Ol ki her sa'at gülerdi çeşm-i giryânım görüp
Acımasız sevgilinin bile ağladığı perişan hâli; yara, gökyüzü, güneş, ay ve suya düşen servi imgeleriyle büyütür, âşığı ayıplayanın sevgiliyi hiç görmediğini söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ol ki her sa'at gülerdi çeşm-i giryânım görüp
Ağlar oldu hâlime bî-rahm cânânım görüp
1Ağlayan gözümü görüp her saat gülen kişi
2hâlimi görünce ağlar oldu, o acımasız sevgilim.
- 2
Eyleyen ta'yin-i cezâ-yi müdâvâ derdime
Terk edip cem' etmedi hâl-i perîşânım görüp
1Derdime uygulanacak tedavinin karşılığını belirleyen kişi
2perişan hâlimi görünce tedaviyi bırakıp beni toparlamadı.
İkinci beyit tedaviyi yarıda bırakır: derde karşılık biçen kişi perişanlığı görünce toparlamaktan vazgeçer. Dağınıklığın onarılmaması, bakanın acımasından çok vazgeçişini gösterir.
- 3
Lâle-ruhlar göğsümün çâkine kılmazlar nazar
Hiç bir rahm eylemezler dâğ-i hicrânım görüp
1Lale yanaklılar göğsümdeki yarığa bakmazlar;
2ayrılık yaralarımı görünce hiçbiri acımaz.
Üçüncü beyit bakışları geri çevirir: lale yanaklılar göğüsteki yarığa bakmaz bile. Yara açıkta durduğu hâlde görülmemesi, redifin kurduğu görme-tepki zincirini ilk kez kırar.
- 4
Tut gözün ey çerhin ki devrin terk edip
Kalmasın hayrette çeşm-i gevher efşânım görüp
1Ey gönül dumanı, gökyüzünü gözet ki dönüşünü bırakıp
2cevher saçan gözümü görünce hayrette kalmasın.
Dördüncü beyit göğe seslenir ve bir koruma ister: gönül dumanı feleği gözetsin. Cevher saçan gözün karşısında feleğin dönmeyi bırakıp hayrete düşme ihtimali, ağlamanın etkisini evren ölçeğine taşır.
- 5
Pertev-i hur-şîd sanmam yerde kim devr-i felek
Yere urmuş âf-tâbın mâh-i tâbânım görüp
1Yerde gördüğüm şeyi güneş ışığı sanmam; felek
2parlak ayımı görünce güneşi yere vurmuş.
Beşinci beyit yerdeki ışığı reddeder: bu güneş parıltısı değil, göğün yere çarptığı güneştir. Gerekçe sevgilinin parlaklığıdır; karşılaştırma yenilgiyle biten bir yarışa dönüşür.
- 6
Suda aks-i serv sanmam kim koparıp bağ-bân
Suya salmış servini serv-i hırâmânım görüp
1Suda servi yansıması sanmam; bahçıvan
2salınan servimi görünce servisini koparıp suya atmış.
Altıncı beyit önceki kalıbı yineler ama nesneyi değiştirir: sudaki görüntü yansıma değil, koparılıp atılmış servidir. Bahçıvanın öfkesi, sevgilinin salınışıyla kurulan üstünlüğün karşılığıdır.
- 7
Ey Fuzûlî bil ki ol gül-'ârızı görmiş değil
Kim ki ayb eyler benim çâk-i girîbânım görüp
1Ey Fuzûlî, o gül yanaklıyı görmemiştir
2yakası yırtık hâlimi görüp beni ayıplayan kişi.
Makta ayıplayanı bilgisizlikle suçlar: yakası yırtık hâli kınayan kişi sevgiliyi görmemiştir. Redif son kez kullanılır ve görme, hüküm vermenin tek geçerli koşulu olarak öne sürülür.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 145266 numaralı sabit revizyonu 14 şiir dizesi içerir. Abdülhakim Kılınç'ın 2025 YEK Fuzûlî Dîvânı sınır, vezin ve aparat karşılaştırması sağlar: G32, basılı/PDF 394; sonraki başlık PDF 395. Vikikaynak sayfasının görünen başlığı şiirin matla dizesi değildir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla bir tavır değişimini bildirir: her saat gülen kişi artık ağlamaktadır. “Bî-rahm” nitelemesi buna rağmen değişmez; acımasız sayılanın ağlaması, hâlin ağırlığını dolaylı yoldan ölçer.