Hüsnüñ Ziyâsını Görendir Mâhtâbıñ Seniñ
Sevgilinin güzelliğini ay, güneş ve mum ışıklarıyla öven gazel, kaşı mihrap, gönlü Kâbe sayarak ölmeden önce ölme düşüncesini bağışlanma umuduna bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hüsnüñ ziyâsın görendir mâhtâbıñ seniñ
Pervâne şem‘iñ yanupdur âf-tâbıñ seniñ
1Senin güzelliğinin ışığını gören ayındır;
2senin güneşin, mumunda yanmış pervanedir.
- 2
‘Âşıklarıñ secdesi mihrâbıdır kaşlarıñ
Sensin anı Kur’ân kitâbıñ seniñ
1Âşıklarının secde mihrabı senin kaşlarındır;
2önder sensin, senin kitabın Kur'an'dır.
İkinci beyit kaşı mihraba benzeten mazmunu alıp ibadetin bütün donanımını sevgiliye bağlar: kıble kaş, önder sevgili, okunan kitap Kur’an olur. Secdenin kendisi değişmez, yalnız yöneldiği yer açıkça beyan edilir.
- 3
İrdi göñül Ka‘besine kenzindeki şâhlarıñ
Tevhîd olan kalblere feth oldı bâbıñ seniñ
1Hazinesindeki şahlar gönül Kâbe'sine erişti;
2tevhide eren kalplere senin kapın açıldı.
Üçüncü beyit önceki mihrabı Kâbe’ye büyütür ama yerini gönül olarak belirtir. Kapının ‘feth’ olunması bu sözcüğün hem açılma hem zapt anlamını çalıştırır: kalp tevhide erdiğinde kapı zorlanmadan alınmış sayılır.
- 4
Ölmezden evvel ölüp sâ‘atde biñ cân viren
Hakkdır enîsim diyen neyler ‘azâbıñ seniñ
1Ölmeden önce ölüp bir saatte bin can veren,
2'yoldaşım Hakk'tır' derse senin azabını neylesin?
Dördüncü beyit ölümü sayıya döker: bir saatte bin can. Sürekli yinelenen bu ölüm, bir kez gelecek azabı işlevsiz bırakır; enîs, yani yakın arkadaş sözcüğü korkuya dayalı ilişkiyi yoldaşlıkla değiştirir.
- 5
Kabriñ içün varmadan rahmet ile yunsalar
idersiñ suâl yokdur hesâbıñ seniñ
1Kabre varmadan rahmetle yıkanırlarsa,
2bağışlarsın; senin hesabında soru yoktur.
Beşinci beyit yıkanmayı ölüm sonrası törenden alıp kabir öncesine taşır. Sorgusuz hesap, muhasebenin kaldırılması değil kararın önceden verilmiş olmasıdır; bağışlanma burada sonuç değil hesabın başlangıç koşuludur.
- 6
Evsâf-ı cem‘iñ Hulûs eylerdi göñlüm sürûr
Takvâ-yı olan ister hitâbıñ seniñ
1Ey Hulûsî, senin bütün vasıfların gönlümü sevindirirdi;
2gerçek takva sahibi senin hitabını ister.
Mahlas beytinde sevinç geçmiş zamanla anılır: vasıfları saymak gönlü bir zamanlar şenlendirirdi. Şimdi istenen tasvir değil hitap, yani doğrudan söz almaktır; tahkîk takvası da taklitle yetinmeyip kaynağından duymayı şart koşar.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:pdf358-printed345-n271. Gerçek PDF görüntü 358, basılı s. 345'te 271 numarasıyla başlayıp sonraki numaradan önce biten tam 12 dize görsel olarak doğrulandı; basılı ölçü satırı esas alındı. Profil dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde ayrıca gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Kervân gider yollarda koymaz yabân illerdeÖmer Hulûsî · Gazel→
Matla ışığın kaynağını tersine çevirir: ay senin güzelliğini gördüğü için parlar, güneş de mumunda yanan bir pervaneden ibaret kalır. Gök cisimleri böylece bağımsız kaynak olmaktan çıkıp sevgilinin ışığının yansımasına indirgenir.