Oldu Dil Üftâdesi Sen Nevcivânın Sevdiğim
Genç sevgilinin tatlı diline kanan Ömer, verilen sözlerin bozulmasını ve rakibin seçilmesini anlatır; sevgilinin vicdanını, imanını ve vefasını doğrudan sorgular.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Oldu dil üftâdesi sen nevcivânın sevdiğim
Aldı aklım âkıbet tûtî lisânın sevdiğim
1Gönül sen genç sevgiliye tutuldu, sevdiğim;
2Sonunda tatlı dilin aklımı aldı, sevdiğim.
- 2
Bendeni ferdâya salmış şânına lâyık mıdır
Yâ benimle böyle mi ahd ü emânın sevdiğim
1Kulunu yarınlara bırakmak şanına yakışır mı?
2Bana verdiğin söz ve güvence böyle miydi, sevdiğim?
Sürekli yarına bırakılmak, açık ret yerine uzayan bir belirsizlik yaratır. Anlatıcı, verilen söz ve güvenceyi sevgilinin şanına yakışma ölçüsüyle ahlaki hesaba çeker.
- 3
Aldayup âvâre gönlüm yâ niçün aldın benim
Tatlı diller döküp evvel yüzüme güldün benim
1Avare gönlümü aldatarak neden aldın?
2Önce tatlı sözler döküp yüzüme güldün.
Gönlün alınması, önce tatlı söz ve gülüşle hazırlanmış bilinçli bir aldatma gibi anlatılır. Soru, sevgilinin neden bağ kurup sonra vazgeçtiğini cevaplamaya zorlar.
- 4
Yâr olup ağyâra âhır bağrımı deldin benim
Böyle imiş hubların bildim zamânın sevdiğim
1Sonunda rakibe sevgili olup bağrımı deldin;
2Bu çağın güzelleri böyleymiş, anladım, sevdiğim.
Rakibin seçilmesi bağrı delen son darbedir; “bu çağın güzelleri” genellemesi, tek kişinin davranışından bütün zamana ilişkin karamsar bir aşk hükmü çıkarır.
- 5
Vuslâtınla şâd olup gönlüm sezerdi bir zaman
Şimdi ye’s ü mâtem ile eylerim âh ü figan
1Gönlüm bir zamanlar kavuşmanla sevinip rahatlardı;
2Şimdi umutsuzluk ve yasla ah edip inliyorum.
Geçmiş kavuşmanın sevinci ile bugünkü yas karşılaştırılır. Aynı gönlün bir zamanlar rahatlayıp şimdi ah etmesi, sevgilinin değişen tavrını zaman içinde görünür kılar.
- 6
Andına ikrârına dilberlerin olmaz inan
Hep bilindi âşikâr oldu yalanın sevdiğim
1Güzellerin yeminine ve sözüne inanılmaz;
2Yalanın artık bütünüyle ortaya çıktı, sevdiğim.
Yemin ve ikrarın güvenilmezliği, özel ihaneti güzeller hakkında genel bir kurala dönüştürür; yalanın açığa çıkması artık kuşku değil, deneyimle kesinleşmiş hükümdür.
- 7
Gör beni hayretle koydun dilberâ yakmaz mısın
Kalbi Beytullah değil mi âşıkın bakmaz mısın
1Beni şaşkın bıraktın, ey güzel; hiç yanmaz mısın?
2Âşığın kalbi Allah’ın evi değil mi; hiç bakmaz mısın?
Şaşkın bırakılan âşık, sevgilide en küçük acıma belirtisini arar. “Yanmaz mısın?” sorusu, kendi iç yangınının karşı tarafta vicdani bir karşılık bulmasını ister.
- 8
Nice terk ettin beni sen Tanrı’dan korkmaz mısın
Yok mudur göğsünde bir zerre imânın sevdiğim
1Beni nasıl terk ettin; sen Tanrı’dan korkmaz mısın?
2Göğsünde bir zerre iman yok mu, sevdiğim?
Kalbin Beytullah sayılması, âşığın gönlüne kutsallık verir; onu görmezden gelmek Tanrı korkusu ve iman üzerinden sorgulanınca vefasızlık dinî-ahlaki bir soruna yükselir.
- 9
Derd-i aşkınla bilürsün oldu bu dil mübtelâ
Yâ niçün benden cüdâsın yâde oldun âşinâ
1Bu gönlün aşk derdinle tutulduğunu bilirsin;
2Öyleyse neden benden uzaksın, yabancıya yakın oldun?
Sevgilinin aşk hastalığını bilmesine rağmen yabancıya yakın olması, bilgisizlik mazeretini ortadan kaldırır. Uzaklık, bilinçli seçilmiş bir bağlılık ihlali olarak belirir.
- 10
Ben bilürüm Ömer’e sen bîvefâsın bîvefâ
Kimseden sormam senin yahşi yamanın sevdiğim
1Ben bilirim: Sen Ömer’e vefasızsın, vefasız;
2İyini kötünü kimseden sormam, sevdiğim.
Mahlaslı kapanışta Ömer başkasının hükmüne ihtiyaç duymaz; iyi ve kötüyü kendi deneyimiyle bildiğini söyleyerek sevgilinin vefasızlığını kesin ve kişisel karara bağlar.
Metnin kaynağı
Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 399; gövdede görünür Ömer mahlası doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 399; PDF 316; 10 birim/20 dize. Görünür Ömer mahlası ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Olmadın hemdem bana ey mehlika hoş âmedî hoşÂşık Ömer · Musammat→
Genç sevgiliye düşen gönül ile aklı alan tatlı dil, aşkın başlangıcını sözün çekiciliğine bağlar. Bedensel güzellikten önce konuşma, iradeyi elinden alan asıl güç olur.