Nigâh-ı mestinin ne tâbı ne ârâmı kalmıştır
Şair, dünyanın büyük neşe ve cömertlik simgelerinden geriye yalnız ses, kayıt ve hikâye kaldığını söyler. Cem, Hâtem ve Kays üzerinden faniliği işler; sonunda Hazret-i Esad’ın nazire kalemini bekleyerek şiiri edebî diyaloğa açar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Nigâh-ı mestinin ne tâbı ne ârâmı kalmıştır
Tenakkul etmeye işkeste dü bâdâmı kalmıştır
Bisât-ı neşe-i Cem tayy olunmuş bezm-i âlemden
Hemân bu kubbe-i içre bir kalmıştır
Ecel tayy eylemiş Hâtemi ammâ
Eyâdî-i cihânda defter-i inâmı kalmıştır
Mukaddem çîre-destân çîde etmiş puhte esmârın
Mezâminin hâmı kalmıştır
Der ü dîvârı gitmiş köhne resm-i dâr-ı dünyânın
Felâket-rîz ü mâil bir nüh harf-i bâmı kalmıştır
Tutup dâmân-ı Hâmûn-ı fenâ-yı çâk-i ceybinden
Hemân Kaysın hikâyât-ı dil-i nâ-kâmı kalmıştır
Nice dû-nahvetin esb-i serîü's-seyr-i ikbâli
Tarîk-i gam refîk-i câhta encâmı kalmıştır
Mücârât-ı sirişkim cûy ile zan etme bî-câdır
Hayâlimde o şûhun kadd-i serv-endâmı kalmıştır
Gönül Hikmet ümmîd-i neşât olmaz
Bu bezm-i gam-fezâda neşedir sahbâ mı kalmıştır
Hünerdir Hazret-i Esad ki dâr-ı fazl u irfânın
O zâtın misli sanma rütbetü’l-alâ mı kalmıştır
Rakam-pîrâ-yı ser-levha-i tanzîr ümmîdiyle
Gönülde intizâr-ı şîve-i aklâmı kalmıştır
1Sarhoş bakışının ne gücü ne de huzuru kalmıştır;
2yer değiştirmeye mecali olmayan iki kırık badem kalmıştır.
3Cem’in neşe sofrası dünya meclisinden dürülüp kaldırılmış;
4bu kubbenin içinde yalnız kadehin çınlaması kalmıştır.
5Ecel, Hâtem’in ömür tomarını dürmüştür ama
6dünya ellerinde bağışlarının defteri kalmıştır.
7Önce gelen usta eller olgun meyveleri devşirmiş;
8bilgi bahçesinde anlamların ham olanı kalmıştır.
9Köhne dünya evinin kapısı ve duvarı gitmiş;
10felaket saçan, eğilmiş dokuz harfli damı kalmıştır.
11Yok oluş çölünün eteği, yırtık yakasından tutulunca
12geriye yalnız Kays’ın muratsız gönül hikâyeleri kalmıştır.
13Nice aşağılık kibirlinin hızlı giden talih atının
14gam yolunda makam yoldaşı olarak ancak sonu kalmıştır.
15Gözyaşımın akışını ırmağa benzetmeyi yersiz sanma;
16hayalimde o şuhun servi boyu kalmıştır.
17Ey Hikmet, gönül neşe umuduyla kadeh dolaştırmaz;
18bu gam artıran mecliste neşe mi, şarap mı kalmıştır?
19Hüner sahibi Hazret-i Esad, fazilet ve irfan yurdunun seçkinidir;
20o kişinin bir benzeri, sanma ki en yüce makamda kalmıştır.
21Nazire serlevhasını süsleyecek yazıyı yazması umuduyla
22gönülde onun kalem üslubunu bekleyiş kalmıştır.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Her beyitte “kalmıştır” hükmü, bir varlığın çekilip ardından yalnız iz bırakmasını kaydeder. Kadehin sesi, bağış defteri, ham anlamlar ve Kays’ın hikâyesi maddi dünyanın kalıntılarıdır; servi boylu sevgilinin hayali de aynı yokluk müzesine eklenir.