Kervân Gider Yollarda Koymaz Yabân İllerde
Kervan ve koymaz redifi, mürşidin yolcuyu yabanda bırakmamasını gül bahçesi, mum-pervane, vahdet meyi ve yeryüzünde seyir emriyle anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
gider yollarda koymaz illerde
Şeyhim ‘azîz dillerde koymaz illerde
1Kervan yollarda gider, yabancı illerde bırakmaz;
2şeyhim gönüllerde azizdir, yabancı illerde bırakmaz.
- 2
Bülbülleriñ gülzârı şîrîn lebiñ sükkârı
Baglan göñül hünkâra koymaz illerde
1Bülbüllerin gül bahçesi, tatlı dudağının şekeridir;
2ey gönül, hünkâra bağlan; yabancı illerde bırakmaz.
İkinci beyit iki tamlamayı eşler: bülbülün gül bahçesi ile sevgilinin şeker dudağı. İkisi de bağlanılan yerdir. Gönle verilen emir bu yüzden kısıtlama değil sığınaktır; bağ, yabanda kalmamanın tek yolu sayılır.
- 3
Şem‘iñ yanan âşıklarıñ hayrâne
Seyrâna gel ‘irfâna koymaz illerde
1Mumun yanan pervanesi, âşıkların hayranıdır;
2seyre, irfana gel; yabancı illerde bırakmaz.
Üçüncü beyit yanmayı bir kayıp gibi anmaz: pervanenin ateşi âşıkların hayranlığına dönüşür. Seyir ile irfan çağrısı da aynı dizede birleşir; bakmak ve bilmek burada birbirinin yerine geçebilen iki iş olarak sunulur.
- 4
Peymânesin toldırdı nûrdan kadeh sundurdı
Vahdet meyin kandırdı koymaz illerde
1Kadehini doldurdu, nurdan bir kadeh sundurdu;
2vahdet meyine kandırdı, yabancı illerde bırakmaz.
Dördüncü beyit üç geçmiş zamanlı fiille bir ikram sahnesi kurar: doldurdu, sundurdu, kandırdı. Kadehin nurdan olması içeceği maddeden çıkarır; kanmak da susuzluğun bitmesi değil, artık başka kapı aranmaması demektir.
- 5
Kul sîrû fi’l-arzında Hakk sırrınıñ ‘arzında
Sünnet ile farzında koymaz illerde
1'Yeryüzünde gezin' buyruğunda, Hakk sırrının arzında;
2sünnetinde ve farzında yabancı illerde bırakmaz.
Beşinci beyit yeryüzünde gezmeyi buyuran âyete dayanır ve gezmeyi başıboşluktan ayırır: yürünen zemin aynı zamanda Hakk sırrının arzıdır. Sünnet ile farz anılınca yolculuğun sınırları da ibadet düzeniyle çizilmiş olur.
- 6
‘Ayne’l-yakîn gör şâhı kalbiñ Hulûs ol mâhı
Sultânlarıñ âgâhı koymaz illerde
1Şahı ayne'l-yakîn ile gör; ey Hulûs, kalbin o ayı görsün;
2sultanların bilgesi, yabancı illerde bırakmaz.
Makta görmeyi kesinlik derecesine bağlar: şah, işitilerek değil ayne'l-yakîn ile görülmelidir. Kalbin ‘o ay’ olması istenirken ışığı veren ile alan birleşir; son güvence sultanların bilgesine bırakılır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:n514-pdf500-printed487. Baş neşrinde no. 514, basılı s. 487/PDF 500; 12 dize, basılı kalıp adı ve sonraki numaralı kayıtla tam sınır pinned görselde sabittir. Ana kervân ve Kur’an 30:42 göndermeli kul okumaları korundu; kârbân ve kıl varyantları gövdeye taşınmadı. AVESIS profilindeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Kim ki sâdıkdır sanem sultânı bulmış dertli kulÖmer Hulûsî · Gazel→
Matla iki güvenceyi yan yana koyar: yol alan kervan ve dillerde aziz anılan şeyh. Redifin olumsuz kuruluşu vaadi tersinden verir; söylenen şey nereye götürüleceği değil, nerede bırakılmayacağıdır.