İl Beni Diller Deyu Eğnim Abâ Pûş Eyledim
Halkın diline düşen Ömer, derviş abasına bürünse de kınanmaktan kurtulamaz; sevgilinin eziyeti, dostların düşmanlığı ve dedikodu karşısında Tanrı’dan bağışlanma ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
İl beni diller deyu eğnim abâ pûş eyledim
Çarh-ı gerdundan müzeyyen câm-ı mey nûş eyledim
1Halk bana “diller” diyor diye sırtıma derviş abasını giydim;
2Dönen felekten süslü şarap kadehini içtim.
- 2
Bulmadım bir medhim eyler çok gûş eyledim
Zemmeder âlem beni yâ Rab bu halka neyledim
1Beni öven birini bulamadım, çok övgü sözü dinledim;
2Dünya beni yeriyor; ey Rabbim, ben bu halka ne yaptım?
Övgü duymakla gerçekten övülmek arasındaki fark açılır. Başkalarına söylenen güzel sözleri dinleyen kişi, kendisine yalnız yergi düşmesini “bu halka ne yaptım?” sorusuyla karşılar.
- 3
-i dilber bir yanadan tan’-ı âlem bir yana
Yalınız düşmen değil dostum bile düşmen bana
1Sevgilinin eziyeti bir yanda, halkın kınaması öte yanda;
2Yalnız düşman değil, dostum bile bana düşman.
Sevgilinin eziyetiyle halkın kınaması iki ayrı kuşatma kurar; daha ağır olan, dostun da düşmana dönüşmesidir. Böylece anlatıcıya sığınacak özel bir ilişki alanı bırakılmaz.
- 4
Hâlime rahmeyleyüp kimse demez noldu sana
Zemmeder âlem beni yâ Rab bu halka neyledim
1Hâlime acıyıp da kimse “Sana ne oldu?” demiyor;
2Dünya beni yeriyor; ey Rabbim, ben bu halka ne yaptım?
Kimsenin “ne oldu?” diye sormaması, topluluğun merhametsizliğini sıradan bir selam üzerinden görünür kılar. Nakarat bu ilgisizliği kişisel suç arayışına dönüştürür.
- 5
Ağlamaktan çeşmim yaşı döndü sele
Ben bu derdden ağlamazdım ettiğim olsa hele
1Gece gündüz ağlamaktan gözyaşım sele döndü;
2Bu dertten, yaptığım bir şey olsaydı ağlamazdım.
Gözyaşının sele dönmesi, gece gündüz süren bedensel sonucu büyütür; “bir suçum olsaydı” itirazı ise bu yoğun cezanın hak edilmediği düşüncesini açıkça savunur.
- 6
Şöyle bir şây oldu ismim söylenür dilden dile
Zanneder âlem beni yâ Rab bu halka neyledim
1Adım öyle yayıldı ki dilden dile söyleniyor;
2Dünya beni öyle sanıyor; ey Rabbim, ben bu halka ne yaptım?
Adın dilden dile yayılması, söylentiyi artık denetlenemez bir kamusal kimlik hâline getirir. İnsanlar gerçeği değil zanlarını dolaştırırken Ömer kendi adının yabancısı olur.
- 7
Yâ İlâhî sen bilürsün bu Ömer’in hâlini
Hürmetinle yarlıgagıl bu günehkâr kulunu
1Ey Allah’ım, bu Ömer’in hâlini sen bilirsin;
2Hürmetin için bu günahkâr kulunu bağışla.
Mahlasla kurulan dua, insanlar karşısındaki savunmayı Tanrı’nın bilgisine taşır. Herkesin yanlış bildiği hâli yalnız Allah’ın doğru bilmesi, bağışlanma isteğine güven verir.
- 8
Ol Habîb’in hürmetiyçün kes bu halkın dilini
eder âlem beni yâ Rab bu halka neyledim
1O Sevgili Peygamber’in hürmetine bu halkın dilini kes;
2Dünya beni kınıyor; ey Rabbim, ben bu halka ne yaptım?
Son birim Peygamber’in hürmetini araya koyarak dedikodunun susmasını ister. “Dilin kesilmesi” sert imgesi, şiir boyunca büyüyen toplumsal baskıya karşı son çareyi belirtir.
Metnin kaynağı
Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 390; gövdede görünür Ömer mahlası doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 390; PDF 310; 8 birim/16 dize. Görünür Ömer mahlası ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
İmâmeynin duâğûyu senâhanı SakalardırÂşık Ömer · Şiir→
Aba giymek, dedikodudan kaçmak için dış görünüşü değiştiren bir savunmadır; fakat feleğin kadehini içmek, anlatıcının dünya düzeninden yine de bütünüyle kurtulamadığını gösterir.