DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Virânî/Zâhidâ Bu Dünyede Bir Köhne Şâlım Var Benim
Gazel · 17. yüzyıl

Zâhidâ Bu Dünyede Bir Köhne Şâlım Var Benim

Zâhide karşı bir servet sayımı: şairin saydığı her şey yoksulluk göstergesidir — eski bir şal, başı açık bir pir, iki soy adı ve bir tutam söz. “Var benim” redifi beş beyit boyunca sahiplik dilini taşır ama sahip olunan şeylerin hiçbiri mülk değildir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    bu dünyede bir köhne şâlım var benim

    evinde baş açık Sultan Balım var benim

    1Ey zâhid, bu dünyada bir eski şalım var;

    2övünç evinde başı açık duran Sultan Balım'ım var.

    Zâhide seslenmek klasik şiirin hazır karşıtlığıdır, ama burada karşılık verilen şey mülk değil bir kılık: eski şal ile açık baş. Balım Sultan, Bektaşî erkânını düzenleyen pir olarak anılır; Ergun'un şairi ona intisap etmiş sayması tam bu tür beyitlere dayanır, oysa tarihler bu bağı tartışmalı kılıyor.

  2. 2

    Bâb-ı tak-ı tomtırâkı neyleyim âlemde ben

    Fariğim fahrim ferâğım böyle hâlim var benim

    1Kapı kemerinin tantanasını dünyada ne yapayım?

    2Vazgeçmişim; övüncüm de rahatım da bu, hâlim böyle.

    İlk dize saray kapısının kemerini iktidarın simgesi sayıp reddeder. İkinci dize dört kelimeyi aynı sesle dizer — fâriğ, fahr, ferâğ — ve vazgeçmeyi bir ses oyununa bağlar. “Tomtırak” gibi Türkçe bir ses taklidinin Arapça tamlamanın hemen yanında durması şairin dil karışımının tipik örneği.

  3. 3

    Mülk ü emvali niderem dünyede bir ân içün

    Şükr Hak’ka Âl-i Ahmed gibi âlim var benim

    1Bir anlık dünya için mülkü, malı ne yapayım?

    2Hakk'a şükür, Âl-i Ahmed gibi bir bilenim var.

    Mülk ile mal bir anlık sayılıp elenir, yerine bir bilgi kaynağı konur: Ehl-i beyt. “Var benim” redifi burada ilk kez maddi olmayan bir şeye bağlanıyor ve gazelin sayımı servetten soya kayıyor; sonraki beyit aynı kalıbı Âl-i Hayder ile tekrarlayarak iddiayı ikiye katlar.

  4. 4

    Mül ü cây-i râh-ı Hak’dan dûr eder

    Geçtik andan Âl-i Hayder gibi âlim var benim

    1Şarap ve makam, kalabalığın yeri, insanı Hak yolundan uzaklaştırır;

    2onlardan geçtik: Âl-i Hayder gibi bir bilenim var.

    Şarap ile makam aynı kefeye konur; ikisi de “cây-i kesret”, yani çokluğun mekânıdır. Vahdet düşüncesinin ahlâkî sonucu budur: kalabalık bir günah değil bir dağılmadır. Önceki beytin “mülk”ü ile buradaki “mül” arasındaki ses yakınlığı iki reddi birbirine bağlar.

  5. 5

    Men Virânî dervişem dîdâre müştâk olmuşam

    Dünyede ancak bu denlu kil ü halim var benim

    1Ben Virânî dervişim; cemâli görmeye susamışım.

    2Dünyada ancak bu kadarcık sözüm, bu kadar dedikodum var.

    Mahlas beyti bütün sayımı tek bir isteğe indirir: dîdâr, yani yüzü görmek — Hurûfî çerçevede en yüksek bilgi biçimi. Son dize “kîl ü kāl” tamlamasıyla kendi şiirini de küçültür: elde kalan tek servet bir tutam laftır. Kaynakta tamlamanın “kil ü halim” diye dizilmiş olması korundu.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144616 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin başındaki sıra numarası (“—10—”) alınmadı, geriye on dize kaldı. Son dizede “kîl ü kāl” tamlaması kaynakta “kil ü halim” biçiminde dizilmiş; üçüncü beyitteki “Şükr Hak’ka” ile dördüncü beyitteki “Mül ü mansıb” yazımları da kaynağa ait. Hiçbiri düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBe Yalancı Felek Yüze Gülücü
Be yalancı felek yüze gülücü
Virânî · Mersiye

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Zâhidâ

ey zâhid, ey kaba sofu

köhne şâl

eski, yıpranmış şal; derviş kılığı

Fahr

övünç

tomtırâk

gösteriş, tantana

ferâğ

vazgeçme, elini çekme

mansıb

resmî görev, makam

kesret

çokluk; vahdetin karşıtı

dîdâr

yüz, cemâl; görme