrî, yokluktan varlığa geliş, iman ve umut nimetleri için kardeşleriyle sürekli hamdetmeye çağırır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hudânuñ lutfı var ‘El-hamdü-li’llâh’
Müdâm mü’minlere ‘El-hamdü-li’llâh’
1Allah'ın lütfu vardır; Allah'a hamdolsun.
2Müminlere sürekli erişir; Allah'a hamdolsun.
- 2
Getirdi bizi sahrâ-yı ‘ademden
Vücûd iklîmine ‘El-hamdü-li’llâh’
1Bizi yokluk çölünden getirip
2varlık ülkesine çıkardı; Allah'a hamdolsun.
Yokluk çölünden varlık iklimine taşınma, yaratılışı bir göç gibi resmeder; sahrâ ile iklîm arasındaki karşıtlık kuraklıkla yerleşilebilirliği yan yana getirir. Var olmak burada kazanılmış bir hak değil, taşınmış olmanın kendisidir.
- 3
Bizi İslâm ile itdi
Dahi îmân ile ‘El-hamdü-li’llâh’
1Bizi İslâm ile değerli kıldı;
2iman ile de, Allah'a hamdolsun.
Mu‘azzez sözcüğü değeri kişinin kendinden değil kendisine verilenden alır; İslâm ile iman art arda konarak biri dış bağlılık, öteki iç tasdik olarak ayrışır. Beytin iki yarısı aynı yapıyı tekrarladığı için ikinci armağan birincinin üstüne eklenmiş görünür.
- 4
Didi ‘Lâ teknatû min rahmeti’llâh’
Bize lutfı ile ‘El-hamdü-li’llâh’
1‘Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin’ dedi;
2bize lütfetti, Allah'a hamdolsun.
Burada söz Hakk'a bırakılır: iktibas edilen ayet şairin kendi cümlesinin yerini alır ve umutsuzluğu yasaklayan buyruk hamdin gerekçesi olur. Alıntının hemen ardından gelen bize lutfı ile ifadesi, genel buyruğu konuşanların kendi durumuna indirir.
- 5
Gelüñ sizüñ ile hemîşe
Diyelim ‘El-hamdü-li’llâh’
1Gelin kardeşler, sizinle her zaman
2gece gündüz ‘Allah'a hamdolsun’ diyelim.
Gelüñ ihvân çağrısıyla şiirin sesi tekilden çoğula geçer; hamd artık bildirilen bir gerçek değil, birlikte yapılması önerilen bir iştir. Rûz-ı eb kalıbı gündüzle geceyi birden kapsayarak bu ortak söyleyişe zaman sınırı tanımaz.
- 6
Hudâvendim bu Fahrî kemterine
İder -ı şükr ‘El-hamdü-li’llâh’
1Rabbim bu değersiz Fahrî'ye
2şükür nimeti verir; Allah'a hamdolsun.
Mahlas beytinde Fahrî kendini kemter sayıp konuşan biz'in içinden ayrılır; buna karşılık ona verilen şey yeni bir nimet değil, şükredebilme nimetidir. Böylece şiirin son sözü, hamdin kendisinin de bir bağış olduğunu söyler.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf172-printed163-n136. Bu görüntü aralığında 136 numarasıyla başlayan kayıt, sonraki numaraya kadar tam 12 dizedir; basılı ölçü satırı aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
İde gör zikr-i Hudâ ola münevver kalbüñMehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel→
Açılış beyti lütfu bir olay gibi değil, süregelen bir durum olarak koyar: var yüklemi zamansızdır, müdâm ise onu müminler için kesintisiz kılar. Redif seçilen hamd cümlesi Arapça bırakıldığı için her beyit sonunda Türkçe söyleyişten ibadet diline geçilir.