DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Noldu âyâ gelmedi şâh-i cihan eğlendi yâ
Şiir · 17. yüzyıl

Noldu âyâ gelmedi şâh-i cihan eğlendi yâ

Dünya şahı sevgilinin gecikmesi gönlü gamda, gözleri yolda bırakır. Onun gelişi kalbi nurlandırır ve toprağa eşitken mamur eder; kıvrımlı saçın sevdasına bağlanan konuşan kötü yüzlü düşmanın fitnesini sorgular. Ömer, ay yüzün siyah benlerini, gül yanakları ve amber saçını över; bütün âlemin ona kurban olmasını uygun bulur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Noldu âyâ gelmedi eğlendi yâ

    Gönlümüz gamda koyup eğlendi yâ

    1Ne oldu acaba, dünya şahı gelmedi; oyalandı mı?

    2Gönlümüzü gamda bırakıp dünya güneşi oyalandı mı?

    “Noldu âyâ” hem merak hem kaygı taşır; gelmeyen kişi sıradan sevgili değil “şâh-i cihan”dır. Aynı yüz “şems-i cihan” diye güneşe çevrilir, fakat bu büyük hükümdar/ışık gönlü gamda bırakmıştır; “eğlendi yâ” gecikmenin sebebini hüküm değil soru yapar.

  2. 2

    Gözlerim yollarda kaldı noldu âyâ gelmedi

    Bilsem âyâ niçün ol eğlendi yâ

    1Gözlerim yollarda kaldı; ne oldu acaba, gelmedi;

    2Bilsem acaba o keman kaşlı neden oyalandı?

    Gözlerin “yollarda kalması” bekleyişi bedendeki bakış organına yerleştirir; konuşan gelen yolu sürekli gözetir. “Bilsem âyâ niçün” bilgi arzusunu artırır, keman kaşlı sevgilinin oyalanma ihtimali yine kesin bir yer veya üçüncü kişi eklenmeden bırakılır.

  3. 3

    Her kaçan gelse efendim gönlümüz pür nûr olur

    Gamde iken gönlümüz hem şevk ile mesrûr olur

    1Efendim her ne zaman gelse gönlümüz ışıkla dolar;

    2Gamdayken gönlümüz coşkuyla sevinçli olur.

    Sevgilinin her gelişi gönlü “pür nûr” eder; varlık anı ışık dolumuna dönüşür. Gam içindeki kalbin şevkle “mesrûr” olması, aynı gönlün iki karşıt hâlini gelişi ekseninde değiştirir; sevgili hem aydınlatıcı hem duyguyu dönüştüren faildir.

  4. 4

    iken bu kalbimiz ma’mûr olur

    kameti serv-i revan eğlendi yâ

    1Toprakla bir olmuşken kalbimiz bayındır olur;

    2Ardıç boylu, servi yürüyüşlü güzel oyalandı mı?

    Kalp önce “hâk ile yeksân”, yani toprakla bir olmuş yıkıntıdır; geliş onu “ma’mûr” eder. Sevgilinin boyu ardıç ve serviyle iki ağaç üzerinden yükseltilir, ancak “eğlendi yâ” nakaratı bu dik ve canlı bedenin hâlâ görünmediğini hatırlatır.

  5. 5

    Çünki gönlüm düştü bir şâh-ı cihan gavgasına

    Zülf-i pür hamın görüp bend olmuşum sevdâsına

    1Gönlüm bir dünya şahının kavgasına düştü;

    2Çok kıvrımlı saçını görüp sevdasına bağlandım.

    Gönlün bir şahın “gavga”sına düşmesi aşkı barışçı hayranlıktan çekişme alanına taşır. “Zülf-i pür ham” çok kıvrımlı saçtır; konuşan bu kıvrımı görür görmez sevdasına “bend” olur, görsel şekil gerçek bağlanma eylemine dönüşür.

  6. 6

    Ol adû-yi bedlikanın bilmezem ığvâsı ne

    Dişleri dür lebleri sükker dehân eğlendi yâ

    1O kötü yüzlü düşmanın fitnesi nedir, bilmem;

    2Dişleri inci, dudakları şeker, ağız oyalandı mı [özne zinciri kapalı]?

    Rakibin “ığvâ”sı bilinmeyen fitnedir ve gecikmeye olası sebep olarak araya girer. İnci diş ile şeker dudak açık övgülerdir; fakat “dehân eğlendi yâ” zincirinde ağız, sevgili ve oyalanma ilişkisi kapanmaz, kaynak dışı özne eklenmez.

  7. 7

    Ey Ömer medh eyler isem medhe lâyık yeri var

    Mah-cemâlin üzre serpilmiş siyah benleri var

    1Ey Ömer, översem övgüye layık yeri var;

    2Ay yüzünün üstüne serpilmiş siyah benleri var.

    Ömer medhin haklı bir zemini olduğunu “medhe lâyık yeri var” diyerek savunur; övgü keyfi değildir. Ay yüz üzerine “serpilmiş” siyah benler, açık parlak zemin ile küçük koyu noktaları karşılaştırır ve güzelliği göksel bir yüzey gibi işler.

  8. 8

    Sana kurbân olsa bu âlem efendim yeri var

    Ruhleri gül kâkülü eğlendi yâ

    1Efendim, bu âlem sana kurban olsa yeridir;

    2Yanakları gül, kâkülü amber saçar; oyalandı mı?

    Bütün âlemin sevgiliye “kurbân” olması abartılı değeri en geniş varlık toplamıyla ölçer. Yanak gül, kâkül amber saçandır; renk ve koku portreyi tamamlar. Buna rağmen son soru tekrar gelir ve zengin medih cevapsız gecikmeyi çözemez.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.299 gövdesinde “Ey Ömer medh eyler isem medhe lâyık yeri var” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n299-F51980725E26. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.299, PDF 246–247; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirNûr-i akdem buldu kandil içre menzûl ibtidâÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

şâh-i cihan

Dünya şahı.

şems-i cihan

Dünya güneşi.

kaşı keman

Yay gibi kaşlı.

hâk ile yeksân

Toprakla bir, yıkılmış.

kaddi ar’ar

Ardıç gibi boylu.

zülf-i pür ham

Çok kıvrımlı saç.

adû-yi bedlika

Kötü yüzlü düşman.

anber feşân

Amber kokusu saçan.