Lâlezâr-ı matlabı sîrâb ider cû kalmamış
Hazanla kuruyan istek bahçesinde bülbülün, gülün ve avın tükenmesi. Sonbahar yalnız çiçekleri değil, gönül ehlinin gücünü ve avcının umudunu da tüketir; Nâbî’ye öykünmenin darlığıyla biter.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Lâlezâr-ı matlabı ider cû kalmamış
Redd-i himmette nem-i şebnem kadar su kalmamış
Nevbahâr-ı dehri berbâd eylemiş fasl-ı hazan
Bülbül uçmuş güller akmış cûya kalmamış
Pâymâl-i -ı gam olmuş ehl-i dil
-ı şehâda zûr-i bâzû kalmamış
Devşir ey âlâtını boz dâmını
Sayd olur bu deşt-i vahşette bir âhû kalmamış
Tarh-ı Nâbî'dir buna peyrevlik olmaz Dürrîyâ
Pek zemîn-i tengdir cây-i tekâpû kalmamış
1Dilek lalezârını suya doyuracak bir ırmak kalmamış.
2Yardım geri çevrilmiş; çiy tanesi kadar bile su kalmamış.
3Dünyanın ilkbaharını sonbahar mevsimi perişan etmiş.
4Bülbül uçmuş, güller suya akmış; şebboy kalmamış.
5Gönül ehli, gam pehlivanlarının ayakları altında ezilmiş;
6yiğit savaşçıların kolunda güç kalmamış.
7Ey gönül avcısı, araçlarını topla ve tuzağını boz;
8bu vahşi ovada avlanacak bir ceylan kalmamış.
9Bu, Nâbî’nin şiir yoludur; ey Dürrî, ona öykünmek kolay değil.
10Zemin çok dardır; çabalayıp dolaşacak yer kalmamış.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Dürrî (Vanlı Ahmed) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şiir bereketin bütünüyle çekildiği bir dünya tasarlar: akarsu kurur, bahar bozulur, bülbül uçar ve çiçekler sürüklenir. Gönül ehli gam pehlivanlarının ayağı altında kalır. Avcıya tuzağını toplaması söylenir; Nâbî’nin dar zemini son beyitte şiirsel çıkmaz olur.