Suretin Nakşında Gördüm Fazl-ı İsm-i A'zamı
Yüzü okunacak bir levha sayan Hurûfî bakışı beş beyitte kurar: yüzdeki nakış ism-i a'zam, saç ile kaş Süleyman mührü, mü'minin aynası on sekiz bin âlemdir. Son beyitte arınma bir bilgiye değil, bir içme eylemine bağlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sûretin nakşında gördüm Fazl-ı ism'ı a'zamı
Zülf ü kaş u kirpiğindedir Süleyman hâtemi
1Yüzünün nakşında ism-i a'zamın Fazl'ını gördüm;
2Süleyman'ın mührü saçında, kaşında ve kirpiğindedir.
- 2
Lîmaallahın hayâlidir yüzün vech-i İlâh
Gösterir -ı mü'min on sekiz bin âlemi
1Yüzün "lî maallah" sırrının hayali, Tanrı'nın yüzüdür;
2mü'minin aynası on sekiz bin âlemi gösterir.
"Lî maallah", "benim Allah ile bir vaktim var" sözüne göndermedir ve bir zaman değil bir hâl bildirir. İkinci dize aynayı devreye sokar: mü'min bir yüzeydir, kendini değil bütün âlemleri yansıtır. On sekiz bin âlem, klasik metinlerde yaratılmışların toplamını anlatan kalıp sayıdır.
- 3
Kim ki olmadı hüsnün önünde ey
Sen anı -i şeytan bil değildir âdemi
1Ey put gibi güzel olan, kim senin güzelliğin önünde secde etmediyse
2onu şeytanın kovulmuşu bil; insan değildir.
Beyit Âdem'e secde kıssasını doğrudan âşıklık ölçüsüne çevirir: secde etmeyen İblis'tir, eden insandır. "Sanem" put demektir ve divan şiirinde sevgiliyi anar; burada kelimenin küfür çağrışımı bilerek kullanılır, çünkü şaire göre asıl küfür puta tapmak değil, güzelliği tanımamaktır.
- 4
Ârif-i nefs olmayınca nefsini bilmez fakîh
Ger olursa Hayderî vü -i Edhemî
1Nefsini tanıyan biri olmadıkça fakih kendi nefsini bilmez,
2isterse Hayderî olsun, isterse Edhem gibi çul giyen bir derviş.
Kıyas fıkıh bilgisiyle nefs bilgisi arasında kurulur ve bilgi tarafı kaybeder. "Hayderî" ile "jendepûş" iki dış işarettir: biri bir derviş kolunun adı, öteki İbrahim Edhem'e bağlanan çul giyme âdeti. Beyit ne kılığın ne unvanın tek başına bir şey ispat ettiğini söyler.
- 5
Ey Yemînî tayyib ü tâhir olunmaz şöyle bil
Her kim içmez Sâki-i kevserden âb-ı zemzemi
1Ey Yemînî, şunu böyle bil: kimse temiz ve pak olmaz,
2kevser sâkisinden zemzem suyunu içmedikçe.
Mahlas beyti arınmayı tek bir şarta bağlar ve şartı sudan kurar: kevserin sâkisi Alevî-Bektaşî geleneğinde Ali'dir, zemzem ise hacca ait sudur. İki ayrı kutsal su tek kadehte birleştirilir; temizlik böylece abdestin değil, kimden içildiğinin meselesi hâline gelir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 141935 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin ilk satırı derlemedeki sıra numarasıdır ("—4—") ve dize sayılmadığı için alınmadı, geriye on dize kaldı. İlk dizedeki "ism'ı a'zamı" yazımı kaynağa aittir (sayfa başlığında aynı tamlama "İsm-i A'zamı" biçiminde geçiyor); dize kaynaktaki gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gerdiş-i çerh-i felek seyrân-ı aşkYemînî · gazel→
Hurûfî okuma burada açıkça çalışır: yüz bir yazı yüzeyi sayılır, saç kaş kirpik de o yazının harfleri. "İsm-i a'zam" Tanrı'nın en büyük adı, "hâtem" ise mühür demek; Süleyman'ın mührü nasıl bütün varlığa hükmediyorsa sevgilinin yüz çizgileri de aynı yetkiyi taşır. "Fazl" hem lütuf hem Fazlullah'ın adıdır.