Muhammed Ali’nin kıldığı da’vâ
Beş dörtlük aynı redifle biter ve meydana her seferinde yeni bir ad takılır: var, er, sır, kâr, gör, dar. Üçü tek ses farkıyla kurulan karşıtlıklardan doğar — yok/var, ar/er, kör/gör. Mahlas dörtlüğü sıralamayı urganda kapatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Muhammed Ali’nin kıldığı
Yok meydanı değil var meydanıdır
Muhammed kırklara eyledi
meydanı değil er meydanıdır
1Muhammed ile Ali'nin ortaya koyduğu dava
2Yokluk meydanı değil varlık meydanıdır
3Muhammed Kırklara niyaz etti
4Utanç meydanı değil er meydanıdır
- 2
özün bir araya kodılar
Anlar cenâzesin susuz yudular
Deveyi gördün mü gördüm dediler
Ört elin eteğin sır meydanıdır
1Kırklar özlerini bir araya koydular
2Onlar cenazesini susuz yıkadılar
3Deveyi gördün mü, gördüm dediler
4Elini eteğini ört, sır meydanıdır
Üç dize Kırklar anlatısından üç sahneyi hatırlatır ve hiçbirini açmaz. Üçüncüsü Türkçenin “deveyi gördün mü — görmedim” kalıbını çağırır, ama kaynak “gördüm dediler” yazar; kalıbın tersine dönmesi kayda değer. Dördüncü dize susmayı emreder, redif de sırrı bir yere çevirir.
- 3
Vardığın yerlerde ara bulasın
Gezdiğin yerlerde makbûl olasın
Sakla sırrını kim olasın
Çek çevir kendini kâr meydanıdır
1Vardığın yerlerde arayıp bulasın
2Gezdiğin yerlerde beğenilesin
3Sırrını sakla ki örtücü olasın
4Kendini çek çevir, kâr meydanıdır
Üç dize aynı ekle biterek dörtlüğü nasihate döndürür. “Settâr” örten demektir ve Allah'ın adlarından biridir; sırrını saklayana bu adı yakıştırmak, susmayı ilahî bir sıfatın taklidi saymaktır. Son dize meydanı ticaret diliyle anar: burada durulan yer kâr getiren yerdir.
- 4
Ne diyeyim şu erkânı kurana
Yuf çekerler bu meydanda yalana
Üçyüz altmış merdiveni bilene
Kör meydanı değil gör meydanıdır
1Şu erkânı kurana ne diyeyim
2Bu meydanda yalana yuh çekerler
3Üç yüz altmış merdiveni bilene
4Burası körlerin değil, görenlerin meydanıdır
İlk dize hüküm vermekten çekinir, ikincisi cezayı topluluğa bırakır: yuf çekmek, ayıplamanın sesli hâlidir. “Üçyüz altmış merdiven” yolun basamaklarını bir dairenin derecesi kadar sayar, yani bütününü. Kapanış yine tek sesle kurulur: kör ile gör.
- 5
Abdal Mûsa Sultan gerçek er ise
Ali’yi sevenler yâr ise
Hak’kın maksûduna erem der ise
Urganı boynunda meydanıdır
1Abdal Musa Sultan gerçek er ise
2Ali'yi sevenler muhib dost ise
3Hakk'ın istediğine ereyim der ise
4Urgan boynundadır, dar meydanıdır
Mahlas dörtlüğü üç şartı üst üste dizip cevabı sona bırakır. “Dar” hem darağacı hem Bektaşî meydanında ikrar verenin durduğu yerdir; iki anlam ayrılmaz, çünkü o yere durmak Mansûr'un yerine geçmek sayılır. Şiirin saydığı meydanlar burada urganla biter.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 143956 numaralı sürüm (Sadettin Nüzhet Ergun, “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri”) esas alındı. Kaynağın “— 3 —” bölüm numarası metne alınmadı. İlk dörtlüğün son iki dizesi kaynakta sayfa sonu yüzünden sonraki sayfada dizilmiştir; dörtlük kafiye düzenine göre birleştirildi, dize sırasına dokunulmadı. Mahlasın italik dizgisi kaldırılıp “Abdal Mûsa Sultan” kelimeleri dizede bırakıldı. “da’vâ”, “kodılar”, “yudular”, “settâr”, “Üçyüz” gibi biçimler kaynağın imlâsıdır, düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ben hocamdan aldum böyle dersümüAbdal Musa · Nefes→
Redif dörtlükte iki kez, hep aynı kalıpla gelir: “X meydanı değil Y meydanıdır”. Karşıt çiftler tek sesle ayrılır — yok/var, ar/er. Meydan, Bektaşî töreninin yapıldığı yerdir; tanımı ne olduğu değil, ne olmadığı söylenerek verilir. Kırklara niyaz, yolun kuruluş sahnesini çağırır.