Berâ-yı Kal‘a-i Edirne
Edirne depreminde zarar gören kalenin Mahmûd Han tarafından onarılıp şehrin yeniden bayındır kılınması 1166 yılında tarihlenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Pādişāh-ı ĥażret-i Maĥmūd Ħān
Ĥaķ TeǾālā aña virmiş şevket-i şāhāneyi
1Dünyayı süsleyen padişah Hazret-i Mahmûd Han'a,
2Yüce Tanrı hükümdarlık görkemi vermişti.
- 2
Şehri maǾmūr eyledi bu ile
Her gören reşk eyledi bu
1Bu kaleyi onararak şehri bayındır etti;
2her gören bu mertçe gayrete imrendi.
Beyit övgüyü somut bir işe bağlar: şehrin bayındırlığı kalenin onarımından türetilir, yani sıfat değil sebep-sonuç kurulur. İkinci dize tanığı devreye sokar — ‘her gören’ ifadesi eseri görülebilir, dolayısıyla doğrulanabilir kılar; imrenme bu tanıklığın karşılığıdır.
- 3
Edrine şehrinde vāķıǾ bā-emr-i Ĥaķ
itdi her kāşāneyi
1Tanrı'nın emriyle Edirne'de meydana gelen deprem,
2her yapıyı haraplıktan pay sahibi etti.
Depremin sebebi Hakk'ın emri sayılınca yıkım suçlanacak bir şey olmaktan çıkar. Asıl buluş ikinci dizededir: harabiyet bir pay gibi dağıtılır ve her kâşâne bu paydan hissedar olur. Ticaret dilinden alınan ‘hisse’ sözcüğü felaketi tek tek yapılara bölüştürür.
- 4
Nažįrā cevherį tārįħidür
Şāh Maĥmūd eyledi nev ķalǾayı ŧop-ħāneyi
1Ey Nazîr, dört rüknüyle noktalı harfli tarihtir:
2Şah Mahmûd kaleyi ve tophaneyi yeniledi.
Makta okuru hesaba çağırır: ‘cevherî tarih’ yalnız noktalı harflerin sayıldığı bir düşürme yöntemidir, ‘dört rükün’ de o hesabın çatısını gösterir. Tarih dizesi yalnız kaleyi değil tophaneyi de anar; onarım böylece savunma yapısıyla birlikte tamamlanmış sayılır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e8807444-8be2-473b-8401-17fe7c7cc29b:tarih55-pdf1005; Târihler no.55, basılı 960/gerçek PDF 1005, basılı yıl 1166; ayrı numaralı tam kayıt. CC BY profile-adjacent, PDF içine gömülü değil.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Pįşvā-yı ehl-i Ǿirfāndan yine ĥayf u dirįġNazîr İbrahim · Tarih Manzumesi→
Manzume adı ve unvanı arka arkaya dizerek açılır: ‘âlem-ârâ’ sıfatı padişahı dünyayı süsleyen kişi yapar. İkinci dize bu görkemin kaynağını insana değil Hakk'a bağlar; ‘virmiş’ fiili şevketi kazanılmış bir başarı değil, verilmiş bir emanet gibi sunar.