Olup hürde dehrin hâr-ı nahl-i sâye-dârından
Gönül, dünyanın gölge veren ağacındaki dikenlerden incinip büyüklerin eteğinden umudunu çeker. Gül bile mihnetten yakasını yırtmıştır; hüner sahibi meyveli ağaç gibi olsa da zamanın sert rüzgârıyla daima sarsılır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
hâr-ı nahl-i sâye-dârından
Gönül dest-i ümîdi çekti dâmân-ı kibârından
-ı mihnettir bu bâğın verd-i handânı
Figân-ı bülbülünden yâ sirişk-i cûy-bârından
Aceb ser-hoş-ı câm-ı nahvet olmuş dîde-i şûhu
Beni mest etmeden sahbâ-yı lal-i hoş-güvârından
Dil-i nevmîde sîh-i tesellî neşe-bahş olsun
Tîr-i gam-hârlık-ı hum-hâne-i çarhın humârından
Çü nahl-i pür-semer ehl-i hüner bâğ-ı cihân içre
Hemîşe muztaribdir tünd-bâd-ı rûzgârından
Olur -ı kec-revi bir dem harâb ammâ
Yine müberrâ eder mirât-ı mâlim gubârından
Dil-i mahzûn enîs-i gurbet olmaz bî-sebeb Hikmet
Eder vahşet diyârından olan hürde yârinden
1Dünyanın gölge veren ağacının dikeninden incinince
2Gönül ümit elini büyüklerin eteğinden çekti.
3Bu bahçenin gülen gülü bile mihnetten yakasını yırtmıştır;
4Bülbülün feryadından mı, akan gözyaşından mı?
5Onun cilveli gözü kibir kadehiyle ne tuhaf sarhoş olmuş;
6Hoş içimli dudağının şarabıyla beni sarhoş etmeden önce.
7Ümitsiz gönülde teselli şişi neşe versin;
8Felek meyhanesinin dert paylaşan küpünün mahmurluğundan.
9Hüner sahibi, dünya bahçesinde meyve dolu fidan gibidir.
10Yine de zamanın sert rüzgârıyla daima sarsılır.
11Eğri yürüyen dokuz kat gök bir an yıkılır; ama
12Malımın aynasını yine tozundan arıtır.
13Ey Hikmet, hüzünlü gönül sebepsiz yere gurbete alışmaz.
14Yurdundan olan değersiz dosttan bile ürker.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şiir, bahçe imgesini güvenli bir yer olmaktan çıkarır: gölge ağacında diken, gülen gülde mihnet ve meyveli fidanda fırtına vardır. Sevgilinin gururlu bakışı sarhoştur; gönül teselliyi feleğin meyhanesinde arar. Son beyit gurbetin ürküntüsünü açıklar.