Yâ Ali yâ Îlyâ yâ Şâh-ı Sultânım Ali
On dört dizenin hepsi aynı yedi heceyle açılır: “Yâ Ali yâ Îlyâ yâ”. Şiir bu tekrarla bir zikir kalıbına oturur; her dizenin ikinci yarısı yeni bir sıfat getirir ve son beyitte hitap yığını bir yardım dileğine dönüşür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yâ Ali yâ yâ Şâh-ı sultânım Ali
Yâ Ali yâ yâ Fazl-ı ’ım Ali
1Yâ Ali, yâ Îlyâ, ey şahım, sultanım Ali;
2yâ Ali, yâ Îlyâ, ey Tanrı'nın fazlı Ali.
- 2
Yâ Ali yâ yâ cân u cânânım Ali
Yâ Ali yâ yâ gözlerim nûru benim
1Yâ Ali, yâ Îlyâ, canım ve cananım Ali;
2yâ Ali, yâ Îlyâ, gözlerimin nûru benim.
Kafiye tam bu beyitte aksıyor: kafiyeli dize beytin ikincisi olmalıyken burada birincisidir, ikinci dize “benim” ile kopar. Gazelin geri kalanı kusursuz düzenli olduğu için kaynakta iki dizenin yer değiştirmiş olması akla yakın; yine de metin yeniden sıralanmadı, olduğu gibi bırakıldı.
- 3
Yâ Ali yâ yâ Hayy ü u
Yâ Ali yâ yâ mâh-i tâbânım Ali
1Yâ Ali, yâ Îlyâ, ey diri, ey ayakta tutan, ey öncesi olmayan;
2yâ Ali, yâ Îlyâ, ey parlak ayım Ali.
Hayy, Kayyûm ve Kadîm üçü de Allah'ın isimlerindendir ve burada doğrudan Ali'ye hitap olarak sıralanır; Ergun'un divanda “pek açık olarak” gördüğü Ali-Allahî söyleyiş budur. İkinci dize aynı hitabı “parlak ay” gibi beşerî bir benzetmeye indirerek yüksekliği yumuşatır.
- 4
Yâ Ali yâ yâ keşf-i sırr-ı
Yâ Ali yâ yâ -i Kur’ân’ım Ali
1Yâ Ali, yâ Îlyâ, “kendini bilen” sırrının açılışı;
2yâ Ali, yâ Îlyâ, Kur'an'ın yüzü Ali.
“Kendini bilen Rabbini bilir” sözü Hurûfî çerçevede bir yüz okuma programına dönüşür: bilinecek benlik, okunacak bir yüzeydir. İkinci dize bunu açık eder — “vech”, yani yüz, Kur'an'ın kendisi sayılır; okunacak kitap kâğıtta değil insandadır.
- 5
Yâ Ali yâ yâ Bism-i Rahmân-er-Rahîm
Yâ Ali yâ yâ sırr-ı Sübhân’ım Ali
1Yâ Ali, yâ Îlyâ, ey Rahmân ve Rahîm'in adı;
2yâ Ali, yâ Îlyâ, ey Sübhân'ın sırrı Ali.
Besmele bir cümle değil bir hitap adı gibi kullanılıyor. Bu, şairin başka gazelinde açıkça söylediği okumanın kısaltılmış hâli: “Bâ-i Bismillâh ile noktaya yoldaş olmuşam”. Ali ile besmele arasındaki bağ böylece divan içinde tutarlı bir düşünce olarak görünür.
- 6
Yâ Ali yâ yâ enbiyâ vü evliyâ
Yâ Ali yâ yâ dînim îmânım Ali
1Yâ Ali, yâ Îlyâ, ey peygamberler ve velîler;
2yâ Ali, yâ Îlyâ, dinim ve imanım Ali.
Çoğul iki kelime tek kişiye söylenir: bütün nebî ve velî silsilesi bir adda toplanır. Hemen ardından ölçek daralır ve kozmik sıfat listesi “dînim îmânım” ile şairin kendi inancına iner; gazelin genel hareketi de budur — dıştan içe.
- 7
Yâ Ali yâ yâ bu Virân Abdal’a sen
Yâ Ali yâ yâ kıl cânım Ali
1Yâ Ali, yâ Îlyâ, sen bu Virân Abdal'a
2yâ Ali, yâ Îlyâ, yardım et canım Ali.
Mahlas beytinde şair kendini “Virânî” değil “Virân Abdal” diye anar; abdal, yerleşik tekke düzeninden çok gezici dervişliğin adıdır. Cümle iki dizeye bölünür: hitabın yükü birincide, dilek ikincide. On üç dize boyunca sıralanan sıfatlar sonunda tek bir isteğe bağlanır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144616 numaralı sürüm esas alındı; on dört dizenin tamamı alındı. İkinci beyitte kafiye düzeni aksıyor: kafiye beytin ikinci dizesine düşmesi gerekirken üçüncü dize (“cân u cânânım Ali”) kafiyeli, dördüncü dize (“gözlerim nûru benim”) kafiyesizdir; kaynakta iki dizenin yer değiştirdiği düşünülebilir, metne dokunulmadı ve sıra korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Zâhidâ bu dünyede bir köhne şâlım var benimVirânî · Gazel→
Kalıp ilk beyitte kurulur ve on dört dize boyunca hiç değişmez: sabit bir hitap, ardından değişen bir sıfat. “Fazl-ı Yezdân” tamlaması Hurûfî sözlükte özellikle yüklüdür, çünkü “fazl” kelimesi hem Tanrı'nın lütfunu hem öğretinin adını çağırır. Tekrar burada ölçüyü de kafiyeyi de baştan belirler.