Kerem kıl, kesme sâkıy, iltifatın bînevâlardan
Gurbetteki âşık, sâkiden ilgisini kesmemesini ister; sabah yelinden haber sorar, zahidin öğüdünü reddeder ve aşk cefasını gönüllü bir bağlılık sayar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Kerem kıl, kesme sâkıy, iltifatın bînevâlardan
Elinden geldiği hayrı, diriğ etme gedâlardan
1Ey sâki, iyilik et; yoksullardan ilgini kesme.
2Elinden gelen iyiliği dilencilerden esirgeme.
- 2
Esîr-i gurbetiz biz, senden özge âşinâmız yok
Ayağın kesme başın çün, bizim mihnetserâlardan
1Gurbet esiriyiz; senden başka tanıdığımız yok.
2Ayağını bizim sıkıntı evlerimizden kesme, başın için.
Gurbet, başka tanıdık bırakmayan bir yalnızlıktır; sâkinin meclise gelişi bu mihnet evinin tek canlı bağı olur. Ayağın kesilmemesi isteği hem ziyaretin sürmesini hem de kadehin mihnet evlerinden eksilmemesini düşündüren çift anlam taşır.
- 3
Sabâ! Kûyunda dildârın nedir üftâdeler hâli?
Bizim yerden gelirsen bir haber ver âşinalardan
1Ey sabah yeli, sevgilinin mahallesinde düşkünlerin hâli nedir?
2Bizim taraftan geliyorsan tanıdıklardan haber ver.
Sabah yeli sevgili mahallesinden haber taşıyan aracıya dönüşür; soru, uzaklığı bilgi eksikliği ve bekleyiş biçiminde duyurur. Sabah yelinden istenen haber, sevgiliye erişemeyenlerin mahallesinde bekleyen düşkünlerle uzaktaki âşık arasında bağ kurar.
- 4
Deme zâhid ki: 'Terk et bütler temâşâsın!
Beni kim kurtarır Tanrı sataştırmış belâlardan!
1Ey zahit, gümüş tenli güzelleri seyretmeyi bırak deme.
2Tanrı beni bu belalara düşürmüşken beni kim kurtarabilir?
Zahidin seyri bırakma öğüdü reddedilir; âşık, başına gelen aşkı ilahî yazgı sayarak öğüdün etkisini boşa çıkarır. Aşkın Tanrı tarafından başa getirildiği savı, zahidin iradeye dayalı vazgeçme öğüdünü daha söylenirken geçersiz kılar.
- 5
Vücûdum ney gibi olsa ah etmem
Muhabbeten dem urdum, incinmek olmaz cefalardan
1Bedenim ney gibi delik deşik olsa ah etmem.
2Sevgiden söz ettim; cefalardan incinmek olmaz.
Ney gibi delinen beden, cefanın ses veren aracıdır; sevgi iddiası incinmeme ve çekilen eziyeti kabul etme yükümlülüğü doğurur. Delik deşik ney bedeni acıyı saklamak yerine sese dönüştürür; ah etmeme kararı ise sevgi iddiasının sınavıdır.
- 6
Fuzûli! Nâzenînler görsen izhâr-ı niyaz eyle
umsa ayıp olmaz, gedâlar padişahlardan...
1Fuzûlî, nazlı güzelleri görünce niyazını göster.
2Dilencilerin padişahlardan merhamet umması ayıp değildir.
Mahlas beyti, âşığın niyazını dilenci ile padişah ilişkisine taşır; merhamet istemek utanılacak değil aşk düzenine uygun bir davranıştır. Dilenci-padişah benzetmesiyle niyaz küçülme olmaktan çıkar ve lütuf bekleyen âşığın doğal hakkı gibi savunulur.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak contributors; fixed revision 145262; CC BY-SA 4.0; editoryal değişiklikler belirtilmiştir. Yayın atfı Türkçe Vikikaynak contributors, 145262 ve CC BY-SA 4.0 koşullarıyla sınırlandırılmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Türkçe Vikikaynak contributors, sabit oldid 145262, CC BY-SA 4.0; özgün dize gövdesi sabit revizyondan alındı, modernleştirme ve açıklamalar yeni editoryal değişikliklerdir. Kaynak sürümü: 145262. Yayın kaynak sürümü: 145262; upstream çıkarım sürümü: 145262.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sâkinin ilgisi hayır ve cömertlik diliyle istenir; âşık kendini yoksul sayarak lütfun toplumsal hiyerarşisini tersine çevirir. Sâkiye yönelen rica, meclisteki yoksulu dışlamayan bir cömertlik ölçüsü kurar ve veren elin sorumluluğunu hatırlatır.