Melâhat Mülkünün Serdârıyım Ben
Âşık Ömer kendisini güzellik ülkesinin serdarı sayarken kara saçlı sevgilinin dara çektiği Mansur’a dönüşür. Uykusuz gözler yüzü ancak düşte görmeyi umar; zahidin öğüdünü reddeder ve sevgiliyi daha ne kadar bekleyeceğini sorar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
mülkünün serdârıyım ben
Ol kâfir zülflünün ben
1Güzellik ülkesinin serdarıyım ben;
2o kâfir saçlının dara çektiği kişiyim ben.
- 2
Yoktur iktidârım varı gözlerim
âlemde varı gözlerim
1Hiç gücüm kalmadı; gözlerim hep onu gözler;
2bu dünyada Mansur’um, gözlerim hep onu gözler.
İktidarsızlık önceki serdarlık iddiasını söndürür. Mansur göndermesi darağacı ve hakikat uğruna bedel temasını büyütür; tekrar edilen gözleyiş, idam bekleyişiyle sevgili bekleyişini birleştirir.
- 3
Budur Hazret-i Hak’tan
Uykuya hasretim kan ağlamaktan
1Hazreti Hak’tan yakarışım budur:
2ağlamaktan uykuya hasret kaldım.
Münacat doğrudan Tanrı’ya yönelir. Kanlı gözyaşı uykuyu ortadan kaldırmıştır; şair yalnız sevgiliden değil, bu kesintisiz nöbetin son bulması için ilahî yardımdan medet umar.
- 4
Kurtara dâmânım
Yüzün düşte görse bâri gözlerim
1Eteğimi ayrılık darından kurtarsın;
2gözlerim hiç değilse yüzünü düşte görsün.
Darağacı bu kez ayrılığın mekânıdır ve eteğe dolanan bağ gibi tutulur. Uyanıkken kavuşma mümkün değilse rüya asgari teselli olur; gözlerin görevi beklemekten düş görmeye çevrilir.
- 5
Zâhidâ sev beni dîvâne sanma
Her şem’a per yakar sanma
1Ey zahit, sev beni; deli sanma;
2her mumun kanat yakan pervanesi olduğunu sanma.
Zahidin dıştan hükmüne itiraz edilir. Pervane benzetmesi her ateşe körce atılmayı değil seçilmiş bir aşk uğruna yanmayı anlatır; şair kendi deliliğini değersiz taklitten ayırır.
- 6
Gerçi dîvâneyim mestâne sanma
yanan nârı gözlerim
1Deli olsam da beni sarhoş sanma;
2gözlerim içimde yanan ateşi görür.
Delilik kabul edilir, sarhoşluk reddedilir; böylece bilinçsiz davranış suçlaması boşa çıkarılır. İç ateş dışarıdan görünmese de gözler onun tanığıdır ve yaşın kaynağını açıklar.
- 7
Ko beni hâlime var aklın ermez
Mübtelâ-yi aşkım zerrece görmez
1Beni hâlime bırak, aklın buna ermez;
2aşka tutulmuşum; gözlerim zerre kadar görmez.
Nasihat veren aklın aşk tecrübesine erişemeyeceği söylenir. Gözler önce sevgiliyi ararken şimdi körleşir; müptelalık, algının bütünüyle tek bir tutku tarafından kuşatılmasıdır.
- 8
Bin nasîhat etsen fâide etmez
Nâmûs u gayreti ârı gözlerim
1Bin öğüt versen de fayda etmez;
2gözlerim namusu, gayreti ve utanmayı gözetir.
Nasihatın sayıca çoğalması etkisini artırmaz. Sonraki dize gözlerin tüm toplumsal çekinceleri izlediğini söyler; aşk, ayıp ve onur baskıları arasında gözetlenen bir hâle gelir.
- 9
Ey Ömer kulağım çınlar
derûnum inler
1Ey Ömer, kulağım daha ne kadar çınlayacak?
2İçim daha ne kadar inleyecek?
Mahlas beyti bedensel iki sesi bir araya getirir: kulak dışarıdan gelen anmayı, iç ise bastırılmış acıyı taşır. Yinelenen soru, süresi belirsiz bekleyişe duyulan yorgunluğu büyütür.
- 10
Gönlümün kâsesi sinler
Kılar niceye dek yârı gözlerim
1Gönlümün kâsesi daha ne kadar “sinler” [basılı yüzey kapalı]?
2Gözlerim sevgiliyi daha ne zamana dek bekleyecek?
Gönül kâsesinin “sinler” eylemi kaynak yüzeyinde anlamca kapalı tutulur; sessiz düzeltme yapılmaz. Son soru bütün şiiri gözlerin bitmeyen sevgili nöbetine bağlayarak tamamlar.
Metnin kaynağı
Âşık Ömer kimliği Ergun dizisi, görünür mahlas yüzeyi ve TEİS kamu otoritesiyle sınırlı olarak bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Ergun 1936, No. 87; tarama s. 148–149; 10 birim/20 dize. Kayıt kaynakta “Melâhat mülkünün serdârıyım ben” ile başlar, “Kılar niceye dek yârı gözlerim” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Kadir Hudâ’m sana güzellik vermiş” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Sessiz kaynak düzeltmesi yapılmadı. Basılı kayıp/kapalı yüzeyler gövdeye karıştırılmadan, tahmin yapılmadan kaydedildi. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
O yârin habbe-i hubbu muanber benleri saf safÂşık Ömer · Gazel/koşma; kaynak düzeni korunmuştur.→
İlk dize konuşana güzellik ülkesinde iktidar verir, ikincisi bu gücü tersine çevirir. Sevgilinin kara saçı darağacı gibi işler; serdar olan âşık aşk karşısında mahkûma dönüşür.