DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şâhî/Kurbanlar Tıglanup Gülbank Çekildi
Nefes · 16. yüzyıl

Kurbanlar Tıglanup Gülbank Çekildi

Bir ikrar töreninin içeriden, adım adım anlatımı: kurbanın tığlanması, eşiğe baş koyma, tığbendin bağlanması, pirin telkini ve dolunun içilmesi sırayla geçiyor. Her dörtlüğü kapatan “geldim” redifi töreni bir varış listesine çeviriyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Kurbanlar tıglanup çekildi

    Gaflet uykusundan uyana geldim

    sancağı anda dikildi

    olub meydana geldim

    1Kurbanlar bıçaklanıp gülbank okundu,

    2gaflet uykusundan uyanmaya geldim.

    3Dört kapının sancağı orada dikildi;

    4çıplak ve yanmış hâlde meydana geldim.

    Şiir törenin ortasından açılıyor: kurban kesilmiş, gülbank çekilmiş, sancak dikilmiştir ve konuşan kişi bunlara sonradan varır. “Üryan büryan” erkânın kalıp sözüdür — dünyalık örtüden soyunmuş, aşkla kavrulmuş demektir. Dört kapı şeriat, tarikat, marifet ve hakikattir; dörtlüğün dört dizesi de o dört basamağa denk düşer.

  2. 2

    Evvel eşiğine koydum başımı

    İçeri aldılar döktüm yaşımı

    Erenler yolunda gör savaşımı

    Cân ü baş koyarak kurbana geldim

    1Önce eşiğine başımı koydum,

    2içeri aldılar, gözyaşımı döktüm.

    3Erenler yolundaki savaşımı bir gör;

    4can ve baş koyarak kurban olmaya geldim.

    Bektaşî erkânında eşiğe basılmaz, niyaz edilir; “başımı koydum” o hareketin tarifidir. Buradaki “savaş” dışarıdaki düşmanla değil, nefsle olandır. Son dize ilk dörtlüğün açılışına cevap veriyor: baştaki kurban hayvan sanılmıştı, meğer töreni anlatan kişinin kendisiymiş.

  3. 3

    Ol demde uyandı bâtın çırağı

    Üç adım ileri attım ayağı

    Rehberim boynuma bend etti bağı

    Koç kurban dediler imâna geldim

    1O anda içimin çırası uyandı,

    2üç adım ileri attım ayağımı.

    3Rehberim boynuma bağı bağladı;

    4“koç kurban” dediler, imana geldim.

    “Çırağ uyarmak” cemde kandilin yakılmasının teknik adıdır; burada aynı fiil içeriye, bâtına taşınıyor. Üç adım meydana yürüyüşün ölçülü hâlidir, boyna bağlanan bend ise tığbenttir: hem teslimiyet işareti hem kurbanlık hayvanın ipi. “Koç kurban” sözü insanı İsmail kıssasının koçuyla aynı yere koyar.

  4. 4

    selâmın verip aldılar

    Pîrin huzûruna çekip geldiler

    El ele el Hak’ka olsun dediler

    Henüz ma’sûm olub cihâna geldim

    1Dört kapının selamını verip aldılar,

    2beni pirin huzuruna çekip getirdiler.

    3“El ele, el Hakk'a olsun” dediler;

    4yeni doğmuş gibi masum olup dünyaya geldim.

    “El ele el Hakk'a” yolun zincirini tarif eden kalıptır: talibin eli rehbere, rehberinki pire, onunki Hakk'a ulaşır. Dördüncü dizede redif anlam değiştiriyor — öteki dörtlüklerde “geldim” bir yere varmaktı, burada doğmaktır. İkrar böylece ikinci bir doğum sayılıyor.

  5. 5

    Pîrim kulağıma eyledi

    ’e olmuşuz yakin

    Mezhebim Ca’fer-i Sâdık-ul-metîn

    Allah dost eyvallah peymâna geldim

    1Pirim kulağıma telkinde bulundu;

    2velayet şahına yakın olmuşuz.

    3Mezhebim sapasağlam Ca'fer-i Sâdık mezhebidir;

    4“Allah dost, eyvallah” deyip ahde geldim.

    Telkin, mürşidin kulağa fısıldadığı sözdür ve tören boyunca duyulmayan tek şeydir; şair de onu aktarmaz, yalnız sonucunu söyler. Üçüncü dize bir mezhep beyanıdır ve Ergun'un şairi Kızılbaşlar arasında sayması tam bu tür dizelere dayanır. “Allah dost eyvallah” yola girenin ağzından çıkan cevabın kendisidir.

  6. 6

    Özüm dârda yüzüm yerde durmuşum

    Muhammed Ali’ye ikrar vermişim

    hamrini anda görmüşüm

    İçip kana kana mestâne geldim

    1Kendim darda, yüzüm yerde durmuşum;

    2Muhammed'e ve Ali'ye ikrar vermişim.

    3“Sekāhüm” şarabını orada görmüşüm;

    4kana kana içip sarhoş olarak geldim.

    “Dâr” meydanda talibin durduğu yerdir ve adını Hallâc'ın darağacından alır; ayakta durmak burada yargılanmayı kabul etmektir. “Sekāhüm” İnsan sûresinin “Rableri onlara tertemiz bir içki içirdi” ifadesinden alınmıştır. Dörtlük hukuk diliyle başlayıp (ikrar, şahitlik) sarhoşlukla bitiyor.

  7. 7

    Yolumuz On iki İmam’a çıkar

    Mürşidim Muhammed Ahmed-i Muhtar

    Rehberim Ali’dir sâhib Zülfikaar

    Kulundur Şâhîyâ dîvâna geldim

    1Yolumuz On İki İmam'a çıkar;

    2mürşidim Muhammed Ahmed-i Muhtâr'dır,

    3rehberim Zülfikâr sahibi Ali'dir.

    4Ey Şâhî, kulundur; divana geldim.

    Kapanışta üçüncü dörtlüğün insan rehberi ile beşincinin insan piri yerlerini Ali'ye ve Peygamber'e bırakıyor: tekkedeki zincir görünmez zincirin içine katlanıyor. Mahlas “Şâhîyâ” diye seslenme hâlinde geliyor, yani şair kendine sesleniyor. “Dîvân” hem mahkeme hem meclis demek; şiir başladığı meydana bu çift anlamla dönüyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144488 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin başındaki sıra numarası (“―1―”) derlemeye ait olduğu için alınmadı, geriye yirmi sekiz dize kaldı. Son dörtlükte “Zülfikâr” çift a ile “Zülfikaar” dizilmiş; kaynaktaki gibi bırakıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Benzer bir okumaArzulayıp geldim devr-i âlemdenSersem Ali Baba · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

gülbank

toplu hâlde yüksek sesle okunan tören duası

dört kapu

şeriat, tarikat, marifet ve hakikat basamakları

üryan büryan

çıplak ve yanmış; dünyalıktan soyunmuş hâl

çırağ

kandil, çıra; cemde yakılan ışık

telkin

mürşidin talibin kulağına fısıldadığı söz

Şâh-ı velâyet

velayetin şahı; Hz. Ali

dâr

darağacı; meydanda talibin durduğu yer

Sekahüm

“Rableri onlara içirdi” — İnsan sûresinden bir iktibas