Men Gulâm-ı Hayder'im İlyâ'ya Yoldaş Olmuşam
Redif olan “yoldaş olmuşam” altı beyitte bir zaman çizgisi kurar: yaratılıştan önceki noktadan başlar, feleklerin yokluğundan Âdem'in toprağına, oradan en aşağıdaki ile arkadaşlığa iner. Her beyit aynı fiili tekrarlarken iddianın dozunu artırır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Men -ı Hayder’im İlyâ’ya yoldaş olmuşam
iken ol pâya yoldaş olmuşam
1Ben Hayder'in kuluyum, İlyâ'ya yol arkadaşı oldum;
2zât henüz kuvve hâlindeyken o makama yoldaş oldum.
- 2
Ol zaman ki nokta-i yek harf idi
Bâ-i Bismillâh ile noktaya yoldaş olmuşam
1Mânâ incisi tek bir harfin noktasıyken
2Bismillâh'ın “bâ”sıyla o noktaya yoldaş oldum.
Hz. Ali'ye atfedilen “ben Bismillâh'ın bâ'sının altındaki noktayım” sözü, Hurûfî kozmogoninin çıkış noktasıdır: yaratılış bir noktadan açılır. Şair kendini o noktanın yanına koyarak bilgiyi değil ortaklığı iddia eder; “dürr-i ma’nâ” tamlaması harfi bir mücevher gibi tek ve bölünmez gösterir.
- 3
Yer ü gök ü hem arş ü yoğ iken
Hak ile bir zât idik Mevlâ’ya yoldaş olmuşam
1Yer, gök, dokuz felek, arş ve kürsî henüz yokken
2Hak ile tek bir zât idik; Mevlâ'ya yoldaş oldum.
İlk dize evrenin envanterini sayıp hepsini yokluğa iter; ikinci dize o boşlukta bir ittihad iddiası kurar. “Hak ile bir zât idik” cümlesi, Hurûfî şairlerin bedelini ödediği türden bir sözdür ve gazelin en cesur beytidir. Redif bu iddiayı bir arkadaşlık diliyle yumuşatır.
- 4
Kün deyüb Azze ve cel ol dem meni var eyledi
Âdem-i hâki olub Havvâ’ya yoldaş olmuşam
1Azîz ve celîl olan “ol” deyip o an beni var etti;
2topraktan Âdem olup Havvâ'ya yoldaş oldum.
Buraya kadar ezelde duran şair ilk kez yaratılır: “kün” emri onu zamanın içine sokar. Ardından bedene iner — “Âdem-i hâkî”, topraktan olan Âdem. Zaman çizgisi böylece noktadan feleklere, feleklerden insana gelir ve redif her basamakta aynı kalır.
- 5
Nûr-i Hak’dır mutlaka âbâ vü ecdâdım benim
Anın içün ü â’lâya yoldaş olmuşam
1Atalarım ve dedelerim mutlaka Hak nûrudur;
2bu yüzden en aşağıya da en yükseğe de yoldaş oldum.
Soy iddiası kandan değil nurdan kurulur; sonucu da bir ahlâk hükmüdür. Esfel ile a'lâ, yani en alt ile en üst, nurdan gelen için aynı mesafededir. Abdal tutumunun temeli bu beyitte kısaca söylenir: yüksek ile aşağı ayrımını kaldırmak.
- 6
’in kenziyem ismim dahi Vîrâni’dir
Ol sebebden fahr ile ednaya yoldaş olmuşam
1“Ben gizli bir hazineydim” sözünün hazinesiyim; adım da Vîrânî'dir.
2Bu yüzden övünçle en aşağı olanla yoldaş oldum.
Mahlas beyti hadis ile adı bir mazmunda birleştirir: define yıkık yerde gömülü olur, o hâlde hazinenin adı “virâne”den gelir. Son dize övünç ile aşağılığı yan yana koyarak melâmet ahlâkını tanımlar; “fahr ile ednaya” tamlaması bir çelişki değil, şairin programıdır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144616 numaralı sürüm esas alındı; on iki dizenin tamamı alındı, gövdedeki sıra numarası dize sayılmadı. Kaynağın yazımları (“Zât-ı bilkuvve”, “Azze ve cel”, “Küntü kenz’in”, “â’lâya”, mahlasın “Vîrâni’dir” biçimi) korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Yâ Ali yâ Îlyâ yâ Şâh-ı sultânım AliVirânî · Gazel→
İlk dize kullukla arkadaşlığı bir arada söyler: gulâm olan aynı zamanda yoldaştır. “İlyâ” adı bu divanda hep Ali'nin yanında geçer — “Yâ Ali yâ Îlyâ” gazelinde her dizenin başındadır — yani şairin sözlüğünde aynı hitabın ikinci yüzüdür. İkinci dize iddiayı yaratılıştan önceye taşır.