Küçük Ali'm
Sakarya’nın berrak suyunda Türk yüzünü gören ses, ırmağa yurttan müjde taşıma görevi verir ve coşkun akışı millî bir aynaya dönüştürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sakarya’nın suyu berrak.
Aynasında Türk yüzü ak;
Durma, durma coşkun su, ak; ,
Müjde götür Türk ilinden.
Cennetteki Ali’me sen.
Küçük Ali’m nerde kaldın?
Cennette bir eş mi aldın?
Sakarya’ya niçin daldın?
Görünürsün Sakarya'dan
Yüzün sarı, göğsün al kan!
Sakarya'nın suyu kara,
Gece urmuş ak yollara...
Zeyneb kimden kimi sora?
Ey Sakarya bana bildir
Küçük Ali’m sende midir?
Köyde bir gün dedi bana:
Gitmek düştü nişanlına.
Gelemezsem... benden yana
Sakın dökme gözyaşını,
Sulanamaz şehîd kanı!
Küçük Ali’m, cennetinden
Zeyneb’ini görürsen sen;
Bir selâmcık iletsen, ben
Katlanırım hasretine...
Gördüm, gördüm seni yine!
Sakarya’nın suyu yeşil,
bu, su değil.
Hurilerin eli mendil
Sallar sanki Sakarya'ya,
Pek güzeldir pek Sakarya!
Sakarya'nın suyu kızıl,
Akar durur harıl harıl...
Sakarya pek yaman bu yıl:
Her dalgası bir kefendir,
Dudağından kan belirir!
Beyaz ırmak, siyah ırmak,
Yeşil, mavi, kızıl ol, ak!
Ağlayayım beni bırak:
Taşmaz suyun gözyaşımdan,
Bir haber yok yoldaşımdan!
Ey Sakarya, sularından
Küçük Ali'm zaman zaman
Bana gülüp diyor: Vatan!
Koca ırmak, ,
Ne güzelsin kuruyası!
1Sakarya’nın suyu duru akar.
2Aynasında Türk’ün alnı ak görünür;
3Durma, ey coşkun ırmak, akmaya devam et;
4Türk yurdundan bir müjde götür.
5Onu cennetteki Ali’me ulaştır.
6Küçük Ali’m, nerede kaldın?
7Cennette kendine bir eş mi buldun?
8Niçin Sakarya’nın sularına daldın?
9Sakarya’nın içinden görünüyorsun:
10Yüzün solgun, göğsün kıpkızıl kan!
11Şimdi Sakarya’nın suyu kararmış,
12Gece, beyaz yolların üstüne çökmüş...
13Zeynep kimi, kimden sorup öğrensin?
14Ey Sakarya, bana haber ver:
15Küçük Ali’m senin içinde mi?
16Köydeyken bir gün bana şöyle demişti:
17Nişanlından ayrılıp gitmen gerekti.
18Eğer geri dönemezsem... benim için
19Sakın gözyaşı dökme;
20Çünkü şehidin kanı gözyaşıyla sulanmaz!
21Küçük Ali’m, bulunduğun cennetten
22Zeynep’ini görebilirsen,
23Bana küçücük bir selam iletirsen
24Özlemine dayanabilirim...
25İşte, seni yeniden gördüm!
26Sakarya’nın suyu şimdi yemyeşil;
27Bu su değil, sanki cennetin ırmağı.
28Huriler ellerindeki mendilleri
29Sakarya’ya doğru sallıyor sanki;
30Sakarya ne kadar da güzel!
31Sakarya’nın suyu bu kez kıpkırmızı,
32Gürültüyle durmadan akıyor...
33Bu yıl Sakarya çok acımasız:
34Her dalgası bir kefene dönüşmüş,
35Dudaklarında kan izleri beliriyor!
36Bazen beyaz, bazen siyah ırmak;
37Yeşile, maviye, kızıla bürün, yine ak!
38Bırak da içimi döküp ağlayayım;
39Gözyaşım senin suyunu taşırmaya yetmez,
40Çünkü yoldaşımdan hâlâ haber yok!
41Ey Sakarya, sularının arasından
42Küçük Ali’m ara sıra beliriyor,
43Bana gülümseyerek “Vatan!” diyor.
44Ey büyük ırmak, göğün aynası,
45Kuruyasıca, yine de ne güzelsin!
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Ali Ekrem Bolayır adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 165850 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Tık tık tık tık... saatim vuruyor.Ali Ekrem Bolayır · şiir→
Ağıt, Sakarya’nın değişen renklerini kayıp haberinin duygusal haritasına dönüştürür: berrak su umut, kara su yas, yeşil su cennet, kızıl su ise şehit kanıdır. Zeynep’in Ali’yi ırmağa sorması, savaşta kaybolan nişanlıya ulaşma arzusunu canlı tutar. Son bölümde Ali’nin sulardan “Vatan” diyerek görünmesi, kişisel acıyı fedakârlık ve yurt fikriyle birleştirir.