Kim ne bilür bizi nice soydanız
Sekiz beyit boyunca bir köken sorusu sorulur ve her defasında geri çevrilir: cevap, olunmayan şeylerin sayılmasıyla verilir. Ateş, su, Güneş ve Ay elenir; yerine keşkül, kudret yayı, cennetin içindeki bir köy gibi imkânsız adresler konur. Kapanış cevabı bir okur şartına bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Kim ne bilür bizi nice soydanız
Ne zerrece oddan ne sudanız
1Bizi kim ne bilir, nasıl bir soydanız
2Ne zerre kadar ateşten ne de sudan
- 2
Bize meftûn olan marifet söyler
Biz Horasan elleründe baydanuz
1Bize gönül veren kişi marifetten söz eder
2Biz Horasan illerinde zenginlerdeniz
“Bay” zengin, mal sahibi demektir ve beyti bir çelişkinin üstüne kurar: Ergun'un andığı kaynaklar Abdal Musa'yı “Yesevî fukarası” arasında sayar, oysa dize Horasan'da zenginlikten söz eder. Horasan burada bir coğrafya değil, Anadolu abdallarının geleneksel adresidir.
- 3
Bizüm zahmumuza merhem bulunmaz
Biz kudret okunda gizlü yaydanız
1Bizim yaramıza merhem bulunmaz
2Biz kudret okundaki gizli yayız
İlk dize devasız yara mazmununu kurar, ikincisi konuyu yaradan silaha çevirir. “Kudret oku” Tanrı'nın attığı oktur; söyleyen kendini o okun görünen yolunda değil, onu fırlatan görünmez yayda konumlandırır. Yaralanan ile sebep olan aynı beyitte durur.
- 4
Yedi derya bizüm keşkülümüzde
Hacım umman ise biz de göldenüz
1Yedi derya bizim keşkülümüzün içinde
2Hacı'm, o umman ise biz de gölüz
Yedi denizi bir dilenci kabına sığdıran ilk dize, ikincisinde ölçüyü tersine çevirip küçülür. Beyit metin olarak en oynak yer: Ergun “biz de” için “Biz o” nüsha farkını dipnotta bildirir, “Hacım” ise hem “hacı'm” hitabı hem “hacim” okunabilir. Karşılık bu yüzden bir okumadır.
- 5
Hızır İlyas bizüm haldaşumuzdur
Ne zerrece Günden ne hot Aydanuz
1Hızır ile İlyas bizim hâl arkadaşımızdır
2Ne zerre kadar Güneşten ne de Ay'dan
Hızır ile İlyas yolda kalanın iki ölümsüz yardımcısıdır; “haldaş” onları yardımcı değil eşit kılar. İkinci dize birinci beyitteki “ne zerrece … ne hot” kalıbını aynen tekrarlar, yalnız unsurların yerine iki ışığı koyar: ateşle su elenmişti, şimdi Güneşle Ay eleniyor.
- 6
Yedi bize nevbahar oldu
Sekiz içindeki köydenüz
1Yedi cehennem bize ilkbahar oldu
2Sekiz cennetin içindeki köydeniz
“Tamu” ile “uçmak”, cehennem ve cennetin İslam öncesinden gelen Türkçe adlarıdır; nefes bunları geleneksel sayılarıyla korur. Ateşten olmadığını söyleyen biri için cehennemin bahara dönmesi tutarlı bir sonuçtur. Cennet de konuk olunan yer değil, doğulan köydür.
- 7
Mûsa gibi «» denürüz
Aslumuzu sorar isen Hoy’danız
1Musa gibi bize «len terânî» denir
2Aslımızı sorarsan Hoy'danız
“Len terânî” — “beni göremezsin” — Tanrı'nın, kendisini görmek isteyen Mûsa'ya verdiği cevaptır. Şairin adı da Mûsa olduğu için benzetme iki yönlü çalışır: görülemeyen ile görmek isteyen aynı ada gelir. Ardından görülemez olan kişi kesin bir adres verir: Hoy.
- 8
Abdal Mûsa oldum geldüm cihana
Ârifler anlar bizi ne boydanız
1Abdal Musa oldum, cihana geldim
2Bizi ârifler anlar, ne boydanız
Mahlas beyti sırayı tersine kurar: önce “oldum”, sonra “geldüm” — kimlik gelişten öncedir. Kapanış açılıştaki soruyu cevaplamak yerine muhatabını daraltır. “Soy” ile “boy” Türkçenin yerleşik ikilisidir; gazel açıldığı kelimeyle kapanıp halkasını tamamlar.
Metnin kaynağı
Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Türkçe Vikikaynak'taki 143956 numaralı sürümü esas alındı. Kaynağın “—1—” bölüm numarası metne alınmadı. “Hacım umman ise biz de göldenüz” dizesine düşülen nüsha dipnotu da metne girmedi; dipnot “biz de” için “Biz o” farkını bildirir, yani beyit kaynakta oynaktır. Mahlas kaynakta italik dizilmiştir; işaretler atıldı, kelimeler bırakıldı. “baydanuz”, “göldenüz”, “Aydanuz”, “denürüz” gibi biçimler ve büyük harfli “Günden” ile “Aydanuz” kaynağın imlâsıdır, düzeltilmedi. Son dört dize kaynakta sayfa sonu yüzünden sonraki sayfada dizilmiştir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gazel bir soruyla açılır ama soru cevap beklemez: “kim ne bilür” zaten bilinmediğini söyler. İkinci dize cevabı olumsuzlamayla verir ve dört unsurun en karşıt ikisini, ateş ile suyu, birlikte eler. “Od” ateşin eski Türkçesi, “hod” Farsçadan gelen “hem, dahi”dir.