Ol Melek Sîmâya İmrendim Sen İmrenmez misin
Şair melek yüzlü, inci gibi eşsiz sevgilinin gözüne, dudağına ve ince beline hayran olur. Kirpikler kanlı neşter ve hançer gibi yaralar; şiir sonunda adını Ali diye açıklayıp onu Hayder-i Kerrâr’ın kahramanlığıyla birleştirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ol melek sîmâya imrendim sen imrenmez misin
imrendim sen imrenmez misin
1O melek yüzlüye imrendim; sen imrenmez misin?
2Sadefteki eşsiz inciye imrendim; sen imrenmez misin?
- 2
Kirpiğinden alıp sînem delip girbâl eder
Dîdesi tâtâra imrendim sen imrenmez misin
1Kirpiğinden ok alıp göğsümü delerek kalbura çevirir.
2Tatar gibi acımasız gözüne imrendim; sen imrenmez misin?
Kirpik oku göğsü kalbura çevirir, Tatar gözü de acımasız savaşçı imgesi taşır. Buna rağmen şair tam bu göze imrenir; yaralanma güzellikten vazgeçme gerekçesi değil, gücünün kanıtıdır.
- 3
Bir nazîri yok bu asrın âfet-i devrânıdır
Söylenen dillerde dâim izz ü nâmı şânıdır
1Bu çağda benzeri yoktur; devrin afetidir.
2Onuru, adı ve şanı dillerde sürekli söylenir.
Çağın benzersiz afeti, güzeller topluluğunun sultanı olur. Ad ve şanın dillerde dolaşması kişisel hayranlığı kamusal üne bağlar; sevgilinin üstünlüğü tek âşığın sözüyle sınırlı kalmaz.
- 4
Zümre-i mahbubların sertâcıdır sultânıdır
Kudret-i imrendim sen imrenmez misin
1Güzeller topluluğunun baş tacı ve sultanıdır.
2Örten Allah’ın kudretine imrendim; sen imrenmez misin?
Güzellik Allah’ın kudretinin eseri sayılır. Şair sevgiliye hayran olurken yaratma gücüne de imrenir; böylece beden övgüsü ilahî sanatın görünür sonucu olarak çerçevelenir.
- 5
Farkolunmaz la’l’-i nâbı sükkeri ma’cûnile
Esvedi müjgânlarının
1Saf yakut dudağı şekerli macundan ayırt edilmez.
2Kirpiklerinin karası kan dolu neşter gibidir.
Yakut dudak şekerli macunla, kara kirpik kanlı neşterle karşılaştırılır. Tatlılık ve keskinlik aynı yüzde yan yana gelir; sevgilinin sözü ya da öpüşü şifa ihtimali taşırken bakışı yaralar.
- 6
bıçağı cevheri altun ile
Hançer-i abdâra imrendim sen imrenmez misin
1Kıl inceliğindeki belinde cevheri altın bir bıçak vardır.
2Parlak hançere imrendim; sen imrenmez misin?
Kıl kadar ince belde altın cevherli bıçak bulunması güzelliğin merkezine silah yerleştirir. Parlak hançere imrenmek, âşığın tehlikeyi estetik nesne olarak kabul ettiğini gösterir.
- 7
Nil ile Ceyhun misâli tab’ımın aktı seli
Akl u fikrim aldı serden aşkıle der ki beli
1Yaradılışımın seli Nil ve Ceyhun gibi aktı.
2Aşk aklımı ve fikrimi başımdan aldı; basılı “der ki beli” sözünün konuşucusu açık değildir.
Nil ve Ceyhun gibi akan yaradılış seli duygunun taşkınlığını anlatır. Aşkın akıl ile fikri baştan alması, bu sel karşısında zihinsel denetimin kalmadığını açıklar.
- 8
Ey Ömer ismini sordum Şîr-i garrâ-yi Ali
imrendim sen imrenmez misin
1Ey Ömer, adını sordum: Ali adlı parlak aslanmış.
2Hayder-i Kerrâr’a imrendim; sen imrenmez misin?
Son iki dize sevgilinin adını Ali olarak verir ve onu parlak aslanla, Hayder-i Kerrâr’la birleştirir. Şiir güzellik hayranlığından kahramanlık ve dinî saygı alanına yükselerek kapanır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.485; görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer baskısındaki 485 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla, harfi harfine korunmuştur. Kaynak sürümü: ergun1936-n485-BE4730D0F055.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ol Perînin ârız-ı zîşânın öptüm ohşadımÂşık Ömer · Şiir→
Melek yüz ve sadefteki eşsiz inci sevgilinin hem ruhani hem maddi değerini kurar. “Sen imrenmez misin?” sorusu hayranlığı paylaşmaya çağırır; şair gördüğü üstünlüğün herkesçe kabul edilmesini bekler.