La'l-i nâb-ı bâde vü peymânesidir gönlümüz
Gönül; sevgilinin dudağına kadeh, sarhoş gözüne meyhane, güzellik mumuna pervane, ay yüzüne burç ve kâkülüne tarak olur. Her benzetme âşığın kendi merkezini bırakıp sevgilinin güzelliğine hizmet eden bir nesneye dönüşmesini anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
bâde vü peymânesidir gönlümüz
Çeşmi mest-i nahvet ü meyhânesidir gönlümüz
Şâm-ı gönülden sabâh-ı gerden-i pür-nûra dek
pervânesidir gönlümüz
Hâle-i tâb-ı ruhudur her şeb âgûş-ı hayâl
Ol mehin burcu değil de yâ nesidir gönlümüz
ile sad şerha-dâr etse becâ
Kâkül-i müşgîninin kim şânesidir gönlümüz
1Gönlümüz saf lal dudağın şarabı ve kadehidir;
2kibir sarhoşu gözün meyhanesidir gönlümüz.
3Gönül gecesinden nur dolu boynun sabahına kadar
4güzellik meclisinin mumuna pervanedir gönlümüz.
5Hayal kucağı her gece yanağının ışık halesidir;
6gönlümüz o ayın burcu değilse başka nedir?
7Kirpik neşteri onu yüz parçaya ayırsa yeridir;
8çünkü gönlümüz misk kokulu kâkülünün tarağıdır.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Gönlümüz” redifi, birbirinden uzak nesneleri aynı teslimiyet çizgisinde toplar. Gece ile sabah, mum ile pervane ve ay ile burç kozmik bir çevre kurarken son beyitte kirpik neşteri ile tarak imgesi aşkın yaralayıcı temasını gündelik bir nesnede somutlaştırır.