Ledünnî İlm-i İrfânım Dilerseñ Bunda Sultânım
Gizli irfan bilgisini gönül bağı, darağacı sırrı ve Lokman dermanıyla anlatan gazel, sultanlığı vicdanın iç meclisine taşır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
ilm-i irfânım dilerseñ bunda sultânım
Göñül bendinde Rahmânım dilerseñ bunda sultânım
1Allah katından gelen irfan bilgimdir; istersen burada sultanım.
2Gönül bağında Rahmân'ım; istersen burada sultanım.
- 2
Dilinden feyz-i esrârım bu yolda ben de erkânım
Ser-a-ser sırr-ı ser-dârım dilerseñ bunda sultânım
1Dilinden sırların feyziyim; bu yolda ben de erkânım.
2Baştan başa darağacının sırrıyım; istersen burada sultanım.
İkinci beyit konuşanı yolun kendisiyle özdeşleştirir: hem sırların feyzi hem yolun erkânıdır. Ser-a-ser ile ser-dâr arasındaki ses tekrarı, baştan başa süren sır zincirini sözcüğün kendi içinde de yürütür.
- 3
Fenânıñ mülkidir fânım remzi dürür kânım
Aref sırrında Sübhânım dilerseñ bunda sultânım
1Geçiciliğin ülkesidir fâni yanım; madenim kalıcılığın işaretidir.
2Kendini bilme sırrında Sübhân'ım; istersen burada sultanım.
Üçüncü beyit fânilik ile bekâyı aynı cümlede tartar: fânım yokluğun ülkesine, kânım ise kalıcılığın işaretine bağlanır. Aref sırrı, kendini bilmeyi Sübhân'ı bilmenin kapısı sayan ölçüyü beyte taşır.
- 4
Bu demde cânda cânânım nedir derdiñde dermânım
Elem çekseñ o Lokmânım dilerseñ bunda sultânım
1Bu anda can içinde sevgiliyim; derdinde dermanın nedir?
2Acı çekersen o Lokman'ım; istersen burada sultanım.
Dördüncü beyit soruyla karşılığı tek dizede eşleştirir: nedir derdiñde dermânım diye sorulur, cevabı Lokmân adıdır. Elem çekseñ şartı sunulan dermanı koşula bağlayarak hitabı doğrudan muhataba yöneltir.
- 5
Tecellî zât ecel zâtım tesellî pâk-i mir’âtım
Gülistân bâğ-ı hâcâtım dilerseñ bunda sultânım
1Tecelli Zât'tır, ecel Zât'ımdır; arı aynam tesellidir.
2İhtiyaçların bağı ve gül bahçesiyim; istersen burada sultanım.
Beşinci beyitte tecellî, ecel, tesellî ve ayna aynı ses örgüsünde toplanır; mir’âtın arılığı ölüm düşüncesini yatıştıran şey olur. Gülistân ve bâğ-ı hâcât ise ihtiyaçların dile geldiği yeri bir bahçe olarak kurar.
- 6
Dil olsun sırr-ı vicdânım kılup kalbiñde mihmânım
Velîler ehl-i îmânım dilerseñ bunda sultânım
1Gönlünde konuk olan vicdan sırrım dile gelsin.
2Velîler ve iman ehliyim; istersen burada sultanım.
Altıncı beyit vicdanı bir sır olarak dile getirmeyi ister ve bu sırrı muhatabın kalbine konuk eder. Velîler ile iman ehlinin aynı sırada anılması, iddiayı kişisel üstünlükten ortak bir topluluğa taşır.
- 7
Hulûsî fahrıdır kârım aliyyü’l-âlîdir bârım
mü’min ol yârim dilerseñ bunda sultânım
1İşim Hulûsî'nin övüncüdür; yüküm çok yücedir.
2Arınmış mümin ol, ey sevgilim; istersen burada sultanım.
Makta mahlası övünç değil bir iş olarak anar; bâr sözü yükü yüceliğiyle birlikte ağır kılar. Son dizedeki mutahhar mü’min ol buyruğu şiiri iddia olmaktan çıkarıp muhataptan arınma isteyen bir çağrıya çevirir.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:pdf397-printed384-n339. Numara 339, sonraki numaradan önce biten tam 14 dizedir; gerçek PDF görüntüsü, basılı ölçü ve şiir sınırı doğrulandı. Profil-bitişik CC BY 4.0 bağlantısı vardır; PDF içine gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Men ‘arefden okuyup ‘irfân olan gelsün bizeÖmer Hulûsî · Gazel→
Matla ledünnî bilgiyi getirilecek bir şey değil, hazır duran bir sunuş gibi verir: dilerseñ bunda sözü onu okurun isteğine bağlar. İkinci dizede gönül bir bağ, bir kelepçe olarak anılır; Rahmân adı tam da bu bağlanma yerinde durur.