Hüsnüñ Gülün Gördi İse Cânânı Seyrân Eyleye
Seyran eyleye redifi, sevgilinin gülünden Kaf dağına, arş ve levhten mizana, Firdevs'ten Kur'an'a uzanan geniş bir manevî seyir kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hüsnüñ gülün gördi ise cânânı seyrân eyleye
Gül goncasın dirdi ise reyhânı seyrân eyleye
1Güzelliğinin gülünü gördüyse sevgiliyi seyretsin;
2gül goncasını derdiyse reyhanı seyretsin.
- 2
Tâ hükm ider Kâfdan Kâfa neyler Süleymân tahtını
Bülbül gibi gülşanede efgânı seyrân eyleye
1Kaf'tan Kaf'a hükmederken Süleyman'ın tahtını ne yapsın?
2Gül bahçesinde bülbül gibi feryadı seyretsin.
İkinci beyit dünyevî iktidarı bir soruyla küçültür: Kaf'tan Kaf'a hükmeden birinin Süleyman tahtına ihtiyacı yoktur. Ardından gelen bülbül feryadı, bu geniş hükmün karşılığını saltanatta değil bahçedeki bir sesin sürekliliğinde arar.
- 3
oluñ erler ile tagını köşk eylemiş
Mü’minleriñ kalbinde hoş mihmânı seyrân eyleye
1Erlerle birlikte seyyah olun; Kaf Dağı'nı köşk edinmiş;
2müminlerin kalbindeki hoş konuğu seyretsin.
Üçüncü beyit efsanevî Kaf Dağı'nı bir köşke indirir ve asıl konağı müminin kalbine taşır. Seyyahlık burada tek başına gezmek değil ‘erler ile’ yola çıkmaktır; misafir de bu ortak yolculuğun varış noktasında beklemektedir.
- 4
Basdı kadem ‘arşdan öte üstüne yazdı kalem
Haşr u hesâb-ı müstakîm mîzânı seyrân eyleye
1Arşın ötesine adım bastı; kalem levhin üstüne yazdı;
2dirilişi, doğru hesabı ve mizanı seyretsin.
Dördüncü beyit iki fiili art arda koyar: ayak arşın ötesine basar, kalem levhe yazar. Yükseliş ile kayıt böylece aynı ana sığar. Ardından haşir, hesap ve mizan gelir; görülecek manzara artık bahçe değil, tartının kendisidir.
- 5
Firdevse var tûbâyı gör gılmânları şol bî-misâl
Özler kamu dîdârını dîvânı seyrân eyleye
1Firdevs'e var, Tuba'yı ve o benzersiz gılmanları gör;
2hepsi yüzünü özler; divanı seyretsin.
Beşinci beyit cenneti eksiksiz tarif eder — Firdevs, Tûbâ, benzersiz gılmanlar — sonra hepsini bir özlemin öznesi yapar. Cennetin kendisi de dîdârı özlediğine göre, varılacak yer amaç değil bekleme yeri olarak kalır.
- 6
‘Arz eyleyüp her dem Hulûs hakka’l-yakîn görsem deyü
Hakk sözlerin gûş eyleyüp Kur’ânı seyrân eyleye
1Hulûs her an sunup 'Hakka'l-yakîni görsem' diye diler;
2Hakk'ın sözlerini dinleyip Kur'an'ı seyretsin.
Makta isteği sürekli kılar: her dem arz edilen dilek, hakka'l-yakîn mertebesinde görmektir. Kapanışta görme yerini işitmeye bırakır; söz dinlenerek seyredilen Kur'an, bakışla kulağı tek bir fiilde birleştirir.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:n512-pdf499-printed486. Baş neşrinde no. 512, basılı s. 486/PDF 499; 12 dize, basılı kalıp adı ve sonraki numaralı kayıtla tam sınır pinned görselde sabittir. Ana gülüñ ve ‘arz eyleyüp okumaları korundu; gülünü ve ârzû idüp varyantları gövdeye taşınmadı. AVESIS profilindeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hüsnüñ ziyâsın görendir mâhtâbıñ seniñÖmer Hulûsî · Gazel→
Matla iki şart cümlesini birbirine yaslar: gülü görmek cânânı seyretmeye, goncayı dermek reyhanı seyretmeye hak kazandırır. Görme ile derme arasındaki fark önemlidir; birincisi uzaktan, ikincisi elle temas ederek kurulan bir ilişkidir.