İsmetin sermâye-i rûh-i revânıdır kadeh
Kadeh, ruhun sermayesi ve meclis ehlinin âşık bedenindeki canı sayılır; dert ve gamın dilini açıklar. Dünyada rahat mülkü bulunmazken kadeh hakikat anlamlarını, ilim ve hikmeti açar. Şarap içi aydınlatır; değerini sıradan kişi anlayamaz ve Cem kadehi saki elinden safâ ehline armağandır. Son bölümde sarhoşu şaraptan, bülbülü gülden tanıyan bilgi Ömer’i yetmiş iki dilde konuşturur; kadeh meclisin dili ve tercümanı olur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
İsmetin sermâye-i rûh-i revânıdır kadeh
âşıka cisminde cânıdır kadeh
1Kadeh, iffetin akan ruhunun sermayesidir;
2Kadeh, meclis ehlinin âşığın bedenindeki canıdır.
- 2
Halleder bir demde yüz bin müşkilâtı âşıka
Derd ü gam elfâzının şerh ü beyânıdır kadeh
1Âşığın yüz bin güçlüğünü bir anda çözer;
2Kadeh, dert ve gam sözlerinin açıklaması ve beyanıdır.
Bir demde yüz bin müşkülü çözme iddiası kadehe olağanüstü yorum gücü verir. Dert ve gam “elfâz”a, yani açıklanması gereken sözlere dönüşür; kadeh hem bu sözlerin şerhi hem açık beyanı olarak okunur.
- 3
Yok imiş bildik fenâda âşıka
Anın içün verilür keşf ü kerâmet âşıka
1Bildik ki bu geçici dünyada âşığa rahatlık ülkesi yokmuş;
2Onun için âşığa keşif ve keramet verilir.
“Fenâ” dünyasında rahat bir mülk bulunmadığı deneyimle öğrenilir; geçici âlem âşığa yerleşik huzur vermez. Keşif ve keramet bu yokluğun karşılığıdır: dünyevi rahat çekilince iç anlamları görme yetisi verilir.
- 4
Açılur hep cümle ma’nâ-yı hakîkat âşıka
İlm ü hikmet bildirir sırr-ı maânîdir kadeh
1Hakikat anlamlarının hepsi âşığa açılır;
2Kadeh, ilim ve hikmeti bildiren anlamlar sırrıdır.
Hakikatin bütün manaları açılırken kadeh “sırr-ı maânî” diye yine saklılık taşır; açılma ile sır birlikte kalır. İlim ve hikmeti öğretmesi sarhoşluğu bilgisizlik değil, özel bir kavrayış yolu olarak çerçeveler.
- 5
Bâdedir ey dil eden
Anlamaz kadrin şerâb-ı hoşgüvârın her gedâ
1Ey gönül, içini ışıkla dolduran şaraptır;
2Her sıradan kişi hoş içimli şarabın değerini anlamaz.
Bâde kalbin “derûn”unu pür-ziya eder; aydınlık dış yüzeye değil en iç bölgeye yerleşir. “Her gedâ”nın hoş içimli şarabın kadrini anlamaması, maddi yoksulluktan çok bu manevi zevke ehil olmayan sıradan bakışı belirtir.
- 6
devrinde erbâb-ı safâya bî riyâ
Dest-i sâkîden gelür bir ermağanîdir kadeh
1Cem’in kadehi devrinde safâ ehline içtenlikle;
2Kadeh saki elinden gelen bir armağandır.
Câm-ı Cem efsanevi hükümdarlık ve dünyayı gösteren kadeh çağrışımını meclise getirir. Saki elinden “bî riyâ” gelen armağan gösterişsizce safâ ehline sunulur; değer kabın şöhretinden çok sunuşun temizliğinde belirir.
- 7
Âşıkın olduğun mülden bilür
Bülbülün hengâme-i giryânını gülden bilür
1Âşığın sarhoş ve hayran oluşunu şaraptan bilir;
2Bülbülün ağlama hengâmesini gülden bilir.
Âşığın sermestliği “mül”den, bülbülün ağlayış hengâmesi gülden bilinir; belirti kaynağına bağlanır. Bu iki tanıma, insan aşkı ile bahçe mazmununu aynı yorum yönteminde dikkatle buluşturur.
- 8
Söyledirsen Ömer’i yetmiş iki dilden bilür
hem dili hem tercemânıdır kadeh
1Ömer’i söyletsen yetmiş iki dilden bilir;
2Kadeh meclis ehlinin hem dili hem tercümanıdır.
Mahlaslı dize Ömer’in yetmiş iki dili bilecek ölçüde konuşturulmasını kadehe bağlar; sayı bütün halkları kapsayan genişlik taşır. Son hükümde kadeh meclisin hem konuşan dili hem o dili açıklayan tercümanı olur.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.330 gövdesinde “Söyledirsen Ömer’i yetmiş iki dilden bilür” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n330-38F019E0C172. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.330, PDF 268; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
İtme cefâ bana şehâÂşık Ömer · Murabba düzeninde yakarış→
Kadeh “sermâye-i rûh-i revân” diye hayatın dolaşan özüne değer kazandıran varlık olur. Ehl-i bezm için onun âşık bedenindeki “can” sayılması nesneyi içecek kabından çıkarır; meclisin müşterek canlılığı bu kapta toplanır.