Nebiler Serveri Çünkim Muhammed Mustâfa Geldi
On iki imamı sırayla anan bir düvâzimam. Her beyit bir ya da iki imamı kendi sıfatıyla çağırır ve "geldi" redifiyle kapanır; sıralama Peygamber'den başlayıp Mehdî'ye ulaşır, son beyitte tek bir ölçüt konur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Nebiler serveri çünkim Muhammed Mustâfa geldi
Velâyet rehberi sultan Ali-yel-Murtezâ geldi
1Peygamberlerin başı Muhammed Mustafa geldiğinde
2velâyetin rehberi sultan Ali el-Murtezâ geldi.
- 2
Emîneyn ü Saîdeyn ü ü şeh-i evlâd
Hasen hulk-ı Rızâ ile Hüseyn-i Kerbelâ geldi
1İki emin, iki said, iki şehit ve evlâdın şahı:
2razı olunmuş huyuyla Hasan ile Kerbelâ'nın Hüseyin'i geldi.
İlk dize üç ikili adla ilerler — emîneyn, saîdeyn, şehîdeyn — ve hepsi Arapça tesniye ekiyle kurulmuştur, yani her sıfat iki kişiyi birden gösterir. İkinci dize o iki kişiyi adlandırır. Hasan'ın yanına huyu, Hüseyin'in yanına yeri konur: biri ahlâkla, öteki Kerbelâ ile anılır.
- 3
Çü Zeynelâbidîn oldu atası âl ü evlâdın
Muhammed Bâkır u Ca'fer kamuya geldi
1Zeynelâbidîn, âlin ve evlâdın atası olunca
2Muhammed Bâkır ile Ca'fer herkese yol gösterici geldi.
Silsile burada soy ağacına döner: bir imam ata sayılınca sonraki ikisi ondan türer. "Rehnümâ" yol gösteren demektir ve "kamuya", yani herkese denerek kapsam genişletilir — imamlık bir zümrenin değil, bütün insanların işi olarak konur.
- 4
İmâm-ı oldu yakın bil Mûsi-i Kâzım
İmâm-ı ba'de Ali Mûsâ Rızâ geldi
1Yedinci imam Mûsâ-i Kâzım oldu, bunu yakînen bil;
2sonra sekizinci imam Ali Mûsâ Rızâ geldi.
Sayı Farsçadan gelir: "heftümîn" yedinci, "heştümîn" sekizinci demektir. Beytin işi öğreticidir — düvâzimam metinleri cemde okunur ve sıralamanın ezberlenmesi gerekir. "Yakın bil" ifadesi de bu yüzden vardır: bilgi değil, kesin bilgi istenir.
- 5
Tâki takvâ-yi dînin bil esâsı hem binâsıdır
Nakî devrân-ı âlemde derde devâ geldi
1Takî'yi bil: dinin takvasının hem temeli hem yapısıdır;
2Nakî, âlemin devrinde bütün dertlere deva geldi.
Dokuzuncu ve onuncu imamlar adlarının ses akrabalığıyla yan yana getirilir: Takî ile takvâ aynı kökten gelir ve beyit bu yakınlığı bir tanıma dönüştürür. Temel ile bina ikilisi ise dini bir yapı olarak düşünür — biri altta durur ve görünmez, öteki üstte durur ve görünür.
- 6
İmâm-ı Askerî oldu peder Mehdî-i devrâna
Hudâ'nın fazlı erişti şükür sâhib geldi
1İmam Askerî, devrin Mehdî'sine baba oldu;
2Hudâ'nın lütfu erişti, şükür, sancak sahibi geldi.
Sıralama on birinci imamdan on ikinciye babalıkla geçer ve orada durur. "Sâhib-i livâ" sancak sahibi demektir; Mehdî beklenen değil, gelmiş gibi anılır, çünkü redif bütün gazelde geçmiş zaman kipini dayatmıştır. Beklenti böylece dilbilgisi yoluyla gerçekleşmiş sayılır.
- 7
Yemîni ehl-i din oldur Ali'ye etmeye inkâr
Velâyet ehline Hayder imâm u geldi
1Yemînî, din ehli odur ki Ali'yi inkâr etmeye;
2velâyet ehline Hayder imam ve önder geldi.
Mahlas beyti on iki adı saydıktan sonra tek bir ölçüt bırakır ve ölçütü olumsuz kurar: din ehli olmak bir şey yapmakla değil, bir şeyi inkâr etmemekle tanımlanır. "Pîşüvâ" önde giden demektir; gazel, başladığı yere, Ali'nin önderliğine döner.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 143981 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin ilk satırı derlemedeki sıra numarasıdır ("— 2 —") ve alınmadı, geriye on dört dize kaldı. Kaynağın imam adlarındaki yazımı ("Mûsi-i Kâzım", "heştümin", "Ali-yel-Murtezâ") ve son beyitte mahlasın "Yemîni" biçimi korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sûretin nakşında gördüm Fazl-ı ism'ı a'zamıYemînî · Gazel→
Matla iki gelişi tek cümleye bağlar: nübüvvet ile velâyet ayrı iki yol değil, aynı anın iki yüzü sayılır. "Server" baş, önde giden demektir; "Murtezâ" ise razı olunmuş. Redif olan "geldi", gazelin sonuna kadar her imamı bir varış olarak duyuracak zamanı kurar.