Penek kazasında bağlar seyrinde
Penek bağlarında görülen kınalı gelin, kırmızı örtüsü, servi boyu ve nazlı yürüyüşüyle anlatılır. Bülbülün bile gülü terk etmesine yol açan bu güzellik, şairi ela gözle yakar; gelinin nazla bağlardan ayrılışı ve tatlı konuşması şiirin sonuna kadar sürer.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
kazasında bağlar seyrinde
Bir gelin seyrettim eller kınalı
1Penek kazasında bağları gezerken,
2Elleri kınalı bir gelin gördüm.
- 2
Al örtünmüş servi kamette
Yakışmış o boya beller kınalı
1Kırmızı örtü örtünmüş, servi boyluydu.
2Kınalı beller o boya yakışmıştı.
Kırmızı ihram servi boyu renk ve biçimde öne çıkarırken ikinci dize baskıdaki ‘beller kınalı’ yüzeyini doğrudan korur. Kına ellere sessizce taşınmaz; gelinin beli ve bütün görünüşü törensel bir renk uyumu içinde sunulur.
- 3
Nazlısın hangi can için
Münasipsin vezir için han için
1Nazlı ve narinsin; hangi can için süslendin?
2Bir vezire ya da hana uygunsun.
‘Hangi can için’ sorusu gelinin süslenişine bir muhatap arar; vezir ve han anılması güzelliğin yüksek mevkiye yaraştığı övgüsüdür. Şair kendisini açıkça aday göstermeden hayranlığını büyütür.
- 4
Bülbül terkeylemiş gülü sen için
Her bastıkça yerler kınalı
1Bülbül senin için gülü terk etmiş.
2Her adım attığında yerler kınalanıyor.
Bülbülün gülü terk etmesi geleneksel güzellik ölçüsünün değiştiğini gösterir. Gelinin her adımda yeri kınalaması, elindeki rengin bütün çevreye yayıldığı abartılı ve hareketli bir görüntüdür.
- 5
SÜMMANÎ matetti şirin sözile
Yaktı beni yârim elâ göz ile
1Sümmânî tatlı sözüyle onu övdü.
2Sevgilim ela gözüyle beni yaktı.
Sümmânî mahlasını övgü fiiliyle birlikte söylerken şiirin kendi işini de tarif eder. Ela gözün yakması, tatlı sözün yumuşaklığına karşı sevgilinin bakışında bulunan güçlü ve acı verici etkidir.
- 6
Bağlardan azmetmiş yüz bin naz ile
danışır diller kınalı
1Bağlardan yüz bin nazla ayrılmış.
2Konuşan dilleri bile kınalı gibidir.
Gelinin bağlardan yüz bin nazla ayrılması karşılaşmayı bitirir, fakat tekellüm eden dilin kınalı oluşu renk imgesini söze taşır. Böylece kına elden yere, son olarak da sevgilinin konuşmasına yayılır.
Metnin kaynağı
Basılı bölüm başlığı ve gövdedeki görünür Sümmânî mahlası birlikte doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Sadettin Nüzhet Ergun’un 1938 Halk Edebiyatı Antolojisi içindeki Sümmânî bölümü, 2 numaralı metin: 12 özgün dize ve 6 iki dizelik birim basılı sırayla korunmuştur. Sabit kaynak sürümü ergun1938-summani-n2-5A57334E6282.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Tevbekâr ol gönül tarikten çıkmaSümmânî · Koşma / halk şiiri (kaynak stanza düzeni korunmuştur)→
Yer adıyla açılan şiir, güzelliği soyut bir masala değil Penek’in gerçek bağ gezisine yerleştirir. Kınalı eller gelinin toplumsal durumunu ve karşılaşma anındaki canlı rengi ilk bakışta bildirir.